Serdar ARSEVEN
Köşe Yazarı
Serdar ARSEVEN
 

Zorunlu Eğitim Sorunlu Eğitim

Yarın mini mini birler okula başlayacak kısmetse… Ardından da diğerleri okul yollarında olacak hayırlısıyla. İlkokul çocuklarının tamamı için okula gitme mecburiyetine tamam da… Koca koca insanların “mecburen” okula gönderilmeleri epeyce garibime gidiyor. Yaşın on sekize gelmiş… Okulda ruhun sıkılıyor, istemiyorsun… Mecburen gönderiyorlar! Niçin gönderiyorlar? Kanuni mecburiyet var. Gitmemenin cezası var! Lise mecburi! Bu iktidardan evvel “kesintisiz 8 sene olan” okul mecburiyeti, “kesintili” 12 yıla çıkartıldı. Çıkartıldı da ne oldu? Çok şey oldu. Bir kere, koca koca gençlerin okumak isteyenleri ile okumak istemeyenleri bir arada, aynı sınıflarda toplandı. Okumak isteyenler can kulağı ile ders dinlemeye, not almaya çalışırken… Okumak istemeyenler dersi kaynatmak, huzuru bozmak için ellerinden geleni yaptı. Öğretmenler de okumaktan nefret edenlerle uğraşırken okumak isteyenlerle ilgilenemez hale geldi. Gıcık oldukları okula zorla gönderilen, yani kanun zoruyla gönderilen koca koca insanlar, dışarıda yapacak işleri olmadığı için… Olmadık “arkadaşlar” edindi. “Kötü” arkadaşlar edindi! Okul dışındaki boş vakitlerinde olmadık arkadaşlarla takıla takıla iyice bozuldu. Şiddete meyletti. Bu sefer de… Kendisini “adam etmeye” çalışan öğretmenlerine ters çıkmaya başladı. Öğretmenler de, dışarıdan kötü kötü alışkanlıklar getirmiş kocaman insanlarla uğraşmaktansa çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih etti. Onlar mecburen böyle yapınca da, mecburen okula gidenler iyice şımardı. Öğretmeni “pıstırttığını” düşünerek, iyice havalara girdi. Öğretmen bu tavırlara dayanamayıp sert çıktığında da, işler iyice çıkmaza girdi. Okullardan neler geliyor neler; bazı “zoraki öğrencilerin” en berbat iftiralarına uğrayan öğretmenler! Aile saadeti bozulan, aile boyu perişan olan öğretmenler! * Okumak isteyenle okumaktan nefret eden, aynı mekânda. Sonuç? Her iki taraf da perişanlık! * Çocuklar zamanında kabiliyetlerine göre yönlendirilse. Mühendisliğe eğilimi olan oraya, ara elemanlığa eğilimi olan da buraya sevk edilse. Mecburi eğitim eskiden olduğu gibi 5 yıla indirilse… Meslek eğitimi cazip hale getirilse, şimdiki gibi “ağırlıklı olarak haylazların toplandığı” bir yer olmaktan çıkartılsa… Zamanında yönlendirilen gençlerin kollarına birer altın bilezik takılsa... Üniversite öğrencisi sayısı bakımından Avrupa’nın açık ara birinci sıradaki ülkesi olmasak… Usta, kalfa sıkıntısı çekmesek. Hayata çok geç olmadan atılan gençlerimiz, zamanında yuva kurabilseler… Nüfus artış hızımız dibe çakılmasa... Cumhurbaşkanımız, “Bu büyük bir tehdittir, varoluşsal tehdittir!” demek mecburiyetinde kalmasa… Aile Bakanımız, “Bu gidişle 25 sene sonra yeterince askere alacak genç bulamayacağız!” diyerek dert yanmaktan kurtulsa… Milyonlarca mesleksiz lise ve üniversite mezunumuz olmasa… Bunların kahir ekseriyeti “devlete kapak atmaya” çalışmasa… Olmaz mı? Olmuyor demek!.. Neden olmuyor, niçin olmuyor? “Bakış açısı” yanlış da ondan olmuyor. Ailenin kurtuluşunu “kadın istihdamını arttırmakta” gören bakış açısını doğru yere çekmek gerek! Bunu yapabilir miyiz? Eğitimde, Yerli ve Milli hamleler… Hayattan kopuk olmayan eğitim… Eğitimi “okulla sınırlandırmayan” bakış açısı…   Bugünkü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Hocamız, yolundaki engelleri aşarak bir şeyler yapmaya çalışıyor… Çalışıyor da… İşi çok çok zor… O kadar zor ki… Geçen bir genç geldi. Üniversiteyi birincilikle bitirmiş… Devlete kapak atma sınavından da iyi puan çekmiş. Benden, “hakkının yenmemesi için” yardım istedi. Kendisine “Madem bu kadar başarılısın, gayretlisin… Özel sektörde yükselmeyi denesene!” dedim. “Orası tam kölelik abi!” dedi! Üzüldüm. Gence “yardımcı olamayacağımı” söyledim. *   Yeni eğitim yılı hayırlı olsun. BİR HABER.. TAM BİR MUAMMA!   Bir memleketin hastanesi neyse postanesi de odur… Derken… Aklıma bir haber geldi. ATV’nin haberi… MHRS’den randevu almak isteyenlere telefonla ulaşıp “parayla randevu alan” bir çete ele geçirilmiş… Allah razı olsun bu operasyonları yapanlardan… Çeteleri yakalayanlardan. Haberdeki bir cümle… Spiker Hanım, “Bu çetenin telefonlarımızı nereden ele geçirdiği tam bir muamma” diyor! Evet, tuhaf, çok tuhaf işler…
Ekleme Tarihi: 31 Ağustos 2025 -Pazar

Zorunlu Eğitim Sorunlu Eğitim

Yarın mini mini birler okula başlayacak kısmetse…

Ardından da diğerleri okul yollarında olacak hayırlısıyla.

İlkokul çocuklarının tamamı için okula gitme mecburiyetine tamam da…

Koca koca insanların “mecburen” okula gönderilmeleri epeyce garibime gidiyor.

Yaşın on sekize gelmiş…

Okulda ruhun sıkılıyor, istemiyorsun…

Mecburen gönderiyorlar!

Niçin gönderiyorlar?

Kanuni mecburiyet var.

Gitmemenin cezası var!

Lise mecburi!

Bu iktidardan evvel “kesintisiz 8 sene olan” okul mecburiyeti, “kesintili” 12 yıla çıkartıldı.

Çıkartıldı da ne oldu?

Çok şey oldu.

Bir kere, koca koca gençlerin okumak isteyenleri ile okumak istemeyenleri bir arada, aynı sınıflarda toplandı.

Okumak isteyenler can kulağı ile ders dinlemeye, not almaya çalışırken…

Okumak istemeyenler dersi kaynatmak, huzuru bozmak için ellerinden geleni yaptı.

Öğretmenler de okumaktan nefret edenlerle uğraşırken okumak isteyenlerle ilgilenemez hale geldi.

Gıcık oldukları okula zorla gönderilen, yani kanun zoruyla gönderilen koca koca insanlar, dışarıda yapacak işleri olmadığı için…

Olmadık “arkadaşlar” edindi.

“Kötü” arkadaşlar edindi!

Okul dışındaki boş vakitlerinde olmadık arkadaşlarla takıla takıla iyice bozuldu.

Şiddete meyletti.

Bu sefer de…

Kendisini “adam etmeye” çalışan öğretmenlerine ters çıkmaya başladı.

Öğretmenler de, dışarıdan kötü kötü alışkanlıklar getirmiş kocaman insanlarla uğraşmaktansa çoğu zaman görmezden gelmeyi tercih etti.

Onlar mecburen böyle yapınca da, mecburen okula gidenler iyice şımardı.

Öğretmeni “pıstırttığını” düşünerek, iyice havalara girdi.

Öğretmen bu tavırlara dayanamayıp sert çıktığında da, işler iyice çıkmaza girdi.

Okullardan neler geliyor neler; bazı “zoraki öğrencilerin” en berbat iftiralarına uğrayan öğretmenler!

Aile saadeti bozulan, aile boyu perişan olan öğretmenler!

*

Okumak isteyenle okumaktan nefret eden, aynı mekânda.

Sonuç?

Her iki taraf da perişanlık!

*

Çocuklar zamanında kabiliyetlerine göre yönlendirilse.

Mühendisliğe eğilimi olan oraya, ara elemanlığa eğilimi olan da buraya sevk edilse.

Mecburi eğitim eskiden olduğu gibi 5 yıla indirilse…

Meslek eğitimi cazip hale getirilse, şimdiki gibi “ağırlıklı olarak haylazların toplandığı” bir yer olmaktan çıkartılsa…

Zamanında yönlendirilen gençlerin kollarına birer altın bilezik takılsa...

Üniversite öğrencisi sayısı bakımından Avrupa’nın açık ara birinci sıradaki ülkesi olmasak…

Usta, kalfa sıkıntısı çekmesek.

Hayata çok geç olmadan atılan gençlerimiz, zamanında yuva kurabilseler…

Nüfus artış hızımız dibe çakılmasa...

Cumhurbaşkanımız, “Bu büyük bir tehdittir, varoluşsal tehdittir!” demek mecburiyetinde kalmasa…

Aile Bakanımız, “Bu gidişle 25 sene sonra yeterince askere alacak genç bulamayacağız!” diyerek dert yanmaktan kurtulsa…

Milyonlarca mesleksiz lise ve üniversite mezunumuz olmasa…

Bunların kahir ekseriyeti “devlete kapak atmaya” çalışmasa…

Olmaz mı?

Olmuyor demek!..

Neden olmuyor, niçin olmuyor?

“Bakış açısı” yanlış da ondan olmuyor.

Ailenin kurtuluşunu “kadın istihdamını arttırmakta” gören bakış açısını doğru yere çekmek gerek!

Bunu yapabilir miyiz?

Eğitimde, Yerli ve Milli hamleler…

Hayattan kopuk olmayan eğitim…

Eğitimi “okulla sınırlandırmayan” bakış açısı…

 

Bugünkü Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin Hocamız, yolundaki engelleri aşarak bir şeyler yapmaya çalışıyor…

Çalışıyor da…

İşi çok çok zor…

O kadar zor ki…

Geçen bir genç geldi.

Üniversiteyi birincilikle bitirmiş…

Devlete kapak atma sınavından da iyi puan çekmiş.

Benden, “hakkının yenmemesi için” yardım istedi.

Kendisine “Madem bu kadar başarılısın, gayretlisin… Özel sektörde yükselmeyi denesene!” dedim.

“Orası tam kölelik abi!” dedi!

Üzüldüm.

Gence “yardımcı olamayacağımı” söyledim.

*

 

Yeni eğitim yılı hayırlı olsun.

BİR HABER.. TAM BİR MUAMMA!

 

Bir memleketin hastanesi neyse postanesi de odur…

Derken…

Aklıma bir haber geldi.

ATV’nin haberi…

MHRS’den randevu almak isteyenlere telefonla ulaşıp “parayla randevu alan” bir çete ele geçirilmiş…

Allah razı olsun bu operasyonları yapanlardan…

Çeteleri yakalayanlardan.

Haberdeki bir cümle…

Spiker Hanım, “Bu çetenin telefonlarımızı nereden ele geçirdiği tam bir muamma” diyor!

Evet, tuhaf, çok tuhaf işler…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi