Doğan Bekin: Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın Onaylanması Stratejik Bir Adım
Doğan Bekin: Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın Onaylanması Stratejik Bir Adım
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından oybirliğiyle onaylanmasının Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin stratejik çıkarları açısından önemli olduğunu belirtti. Bekin, Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve Filistin ile de benzer deniz yetki alanları anlaşmaları imzalaması gerektiğini savundu.
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Türkiye ile Libya arasında 2019 yılında imzalanan Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından oybirliğiyle onaylanmasının Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin stratejik çıkarları açısından önemli olduğunu belirtti. Bekin, Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve Filistin ile de benzer deniz yetki alanları anlaşmaları imzalaması gerektiğini savundu.
Yeniden Refah Partisi İstanbul Milletvekili Doğan Bekin, Türkiye ile Libya arasında imzalanan Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Anlaşması’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından oybirliğiyle onaylanmasını değerlendirdi. Bekin, söz konusu gelişmenin Türkiye ve Libya’nın Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarları açısından önemli bir adım olduğunu ifade etti.
“Anlaşmanın onaylanması Libya’nın istikrarı açısından da önemli”
Türkiye ile Libya arasındaki müzakerelerin olumlu ve yapıcı bir süreçte yürütüldüğünü belirten Bekin, 2019 yılında imzalanan anlaşmanın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasının iki ülke arasındaki ilişkilerin yanı sıra Libya’nın barış ve istikrarı açısından da stratejik önem taşıdığını dile getirdi.
Bekin, anlaşmanın yalnızca Türkiye-Libya yakınlaşmasıyla sınırlı değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, Libya’nın farklı siyasi ve bölgesel merkezlere ayrılmasına yönelik girişimlere karşı da önemli bir gelişme olduğunu savundu.
“Doğu Akdeniz’deki stratejik dengeler yeniden şekilleniyor”
Doğu Akdeniz’de yaşanan jeopolitik gelişmelere dikkat çeken Doğan Bekin, İsrail’in Gazze, Lübnan ve Suriye’ye yönelik politikaları, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) silahlandırılması ve Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki bazı adaların statülerine ilişkin uluslararası anlaşmalara rağmen yürüttüğü silahlandırma faaliyetlerinin bölgedeki gerilimi artırdığını ifade etti.
Bekin, Türkiye’nin geçmişte Mısır ve Suriye ile yaşadığı sorunların Yunanistan ve GKRY tarafından değerlendirildiğini öne sürerek, Mısır ile imzalanan deniz yetki alanları anlaşmalarının ve bu anlaşmalara ilişkin diplomatik girişimlerin uluslararası hukuk çerçevesinde dikkatle ele alınması gerektiğini kaydetti.
Yunanistan ve Avrupa Birliği’nin (AB), Türkiye-Libya Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nın Libya Temsilciler Meclisi tarafından onaylanmasına yönelik tutumunu eleştiren Bekin, bu yaklaşımın çifte standart içerdiğini savundu.
Türkiye’ye Suriye, Lübnan ve Filistin ile anlaşma çağrısı
Doğan Bekin, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını güçlendirmek amacıyla Libya ile imzalanan anlaşmaya benzer düzenlemeleri Suriye, Lübnan ve Filistin ile de gündeme alması gerektiğini belirtti.
Bu yönde atılacak adımların Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hareket alanını genişletebileceğini ve bölgedeki hidrokarbon kaynaklarının daha rasyonel değerlendirilmesine katkı sağlayabileceğini ifade eden Bekin, Türkiye’nin bu konuda kararlı bir dış politika izlemesi gerektiğini vurguladı.
Bekin, Yunanistanlı yetkililerin Türkiye ile Suriye arasında olası bir Münhasır Ekonomik Bölge Anlaşması’nın uluslararası hukuk bakımından geçerliliğine ilişkin açıklamalarının Türkiye’nin girişimlerini engellemeye yönelik olduğunu ileri sürdü.
“Türkiye deniz yetki alanları konusunda kararlı politika izlemeli”
Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki hak ve çıkarlarının korunması gerektiğini belirten Bekin, Yunanistan ve GKRY’nin Türkiye’yi Antalya Körfezi çevresine sınırlamayı amaçladığını savundu.
Avrupa Birliği nezdinde yürütülen diplomatik girişimlere de dikkat çeken Bekin, Türkiye’nin Libya ile imzaladığı Deniz Yetki Alanları Anlaşması’nı örnek alarak komşu ülkelerle deniz yetki alanlarına ilişkin diplomatik temaslarını artırması gerektiğini ifade etti.
Bekin, Doğu Akdeniz’de değişen jeostratejik dengeler karşısında Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde hak ve çıkarlarını koruyacak kararlı adımlar atmasının önemine işaret etti.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.