Serdar ARSEVEN
Köşe Yazarı
Serdar ARSEVEN
 

Aile... Çöküş!

ZİNA yasallaşırsa aile çöker. İçki yasallaşırsa toplum çöker. Kumar yasallaşırsa nesiller çöker. Rüşvet sıradanlaşırsa devlet sistemi çöker. Torpil ve iltimas sıradanlaşırsa bürokrasi çöker. *** Devletler, toplumlar böyle böyle çöker. Mesele “maddi imkânlar” meselesi değildir aslında. Bugün fakir olursunuz yarın zengin. Bugün çok servetiniz olur, yarın beş kuruşunuz kalmayabilir. Devletleri, toplumları çürüten maddiyat alanındaki yetersizlikler değil, maneviyat alanındaki çöküşlerdir. *** Bir Devlet, aile yapısı güçlüyse sağlam temeller üzerindedir. Aile o kadar önemlidir ki… Sağlıklı aile yapısına sahip olmak o kadar önemlidir ki… Orayı kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz. Kadının erkekleştiği, erkeğin kadınlaştığı toplumların çökmesi kaçınılmazdır! Hiçbir “normal” kadın, kadınlaşmış erkekle birlikte olmak istemez. Hiçbir "normal" erkek “adama dönmüş” kadınla birlikte olmak istemez.   Toplumları çökertmek istiyorsan, oradaki kadınları erkeğe, erkekleri ise kadına benzeteceksin! Bunu yaparsan evlerde ne anne kalır ne de baba! Ne gelenek kalır, ne de görenek. Kız çocukları (öncelikle) annelerini, erkek çocukları ise babalarını örnek alarak gelişirler. Eve haram lokma getiren bir babanın evlâdı büyük ihtimalle aynı yolun yolcusu olacaktır. Pasaklı bir annenin kızının, tertipli düzenli bir yetişkin olma ihtimali düşüktür. “Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.” Bu bir gerçektir. Annesinin özellikleri, kızı hakkında önemli ölçüde fikir verir. Âlimden zâlim, zâlimden âlim doğabilir ama bu istisnai bir durumdur. Düzgün ailelerde hareketler, tavırlar, duruşlar, ilişkiler belli esaslara bağlıdır. Erkekler kadınlarına, kadınlar erkeklerine hakaret etmezler. Erkekler kadınlarının, kadınlar erkeklerinin hukuklarını çiğnememeye özen gösterirler. Erkekler, kadınlarını öne sürmezler. Kadınlar, öne çıkmak için uğraşmazlar. Herkes kendi yerinde güçlüdür, roller değişirse güç de elden gider. Eve tamirci geldiğinde, erkek içeride otururken kadının ilgilenmesi yakışıksız bir durum olur. Çocuklar düzgün ailelerdeki rol paylaşımını bebekliklerinden itibaren belleklerine kazırlar. “Haydi çocuklar, yemeğe!” çağrısı anneden beklenir, evin elektrik tesisatı arıza yaptığında halletmek, hallettirmek de babadan. Ailelerde dedenin, ninenin büyük saygınlıkları vardır. Amca baba, teyze ise anne yarısıdır. Baba öldüğünde, aileye sahip çıkmak en büyük erkek çocuğun, amcanın vazifesidir. Kadın parası olsa da sahip çıkılmak ister. Babası ölen çocuğa yetimlik duygusunu mümkün olduğunca az hissettirmek; anne kadar dedenin, ağabeyin, amcanın, dayının da görevidir. Bizde bunlar dağıldı. Yazının girişinde belirttiğimiz sıkıntıların alayı da normal karşılanır oldu. Bir yerde “tanıdığın” olmayınca işin görülmüyor büyük ihtimalle. Devlete kapak atmak isteyenler, bir yandan sınavlara diğer yandan da torpil arayışlarına yöneliyor. İnsanlar adaleti mumla arıyor her yerde, altta kalanın canı çıkıyor da kimse dönüp bakmıyor. Sokaklarda kafa göz patlatanlar, ertesi gün aynısını başkalarına yapabilecek halde, sokaklara salınıyor. Öğretmenlerimiz okullardaki şiddet eğiliminin gittikçe artmasından ve yaygınlaşmasından şikâyetçi… Öğrencilerinden, öğrenci yakınlarından ya da arkadaşlarından dayak yeme endişesini taşıyor birçok eğitimcimiz. Uzmanlar bu işin gittikçe kötüye gittiğini söylüyorlar ama doğrusu bu işlerin düzelmesi için pek bir şey yapıldığı da yok. Prof.Dr. Nevzat Tarhan’ı dinledim geçen gün. “Eskiden seküler ailelerin çocukları dindarlığa yönelirdi, şimdi ise dindar bildiğimiz ailelerin çocukları dinden uzaklaşıyor!” özetli tesbitleri vardı. Bir de, “Bizdeki düzenlemeler aileyi korumayı değil, ailenin dağılmasını teşvik ediyor!” özetli cümleleri de dikkatimi çekti. Hal böyle… Bu gidişi tersine döndürecek hangi adımlar atılıyor acaba? Herkesin cevabını bildiği bir soru! Sosyal medyada iktidara tam destek veren bir “fenomen” var: Zeki Bahçe. Geçen gün “yorum yapmadan” bir mesaj paylaşmış. O mesajla bitirelim: “Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Doğurganlık düşmeye devam ederse 20 sene sonra belki askere gidecek genç bulamayacağız.”
Ekleme Tarihi: 31 Temmuz 2025 -Perşembe

Aile... Çöküş!

ZİNA yasallaşırsa aile çöker. İçki yasallaşırsa toplum çöker.

Kumar yasallaşırsa nesiller çöker.

Rüşvet sıradanlaşırsa devlet sistemi çöker.

Torpil ve iltimas sıradanlaşırsa bürokrasi çöker.

***

Devletler, toplumlar böyle böyle çöker.

Mesele “maddi imkânlar” meselesi değildir aslında.

Bugün fakir olursunuz yarın zengin.

Bugün çok servetiniz olur, yarın beş kuruşunuz kalmayabilir.

Devletleri, toplumları çürüten maddiyat alanındaki yetersizlikler değil, maneviyat alanındaki çöküşlerdir.

***

Bir Devlet, aile yapısı güçlüyse sağlam temeller üzerindedir.

Aile o kadar önemlidir ki…

Sağlıklı aile yapısına sahip olmak o kadar önemlidir ki…

Orayı kaybederseniz her şeyinizi kaybedersiniz.

Kadının erkekleştiği, erkeğin kadınlaştığı toplumların çökmesi kaçınılmazdır!

Hiçbir “normal” kadın, kadınlaşmış erkekle birlikte olmak istemez.

Hiçbir "normal" erkek “adama dönmüş” kadınla birlikte olmak istemez.

 

Toplumları çökertmek istiyorsan, oradaki kadınları erkeğe, erkekleri ise kadına benzeteceksin!

Bunu yaparsan evlerde ne anne kalır ne de baba!

Ne gelenek kalır, ne de görenek.

Kız çocukları (öncelikle) annelerini, erkek çocukları ise babalarını örnek alarak gelişirler.

Eve haram lokma getiren bir babanın evlâdı büyük ihtimalle aynı yolun yolcusu olacaktır.

Pasaklı bir annenin kızının, tertipli düzenli bir yetişkin olma ihtimali düşüktür.

“Anasına bak kızını al, kenarına bak bezini al.”

Bu bir gerçektir.

Annesinin özellikleri, kızı hakkında önemli ölçüde fikir verir.

Âlimden zâlim, zâlimden âlim doğabilir ama bu istisnai bir durumdur.

Düzgün ailelerde hareketler, tavırlar, duruşlar, ilişkiler belli esaslara bağlıdır.

Erkekler kadınlarına, kadınlar erkeklerine hakaret etmezler.

Erkekler kadınlarının, kadınlar erkeklerinin hukuklarını çiğnememeye özen gösterirler.

Erkekler, kadınlarını öne sürmezler.

Kadınlar, öne çıkmak için uğraşmazlar.

Herkes kendi yerinde güçlüdür, roller değişirse güç de elden gider.

Eve tamirci geldiğinde, erkek içeride otururken kadının ilgilenmesi yakışıksız bir durum olur.

Çocuklar düzgün ailelerdeki rol paylaşımını bebekliklerinden itibaren belleklerine kazırlar.

“Haydi çocuklar, yemeğe!” çağrısı anneden beklenir, evin elektrik tesisatı arıza yaptığında halletmek, hallettirmek de babadan.

Ailelerde dedenin, ninenin büyük saygınlıkları vardır.

Amca baba, teyze ise anne yarısıdır. Baba öldüğünde, aileye sahip çıkmak en büyük erkek çocuğun, amcanın vazifesidir.

Kadın parası olsa da sahip çıkılmak ister.

Babası ölen çocuğa yetimlik duygusunu mümkün olduğunca az hissettirmek; anne kadar dedenin, ağabeyin, amcanın, dayının da görevidir.

Bizde bunlar dağıldı.

Yazının girişinde belirttiğimiz sıkıntıların alayı da normal karşılanır oldu.

Bir yerde “tanıdığın” olmayınca işin görülmüyor büyük ihtimalle.

Devlete kapak atmak isteyenler, bir yandan sınavlara diğer yandan da torpil arayışlarına yöneliyor.

İnsanlar adaleti mumla arıyor her yerde, altta kalanın canı çıkıyor da kimse dönüp bakmıyor.

Sokaklarda kafa göz patlatanlar, ertesi gün aynısını başkalarına yapabilecek halde, sokaklara salınıyor.

Öğretmenlerimiz okullardaki şiddet eğiliminin gittikçe artmasından ve yaygınlaşmasından şikâyetçi…

Öğrencilerinden, öğrenci yakınlarından ya da arkadaşlarından dayak yeme endişesini taşıyor birçok eğitimcimiz.

Uzmanlar bu işin gittikçe kötüye gittiğini söylüyorlar ama doğrusu bu işlerin düzelmesi için pek bir şey yapıldığı da yok.

Prof.Dr. Nevzat Tarhan’ı dinledim geçen gün.

“Eskiden seküler ailelerin çocukları dindarlığa yönelirdi, şimdi ise dindar bildiğimiz ailelerin çocukları dinden uzaklaşıyor!” özetli tesbitleri vardı.

Bir de, “Bizdeki düzenlemeler aileyi korumayı değil, ailenin dağılmasını teşvik ediyor!” özetli cümleleri de dikkatimi çekti.

Hal böyle…

Bu gidişi tersine döndürecek hangi adımlar atılıyor acaba?

Herkesin cevabını bildiği bir soru!

Sosyal medyada iktidara tam destek veren bir “fenomen” var:

Zeki Bahçe.

Geçen gün “yorum yapmadan” bir mesaj paylaşmış.

O mesajla bitirelim: “Aile Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş: Doğurganlık düşmeye devam ederse 20 sene sonra belki askere gidecek genç bulamayacağız.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi