İsrail basınından tarihi itiraf: Asıl tehdit dışarıda değil içimizdeki işgalciler
İsrail basınından tarihi itiraf: Asıl tehdit dışarıda değil içimizdeki işgalciler
İsrail medyasında yer alan çarpıcı bir analiz, Tel Aviv yönetiminin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidinin içerideki ‘aşırı sağcı yerleşimci’ gruplar olduğunu gözler önüne serdi.
İsrail medyasında yer alan çarpıcı bir analiz, Tel Aviv yönetiminin karşı karşıya olduğu en büyük tehdidinin içerideki ‘aşırı sağcı yerleşimci’ gruplar olduğunu gözler önüne serdi.
- Batı Şeria'daki işgalci grupların, hem Filistinlilerin hayatını tehdit ettiği hem de İsrail'in kurumsal yapısını çürüttüğü vurgulandı.
- Aşırı sağcı koalisyonun desteklediği fanatiklerin, devletin kontrolünü ideolojik hezeyanları doğrultusunda ele geçirdiği ve güvenlik birimlerinin çaresiz kaldığı ifade edildi.
- İşgalci grupların eylemleri nedeniyle İsrail'in uluslararası meşruiyetinin ciddi şekilde zayıfladığı ve iç toplumsal çatlakların derinleştiği belirtildi.
İsrail merkezli Ynetnews haber sitesinde Ben-Dror Yemini imzalı köşe yazısında, uluslararası hukuku hiçe sayarak Batı Şeria ve çevresindeki Filistin topraklarını gasbeden sözde yerleşimcilerin (işgalciler), İsrail devleti ve geleceği açısından bölgedeki tüm aktörlerden çok daha yıkıcı bir felakete zemin hazırladığı vurgulandı. Yıllardır dış düşmanlar üzerinden inşa edilen güvenlik paradigmasının çöktüğüne işaret edilen analizde, işgal rejiminin kendi eliyle büyütüp yetiştirdiği radikal kitlelerin ülkeyi uçuruma sürüklendiği gerçeği açıkça itiraf edildi.
![]()
BAŞIBOŞ ŞİDDET SARMALINA DÖNDÜ
Analizde geçen çarpıcı detaylara göre, Batı Şeria'da Filistin köylerine terör estiren ve her geçen gün daha da cüretkar hale gelen işgalci gruplar, artık yalnızca Filistinlilerin hayatını gasbetmekle kalmıyor, aynı zamanda İsrail'in kendi kurumsal yapısını da içeriden çürütüyor. Yemini’nin köşesine taşıdığı değerlendirmelerde, kendilerini kanunların üzerinde gören bu aşırı sağcı fanatiklerin askeri ve hukuki mekanizmalara meydan okuduğunu, siyasi mekanizmayı ise rehin aldığını belirtti. Bölgedeki saldırganlıkların ve toprak gasplarının merkezi bir devlet otoritesi tanımayan başıboş bir şiddet sarmalına dönüştüğü, bu tablonun ise İsrail'in kendi varlığına yönelen en somut sabotaj olduğu ifade edildi.
![]()
TEL AVİV'İ UÇURUMA SÜRÜKLEYEN ESAS TEHDİT
Köşe yazısında yer alan tespitlerde, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının desteğiyle palazlanan fanatik işgalcilerin, devleti kendi ideolojik ve teolojik hezeyanları doğrultusunda kontrol altına aldığı vurgulandı. Güvenlik birimlerinin ve ordunun bu kitleler karşısında çaresiz bırakıldığı, hükümetteki radikal figürlerin ise işlenen tüm suçları örtbas etmekle kalmayıp teşvik ettiği aktarıldı. İsrail'in güvenliğini tehdit eden unsurların aranacağı yerin sınır hatları değil, yerleşim adı altında yürütülen yasa dışı koloni faaliyetleri olduğu belirtilirken, bu kitlelerin devleti uluslararası alanda tamamen tecrit edildiğini ve dışlandığını ifade etti.

ULUSLARARASI MEŞRUİYETİN ÇÖKÜŞÜ
Yayımlanan analizde dikkat çeken en sarsıcı başlıklardan biri de işgalci grupların İsrail'e küresel arenada vurduğu ağır darbe oldu. Toprak gaspları, sivillere yönelik saldırılar ve hukukun ayaklar altına alınması nedeniyle müttefik ülkelerin dahi artık durumu savunamaz noktaya geldiği kaydedildi. Yazıda, aşırılık yanlısı yerleşimcilerin pervasız eylemlerinin İsrail'in diplomatik meşruiyetini kökten yıktığı, içeride toplumsal kırılmaları onarılamaz bir çatlağa dönüştürdüğü ve sonuç olarak İsrail'in en büyük düşmanının yine kendi içinden çıkan bu kontrolsüz yapı olduğu acı bir gerçeklik olarak kayıtlara geçirildi.
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.