Serdar ARSEVEN
Köşe Yazarı
Serdar ARSEVEN
 

Sizin oralarda usta var mı?

BİZİM buralarda ustayı bulabilene, hele iyi ustayı bulabilene aşk olsun. Bizim buralar Kastamonu. Yaz aylarında fırsat buldukça memlekete kaçıyor, nefes almaya çalışıyoruz. Ne yazık ki… Gazetecinin “izni, tatili” olmuyor… Gittiğiniz yerlerde sizi yakalayanlar, hele hele siyaset dünyasını yakından tâkip ettiğinizi biliyorlarsa, şöyle bir “Bu işlerin sonu ne olacak?” diyerek lâfa girip gidişâtı değerlendirmenizi istiyorlar. Kastamonu’nun köylerinde yüksek siyaset yapılır, büyük meseleler konuşulur azizim. Buralarda “Trump döneminin Türkiye’ye etkileri” bile soruldu bana. Hatta “Trump- Elon Musk” kavgasının ne gibi sonuçlara yol açacağını bile sorunlar oldu. O kadar yani. Ben ise konuyu hep “günlük hayata” taşımaya çalıştım. Mesela… “Buralardaki usta sıkıntısının sebepleri” hakkında neler düşündüklerini sordum. Gerçekten de büyük bir “usta krizi” var buralarda.   Evinizde gideremeyeceğiniz bir arıza çıksa usta bulamıyorsunuz. Koca ilçelerde birkaç elektrik, su tesisatı ustası var, onlar da kapanın elinde kalıyor. Ustadan randevu istediğinizde en az iki hafta sonrasına gün veriyor. İki göz ev yaptırmak isteyenler, hatta müstakil tapulu arazilerinin üzerine bir küçük konteyner kondurup toprakla ilgilenmek isteyenler Devlet’in koyduğu bir sürü engeli aşmak mecburiyetinin yanı sıra “usta” bulma sıkıntısıyla da karşılaşıyorlar. Devlet engelleri faslından bir not. Bir arkadaş arazisine şöyle karı koca kafayı sokabilecekleri büyüklükte, yani ufacık bir “konteyner” oturtmak istemiş… Elinde işe başlamadan yapılması gerekenler listesi: Statik, Zemin Etüd, Laboratuar Çalışmaları (Fotoğraflarla ayırma, röntgen, karot, çeki deneyi vb.), Statik Röleve Projesi, Temel İçin Teknik Rapor (programda statik çizilerek teknik raporda açıklama yapılmalı), Mimari Röleve Projesi… Böyle bir liste. Arazisine ufacık konteyner koydurmak isteyen vatan evlâdı; bir mimar, bir inşaat mühendisi, bir harita mühendisi bulacak… Her yere, her yere para bayılacak… Aylarca uğraşacak. (Burada şu aksaklık, bu aksaklık derken üç yıl uğraşanları da gördüm!)… Şöyle kabataslak bir hesapla; en az 1 milyon lira gidiyor, tek gözlü, kafa sokulabilecek kadar bir konteyner (teneketen ev) için… Kamu Otoritesi sağ olsun adeta “Köylerden uzak durun!” diyor vatandaşlara… Konumuz “usta sıkıntısı”ydı değil mi? Aslında o da “proje”nin içinde. Evrak işlerini halletsen bile usta işini çözebilmen çok zor. Çünkü usta kapanın elinde kalıyor. Böyle olunca da, ustalar istedikleri fiyatı çekebiliyor. Onlarda kabahat aramak da yersiz zira az bulunanın ve çok talep görenin fiyatının yükselmesi “serbest piyasa ekonomisi”nin gereği. Bu işler öyle işler ki… Taaa başından kopuyor film. Siz tutup da mecburi eğitimi 12 yıla çıkartır ve her bir köşeye yerleştirdiğiniz üniversitelerin kapılarını ardına kadar açarsanız… Gençleri buralara yönlendirir ve üniversite öğrencisi sayısı bakımından Almanya’yı bile “kıskandıracak” kadar yüksek, çok yüksek rakamlara ulaşırsanız… Ülke nüfusunun neredeyse onda birini üniversiteli yaparsanız… Her tarafı “mesleksiz diplomalı” ile doldurursanız… Sonuç haliyle böyle olur. Siz, 25 yaşındaki “mesleksiz üniversite mezunu”na nasıl iş öğreteceksiniz, nasıl meslek sahibi yapacaksınız? Buralarda tanıştığım bir işadamının dediği: “Abi, geliyor üniversite mezunu genç, benden iş istiyor. Üstelik tanıdıkla geliyor, hatırını kıramayacağım kişiyle geliyor. Bakıyorum, yapabileceği hiçbir iş yok. Hani, çay servisi yaptırsan onu bile yapamaz. Bu çocuğa kaç para vereyim ben? Asgari ücret desem ayıp olur, üstünü versem bana yazık olur. Asgari ücretlinin dünya kadar maliyeti var bana ve karşılığında alabileceğim hiçbir şey yok. Bir de buralarda kalabalık yapacak, ayağa dolanacak… Hani, çocuğa desem ki ‘Kardeş sen hiç gelme, ben sana açıktan her ay şu kadar para ödeyeyim, yardımım olsun, sadakam olsun!, bu da hakaret demektir. Vallahi de Billahi de yazık bu çocuklara! Devletimizi yönetenler bunları göremiyor mu, plânlayamıyor mu?” *** Yok, işte olmuyor. Olmuyor ve hep birlikte gençlerden, aile kurumunun çökmesinden, gençlerin artık evlenmek istememesinden, nüfus artış hızının çakılmasından şikâyet ediyoruz. *** Kastamonu’da “Trump ile Musk arasındaki gerilim” hakkında bile sorular geldiğini söylemiştim yazının başında. Galiba vatandaş işi gırgıra vurmuş artık. “Küçük meselelerin” bir türlü çözüme kavuşturulmadığını gördüğünden, büyük meselelere, küresel işlere takılmaya başlamış. Kimse kusura bakmasın ama “sıyırma” durumları görüyorum buralarda. Bir sahne… Kamu görevlisi arkadaşı ziyaretimden… Bir köylü vatandaş gelmiş, misafiri olduğumuz Beyefendi ile görüşmek istiyormuş. İçeri buyur ettiler. Adamcağız oturdu… Çayını içerken… Biraz yayıldı ve kamu görevlisine o “tuhaf” soruyu sordu: “Beyefendi senin maaşın kaç para!” Tuhaf memleket, tuhaf!..      
Ekleme Tarihi: 29 Temmuz 2025 -Salı

Sizin oralarda usta var mı?

BİZİM buralarda ustayı bulabilene, hele iyi ustayı bulabilene aşk olsun.

Bizim buralar Kastamonu.

Yaz aylarında fırsat buldukça memlekete kaçıyor, nefes almaya çalışıyoruz.

Ne yazık ki…

Gazetecinin “izni, tatili” olmuyor…

Gittiğiniz yerlerde sizi yakalayanlar, hele hele siyaset dünyasını yakından tâkip ettiğinizi biliyorlarsa, şöyle bir “Bu işlerin sonu ne olacak?” diyerek lâfa girip gidişâtı değerlendirmenizi istiyorlar.

Kastamonu’nun köylerinde yüksek siyaset yapılır, büyük meseleler konuşulur azizim.

Buralarda “Trump döneminin Türkiye’ye etkileri” bile soruldu bana.

Hatta “Trump- Elon Musk” kavgasının ne gibi sonuçlara yol açacağını bile sorunlar oldu.

O kadar yani.

Ben ise konuyu hep “günlük hayata” taşımaya çalıştım.

Mesela…

“Buralardaki usta sıkıntısının sebepleri” hakkında neler düşündüklerini sordum.

Gerçekten de büyük bir “usta krizi” var buralarda.

 

Evinizde gideremeyeceğiniz bir arıza çıksa usta bulamıyorsunuz.

Koca ilçelerde birkaç elektrik, su tesisatı ustası var, onlar da kapanın elinde kalıyor.

Ustadan randevu istediğinizde en az iki hafta sonrasına gün veriyor.

İki göz ev yaptırmak isteyenler, hatta müstakil tapulu arazilerinin üzerine bir küçük konteyner kondurup toprakla ilgilenmek isteyenler Devlet’in koyduğu bir sürü engeli aşmak mecburiyetinin yanı sıra “usta” bulma sıkıntısıyla da karşılaşıyorlar.

Devlet engelleri faslından bir not.

Bir arkadaş arazisine şöyle karı koca kafayı sokabilecekleri büyüklükte, yani ufacık bir “konteyner” oturtmak istemiş…

Elinde işe başlamadan yapılması gerekenler listesi:

Statik, Zemin Etüd, Laboratuar Çalışmaları (Fotoğraflarla ayırma, röntgen, karot, çeki deneyi vb.), Statik Röleve Projesi, Temel İçin Teknik Rapor (programda statik çizilerek teknik raporda açıklama yapılmalı), Mimari Röleve Projesi…

Böyle bir liste.

Arazisine ufacık konteyner koydurmak isteyen vatan evlâdı; bir mimar, bir inşaat mühendisi, bir harita mühendisi bulacak…

Her yere, her yere para bayılacak…

Aylarca uğraşacak. (Burada şu aksaklık, bu aksaklık derken üç yıl uğraşanları da gördüm!)…

Şöyle kabataslak bir hesapla; en az 1 milyon lira gidiyor, tek gözlü, kafa sokulabilecek kadar bir konteyner (teneketen ev) için…

Kamu Otoritesi sağ olsun adeta “Köylerden uzak durun!” diyor vatandaşlara…

Konumuz “usta sıkıntısı”ydı değil mi?

Aslında o da “proje”nin içinde.

Evrak işlerini halletsen bile usta işini çözebilmen çok zor.

Çünkü usta kapanın elinde kalıyor.

Böyle olunca da, ustalar istedikleri fiyatı çekebiliyor.

Onlarda kabahat aramak da yersiz zira az bulunanın ve çok talep görenin fiyatının yükselmesi “serbest piyasa ekonomisi”nin gereği.

Bu işler öyle işler ki…

Taaa başından kopuyor film.

Siz tutup da mecburi eğitimi 12 yıla çıkartır ve her bir köşeye yerleştirdiğiniz üniversitelerin kapılarını ardına kadar açarsanız…

Gençleri buralara yönlendirir ve üniversite öğrencisi sayısı bakımından Almanya’yı bile “kıskandıracak” kadar yüksek, çok yüksek rakamlara ulaşırsanız…

Ülke nüfusunun neredeyse onda birini üniversiteli yaparsanız…

Her tarafı “mesleksiz diplomalı” ile doldurursanız…

Sonuç haliyle böyle olur.

Siz, 25 yaşındaki “mesleksiz üniversite mezunu”na nasıl iş öğreteceksiniz, nasıl meslek sahibi yapacaksınız?

Buralarda tanıştığım bir işadamının dediği:

“Abi, geliyor üniversite mezunu genç, benden iş istiyor. Üstelik tanıdıkla geliyor, hatırını kıramayacağım kişiyle geliyor. Bakıyorum, yapabileceği hiçbir iş yok. Hani, çay servisi yaptırsan onu bile yapamaz. Bu çocuğa kaç para vereyim ben? Asgari ücret desem ayıp olur, üstünü versem bana yazık olur. Asgari ücretlinin dünya kadar maliyeti var bana ve karşılığında alabileceğim hiçbir şey yok.

Bir de buralarda kalabalık yapacak, ayağa dolanacak… Hani, çocuğa desem ki ‘Kardeş sen hiç gelme, ben sana açıktan her ay şu kadar para ödeyeyim, yardımım olsun, sadakam olsun!, bu da hakaret demektir. Vallahi de Billahi de yazık bu çocuklara! Devletimizi yönetenler bunları göremiyor mu, plânlayamıyor mu?”

***

Yok, işte olmuyor.

Olmuyor ve hep birlikte gençlerden, aile kurumunun çökmesinden, gençlerin artık evlenmek istememesinden, nüfus artış hızının çakılmasından şikâyet ediyoruz.

***

Kastamonu’da “Trump ile Musk arasındaki gerilim” hakkında bile sorular geldiğini söylemiştim yazının başında. Galiba vatandaş işi gırgıra vurmuş artık.

“Küçük meselelerin” bir türlü çözüme kavuşturulmadığını gördüğünden, büyük meselelere, küresel işlere takılmaya başlamış.

Kimse kusura bakmasın ama “sıyırma” durumları görüyorum buralarda.

Bir sahne… Kamu görevlisi arkadaşı ziyaretimden…

Bir köylü vatandaş gelmiş, misafiri olduğumuz Beyefendi ile görüşmek istiyormuş.

İçeri buyur ettiler.

Adamcağız oturdu…

Çayını içerken…

Biraz yayıldı ve kamu görevlisine o “tuhaf” soruyu sordu:

“Beyefendi senin maaşın kaç para!”

Tuhaf memleket, tuhaf!..

 

 

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi