Serdar ARSEVEN
Köşe Yazarı
Serdar ARSEVEN
 

CHP iktidar olabilir mi?

Yerel seçim muhalefet partileri için önemli fırsatlar sunar. Vatandaş, yerel seçimi iktidarı uyarmak için büyük bir imkân olarak görür. Memnuniyetsizliklerini “sarı kart” göstererek ifade eder ve “Böyle devam edersen bunun kırmızısı da var!” uyarısında bulunur. İçinde bulunduğumuz “Türk Tipi Başkanlık Modeli”nde genel seçim fazla önemsenmez, neredeyse bütün ağırlık Cumhurbaşkanlığı seçimindedir. İş oraya gelince, vatandaş bir kere on kere değil bin kere düşünür. Vereceği karar ülkesinin ve kendisinin bugününü, yarınını doğrudan etkileyecektir. Vatandaş “radikal” değişimlerden çekinir. Maceraya girmek istemez. Muhalefetin vaatleri kâğıt üzerindedir, iktidarın yaptıkları, yapamadıkları ise ortadadır. İktidar bilinendir, muhalefet meçhul. İnsanlar, biraz engebeli de olsa, nelerle karşılaşacağını bildikleri yoldan gitmeyi tercih ederler. Onun için de “En iyi yol bildiğin yoldur!” cümlesi genellikle kabul görür. Geçtiğimiz günlerde Halk TV adlı CHP’ye tam destek veren kanalda, “Vatandaş böylesine geçim sıkıntısı çekerken biz halâ iktidarın iddiasından bahsedebiliyorsak durum vahim demektir!” yollu lâflar işittim. Yorumculara göre Ana Muhalefet Partisi bu şartlarda hem Cumhurbaşkanlığı hem de genel seçim anketlerinde açık ara önde olmalıydı. Evet, kâğıt üzerinde öyle ama gerçekler çok farklı. CHP ve diğer muhalefet partileri ülkenin devasa sorunlarına çözümler üretebilecekleri, vatandaşı ekonomik bakımdan rahatlatabilecekleri ümidini veremiyor. Net alternatif çıkmıyor ortaya. Sayın Erdoğan AK Parti’yi kurduğunda tablo çok netti. Ülkeyi içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkartabilecek yegane siyasi oluşum AK Parti’ydi. Seçimi açık ara kazanacağından kimsenin şüphesi yoktu. Muhalefet paramparçaydı ve “İkinci sıradaki CHP barajı aşamaz da AK Parti Meclis’te tek kalırsa ne olur?” tartışması bile yapılıyordu. O zamanın iktidara yürüyen muhalefet partisinin, AK Parti’nin durumu buydu. Bugünkü CHP ise iktidara yürüyüş sinyalleri veremiyor. Yerel seçimde elde ettiği “büyük başarı”yı yarınlara taşıyacak lideri de yok, kadrosu da, hazırlığı da, heyecanı da, birlik ve beraberliği de… Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP” modelinde parti bir ölçüde “sağa” açıldı, 6’lı masa oluşumuyla bu açılım iyice ete kemiğe büründü. Masadaki “sağ” eğilimli partiler, CHP listelerinden birçok vekillik edindi. Giden CHP’den gitti. CHP tabanı ve partiye yıllar yılı emek verenler bu durumdan büyük rahatsızlık duydu. Bu rahatsızlık “yerel seçim” mağlubiyetini de getirebilirdi ama başta emekliler olmak üzere milyonlarca vatandaşın iktidara “sarı kart gösterme” arzusu ağır bastı. AK Parti seçmenin önemli bir bölümü sandığa gitmedi, gidenlerin oylarının hatırı sayılır kısmı da farklı partilere dağıldı. Böylece Ak Parti bir yerel seçim daha kaybetmiş oldu. Bir önceki yerel seçim başarısını Cumhurbaşkanlığı seçimine taşıyamayan Ana Muhalefet bu kez ne yapacaktı? Oylarını muhafaza edebilecek dahası yükseltebilecek miydi? Kasım 2027’de yapılacakmış gibi görünen Cumhurbaşkanlığı seçimine epeyce vakit var, o zamana kadar köprünün altından çok sular akar ama bugünkü tablo bize CHP’nin vatandaşa “ümit veremediğini” gösteriyor. Ümit verebilmiş olsaydı, Halk TV’de de ifade edildiği gibi açık ara önde olması gerekirdi. Oysa görüyoruz ki bilhassa emeklilerin umduklarını bulamadıkları ve çok tepkili oldukları bir dönemde bile “kafa kafaya” durumu var. Bildiğiniz gibi, Genel Başkan Özgür Özel koltuğa büyük ölçüde Ekrem İmamoğlu’nun gayreti, organizasyonu sayesinde oturdu. İmamoğlu, malûm davalardan dolayı içeri girince yük omuzlarında kaldı Özgür Özel, partinin enerjisini sokaktaki vatandaşın sorunları ve çözüm projeleri yerine Silivri’ye kanalize etti. Davaların altında kaldı, iş yargılanan parti mensuplarına sahip çıkmanın çok ötesine geçti, koskoca partiyi “davalardan” başka bir şeyle uğraşmaz hale getirdi. CHP ülkenin ve sokaktaki vatandaşın gündemindeki konulara da ilgi gösteriyormuş gibi yapmaya çalıştı ama “Silivri gündemi” hepsini bastırdı. Parti, dengeli bir politika çizgisi takip edemedi. Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın partiden kopuş sürecinde yaşananlar da Sayın Özgür Özel’in “öfkesini kontrol edemediğini” gösterdi. Sayın Özel, defalarca seçim kazanmış ve liderliği tescillenmiş bir genel başkan olsaydı, öfke kontrolünü sağlayamaması bir ölçüde anlayışla karşılanabilirdi ama daha yolun başında, bir ilçe belediye başkanını muhatap alarak hakaretler yağdırması… İşin içine “anayı, babayı” da katması hiç olmadı! Şimdilerde CHP’deki radikaller, Özelciler, “Az bile söyledi!” diyor. Bu “gaz verişler” Sayın Genel Başkan’ın hoşuna gidiyor olabilir ama…     Böylesine “haşin” görüntüler sergilemenin vatandaştaki “risk almama” eğilimini arttırabileceği de ortadadır. Partinin içi “karmakarışık” ise ve mevcut ekibin bir CHP’yi bile doğru dürüst yönetemediği gittikçe daha fazla söylenir olmuşsa… Böyle bir partinin koskoca ülkeyi nasıl yöneteceği gittikçe daha fazla sorgulanır. CHP’nin biraz sakinleşmesi gerekiyor ama… Verilen mesajlar gittikçe hırçınlaşacağını ve sertleşeceğini gösteriyor. * Bizim vatandaşın “aşırılıklardan” hoşlanmadığını bilmeyen var mı?
Ekleme Tarihi: 12 Şubat 2026 -Perşembe

CHP iktidar olabilir mi?

Yerel seçim muhalefet partileri için önemli fırsatlar sunar.

Vatandaş, yerel seçimi iktidarı uyarmak için büyük bir imkân olarak görür.

Memnuniyetsizliklerini “sarı kart” göstererek ifade eder ve “Böyle devam edersen bunun kırmızısı da var!” uyarısında bulunur.

İçinde bulunduğumuz “Türk Tipi Başkanlık Modeli”nde genel seçim fazla önemsenmez, neredeyse bütün ağırlık Cumhurbaşkanlığı seçimindedir.

İş oraya gelince, vatandaş bir kere on kere değil bin kere düşünür.

Vereceği karar ülkesinin ve kendisinin bugününü, yarınını doğrudan etkileyecektir.

Vatandaş “radikal” değişimlerden çekinir.

Maceraya girmek istemez.

Muhalefetin vaatleri kâğıt üzerindedir, iktidarın yaptıkları, yapamadıkları ise ortadadır.

İktidar bilinendir, muhalefet meçhul.

İnsanlar, biraz engebeli de olsa, nelerle karşılaşacağını bildikleri yoldan gitmeyi tercih ederler.

Onun için de “En iyi yol bildiğin yoldur!” cümlesi genellikle kabul görür.

Geçtiğimiz günlerde Halk TV adlı CHP’ye tam destek veren kanalda, “Vatandaş böylesine geçim sıkıntısı çekerken biz halâ iktidarın iddiasından bahsedebiliyorsak durum vahim demektir!” yollu lâflar işittim.

Yorumculara göre Ana Muhalefet Partisi bu şartlarda hem Cumhurbaşkanlığı hem de genel seçim anketlerinde açık ara önde olmalıydı.

Evet, kâğıt üzerinde öyle ama gerçekler çok farklı.

CHP ve diğer muhalefet partileri ülkenin devasa sorunlarına çözümler üretebilecekleri, vatandaşı ekonomik bakımdan rahatlatabilecekleri ümidini veremiyor.

Net alternatif çıkmıyor ortaya.

Sayın Erdoğan AK Parti’yi kurduğunda tablo çok netti.

Ülkeyi içinde bulunduğu sıkıntılı durumdan çıkartabilecek yegane siyasi oluşum AK Parti’ydi.

Seçimi açık ara kazanacağından kimsenin şüphesi yoktu.

Muhalefet paramparçaydı ve “İkinci sıradaki CHP barajı aşamaz da AK Parti Meclis’te tek kalırsa ne olur?” tartışması bile yapılıyordu.

O zamanın iktidara yürüyen muhalefet partisinin, AK Parti’nin durumu buydu.

Bugünkü CHP ise iktidara yürüyüş sinyalleri veremiyor.

Yerel seçimde elde ettiği “büyük başarı”yı yarınlara taşıyacak lideri de yok, kadrosu da, hazırlığı da, heyecanı da, birlik ve beraberliği de…

Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Yeni CHP” modelinde parti bir ölçüde “sağa” açıldı, 6’lı masa oluşumuyla bu açılım iyice ete kemiğe büründü.

Masadaki “sağ” eğilimli partiler, CHP listelerinden birçok vekillik edindi.

Giden CHP’den gitti.

CHP tabanı ve partiye yıllar yılı emek verenler bu durumdan büyük rahatsızlık duydu.

Bu rahatsızlık “yerel seçim” mağlubiyetini de getirebilirdi ama başta emekliler olmak üzere milyonlarca vatandaşın iktidara “sarı kart gösterme” arzusu ağır bastı.

AK Parti seçmenin önemli bir bölümü sandığa gitmedi, gidenlerin oylarının hatırı sayılır kısmı da farklı partilere dağıldı.

Böylece Ak Parti bir yerel seçim daha kaybetmiş oldu.

Bir önceki yerel seçim başarısını Cumhurbaşkanlığı seçimine taşıyamayan Ana Muhalefet bu kez ne yapacaktı?

Oylarını muhafaza edebilecek dahası yükseltebilecek miydi?

Kasım 2027’de yapılacakmış gibi görünen Cumhurbaşkanlığı seçimine epeyce vakit var, o zamana kadar köprünün altından çok sular akar ama bugünkü tablo bize CHP’nin vatandaşa “ümit veremediğini” gösteriyor.

Ümit verebilmiş olsaydı, Halk TV’de de ifade edildiği gibi açık ara önde olması gerekirdi.

Oysa görüyoruz ki bilhassa emeklilerin umduklarını bulamadıkları ve çok tepkili oldukları bir dönemde bile “kafa kafaya” durumu var.

Bildiğiniz gibi,

Genel Başkan Özgür Özel koltuğa büyük ölçüde Ekrem İmamoğlu’nun gayreti, organizasyonu sayesinde oturdu.

İmamoğlu, malûm davalardan dolayı içeri girince yük omuzlarında kaldı

Özgür Özel, partinin enerjisini sokaktaki vatandaşın sorunları ve çözüm projeleri yerine Silivri’ye kanalize etti.

Davaların altında kaldı, iş yargılanan parti mensuplarına sahip çıkmanın çok ötesine geçti, koskoca partiyi “davalardan” başka bir şeyle uğraşmaz hale getirdi.

CHP ülkenin ve sokaktaki vatandaşın gündemindeki konulara da ilgi gösteriyormuş gibi yapmaya çalıştı ama “Silivri gündemi” hepsini bastırdı.

Parti, dengeli bir politika çizgisi takip edemedi.

Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın partiden kopuş sürecinde yaşananlar da Sayın Özgür Özel’in “öfkesini kontrol edemediğini” gösterdi.

Sayın Özel, defalarca seçim kazanmış ve liderliği tescillenmiş bir genel başkan olsaydı, öfke kontrolünü sağlayamaması bir ölçüde anlayışla karşılanabilirdi ama daha yolun başında, bir ilçe belediye başkanını muhatap alarak hakaretler yağdırması…

İşin içine “anayı, babayı” da katması hiç olmadı!

Şimdilerde CHP’deki radikaller, Özelciler, “Az bile söyledi!” diyor.

Bu “gaz verişler” Sayın Genel Başkan’ın hoşuna gidiyor olabilir ama…

 
 

Böylesine “haşin” görüntüler sergilemenin vatandaştaki “risk almama” eğilimini arttırabileceği de ortadadır.

Partinin içi “karmakarışık” ise ve mevcut ekibin bir CHP’yi bile doğru dürüst yönetemediği gittikçe daha fazla söylenir olmuşsa…

Böyle bir partinin koskoca ülkeyi nasıl yöneteceği gittikçe daha fazla sorgulanır.

CHP’nin biraz sakinleşmesi gerekiyor ama…

Verilen mesajlar gittikçe hırçınlaşacağını ve sertleşeceğini gösteriyor.

*

Bizim vatandaşın “aşırılıklardan” hoşlanmadığını bilmeyen var mı?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi