İsrail'den Türkiye ve KKTC'ye saldırı ihtimalini meşrulaştırma: İran savaşın provasıydı!

Dünya (Haber7) - haber7.com | 15.04.2026 - 17:02, Güncelleme: 15.04.2026 - 17:02 33 kez okundu.
 

İsrail'den Türkiye ve KKTC'ye saldırı ihtimalini meşrulaştırma: İran savaşın provasıydı!

İsrailli analist Shay Gal, “İran bir prova niteliğindeydi" diyerek Türkiye’nin geniş coğrafyalardaki aktif rolünün İsrail için endişe verici olduğunu belirtti. Olası bir savaşta KKTC'nin önemine değindi.

İsrail, İran’dan sonra bir sonraki hedefin Türkiye olacağını her fırsatta dile getirirken uluslararası kamuoyunda da sık sık tekrar etmeye başladı. Siyonizm karşıtı devletler Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduklarını dile getirseler de İsrailli politikacılar ve analistler gelen tepkilere rağmen saldırgan tutumlarını sürdürüyor. Son olarak ise Türkiye düşmanlığı had safhada olan İsrailli analist ve askeri stratejist Shay Gal, Türkiye’nin başarılarını İsrail’in zararına olduğunu belirten, İsrailli diplomatlara olası bir Türkiye saldırısını uluslararası hukuk dili üzerinden meşrulaştırmaya çalıştığı bir yazı kaleme aldı. Yunanistan’ı da Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalışan Gal, İran savaşının bir prova olduğunu, Türkiye dosyasının ise her zaman açık olduğunu belirtti. TÜRKİYE'NİN BAŞARILARINI İSRAİL'E TEHDİT GÖRDÜ Türkiye’nin Akkuyu nükleer santrali, geliştirdiği füzeler, fırlatma altyapıları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türk varlığı ve Türk nüfusunun bölgedeki yoğunluğu, Somali’deki faaliyetler, Gazze’ye verilen destek ve savunma sanayideki yapılan atakları sıralayan Gal, “kurumları ve stratejiyi uyumlu hala getiren Türkiye’nin parçalar halinde değil bir bütün halinde entegre oluşunu tehdit oluşturuyor” dedi. Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu nükleer santralini hedef alarak 5. Maddenin mantığına doğrudan girmediğini, kolektif savunma varlığı olmadığı, ancak yapısal bir zafiyet olarak değerlendiren Gal, “Nükleer santralin işlevinin sivil üretimden operasyonel destek sağlayan bir role kayarsa, buna yönelik bir müdahale saldırı değil, bir karşılık olarak yorumlanır." dedi. 5. Madde'nin uzlaşma gerektirdiğini belirten analist, "Bir tesis ittifak savunmasına değil de tehdit mimarisine katkı sunuyorsa, bu oydaşma oluşmaz. Açığa çıkmaktan erişilebilir hedefe doğru bir geçiş" ifadelerini kullandı. TAYFUN BALİSTİK FÜZE KORKUSU DEVAM EDİYOR Daha öncede Tayfun balistik füze testleri üzerine birçok makale yazan İsrailli analist Gal, Türkiye'nin Yunanistan’a ve kendilerine gözdağı verdiğini belirterek Türkiye’nin uzay çalışmaları, bağımsız fırlatma kabiliyetinde bilgi birikimi olduğunu vurguladı. Gal, “Fırlatma araçları ile balistik füzeler aynı temellere dayanır. Yörüngeye erişimi ustalıkla yöneten bir devlet, uzun menzilli taşıma kabiliyetini de kontrol eder." ifadelerini kullandı. "KUZEY DÜĞÜM NOKTASI" DİYEREK SİNSİ PLANI KIBRIS İÇİN HAZIRLADI Anadolu genelinde, KKTC’de ve Afrika boynuzunda konuşlanan sistemlerin İsrail’i menzili içine aldığını belirten Gal, Türkiye’nin en büyük eğitim, lojistik ve test faaliyetlerinin Mogadşu’da bulunduğunu ve Türk askeri varlığının bölgeden çıkartılması için Poseidon Gazabı adı verilen plana odaklanmaları gerektiğini belirtti. Gal, Türk toprağı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden de Türk varlığının bölgeden gönderilmesi için Yunanistan ve Rum Yönetimi ile koordineli askeri harekât için plan oluşturulduğunu belirtti. Kıbrıs adasının bir operasyon sahası olduğunu, İHA’lar, deniz kontrolü ve istihbarat için hazırlık seviyesinde olan ve fiili kullanıma geçtiğinde büyük bir avantaj sağlayacağını belirten Gal, “Kuzey bir düğüm noktadır. Eşikler aşıldığında, mesela Türk kontrolünün ne kadar devam edebileceği…” dedi. KKTC'YE KARŞI HAZIRLANAN POSEİDON GAZABINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTI NATO üyesi olmayan ancak Türkiye’nin bölgede atmış olduğu her adımı NATO’ya göre düşünen ve kamuoyunda Türkiye'ye karşı baskı oluşturmaya çalışan İsrailli analist Türkiye’nin Hamas ile işbirliğinin NATO’ya aykırı olduğunu belirtmeye devam ediyorlar. Türkiye’nin başarılarını güvenlik tehdidi olarak algılayan Gal, “NATO’nun 5. Maddesi bir kalkan değildir” diyerek Kıbrıs’taki Türk varlığını yok etmek için oluşturdukları Poseidon Gazabı adını verdikleri planı KKTC ve Türkiye üzerinde gerçekleştirmesi halinde uluslararası hukuk üzerinden meşrulaştırmaya ve kendilerini nasıl savunacaklarını anlattı. Gal, “Poseidon’un Gazabı” benzeri bir senaryoda, hukuki hiyerarşi sonucu belirler. Avrupa Birliği üyesi devletler öncelikle AB hukuku ve Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42(7). maddesi ile bağlıdır. Buna karşılık 5. Madde oydaşmaya bağlıdır. Eğer durum AB hukuku çerçevesinde “AB toprağında hukuka aykırı bir işgal gücünün kaldırılması” olarak değerlendirilirse, bu oydaşma oluşmayabilir. Türkiye söylemden fiile geçerse, 5. Madde otomatik olarak devreye girmez; aksine ittifak içinde çatlak yaratabilir. Kudüs’te bu hukuki gerçekliğin farkında olunduğu ifade edilir.” dedi. "TÜRKİYE İLE SAVAŞ İSTEMİYORUZ, ANCAK HAZIRLANIYORUZ" İsrail’in Türkiye ile savaş istemediğini ancak olası bir savaşa hazırlandıklarını belirten Gal, İran savaşının bir laboratuvar olduğunu, yoğun saldırılar altında katmanlı savunma, tırmanmanın altında kalacak şekilde ayarlanmış vuruşlar ve baskı altındaki diplomasinin sınırlarını test ettiklerini belirterek, “Teknik mesele çözülebilir. Siyasi mesele yönetilebilir. Hukuki mesele işletilebilir. Operasyonel zaman aralığı ise daralıyor.” dedi.
İsrailli analist Shay Gal, “İran bir prova niteliğindeydi" diyerek Türkiye’nin geniş coğrafyalardaki aktif rolünün İsrail için endişe verici olduğunu belirtti. Olası bir savaşta KKTC'nin önemine değindi.

İsrail, İran’dan sonra bir sonraki hedefin Türkiye olacağını her fırsatta dile getirirken uluslararası kamuoyunda da sık sık tekrar etmeye başladı.

Siyonizm karşıtı devletler Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduklarını dile getirseler de İsrailli politikacılar ve analistler gelen tepkilere rağmen saldırgan tutumlarını sürdürüyor.

Son olarak ise Türkiye düşmanlığı had safhada olan İsrailli analist ve askeri stratejist Shay Gal, Türkiye’nin başarılarını İsrail’in zararına olduğunu belirten, İsrailli diplomatlara olası bir Türkiye saldırısını uluslararası hukuk dili üzerinden meşrulaştırmaya çalıştığı bir yazı kaleme aldı.

Yunanistan’ı da Türkiye’ye karşı kışkırtmaya çalışan Gal, İran savaşının bir prova olduğunu, Türkiye dosyasının ise her zaman açık olduğunu belirtti.

TÜRKİYE'NİN BAŞARILARINI İSRAİL'E TEHDİT GÖRDÜ

Türkiye’nin Akkuyu nükleer santrali, geliştirdiği füzeler, fırlatma altyapıları, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde Türk varlığı ve Türk nüfusunun bölgedeki yoğunluğu, Somali’deki faaliyetler, Gazze’ye verilen destek ve savunma sanayideki yapılan atakları sıralayan Gal, “kurumları ve stratejiyi uyumlu hala getiren Türkiye’nin parçalar halinde değil bir bütün halinde entegre oluşunu tehdit oluşturuyor” dedi.

Türkiye’nin ilk nükleer santrali olan Akkuyu nükleer santralini hedef alarak 5. Maddenin mantığına doğrudan girmediğini, kolektif savunma varlığı olmadığı, ancak yapısal bir zafiyet olarak değerlendiren Gal, “Nükleer santralin işlevinin sivil üretimden operasyonel destek sağlayan bir role kayarsa, buna yönelik bir müdahale saldırı değil, bir karşılık olarak yorumlanır." dedi.

5. Madde'nin uzlaşma gerektirdiğini belirten analist, "Bir tesis ittifak savunmasına değil de tehdit mimarisine katkı sunuyorsa, bu oydaşma oluşmaz. Açığa çıkmaktan erişilebilir hedefe doğru bir geçiş" ifadelerini kullandı.

TAYFUN BALİSTİK FÜZE KORKUSU DEVAM EDİYOR

Daha öncede Tayfun balistik füze testleri üzerine birçok makale yazan İsrailli analist Gal, Türkiye'nin Yunanistan’a ve kendilerine gözdağı verdiğini belirterek Türkiye’nin uzay çalışmaları, bağımsız fırlatma kabiliyetinde bilgi birikimi olduğunu vurguladı.

Gal, “Fırlatma araçları ile balistik füzeler aynı temellere dayanır. Yörüngeye erişimi ustalıkla yöneten bir devlet, uzun menzilli taşıma kabiliyetini de kontrol eder." ifadelerini kullandı.

"KUZEY DÜĞÜM NOKTASI" DİYEREK SİNSİ PLANI KIBRIS İÇİN HAZIRLADI

Anadolu genelinde, KKTC’de ve Afrika boynuzunda konuşlanan sistemlerin İsrail’i menzili içine aldığını belirten Gal, Türkiye’nin en büyük eğitim, lojistik ve test faaliyetlerinin Mogadşu’da bulunduğunu ve Türk askeri varlığının bölgeden çıkartılması için Poseidon Gazabı adı verilen plana odaklanmaları gerektiğini belirtti.

Gal, Türk toprağı olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nden de Türk varlığının bölgeden gönderilmesi için Yunanistan ve Rum Yönetimi ile koordineli askeri harekât için plan oluşturulduğunu belirtti.

Kıbrıs adasının bir operasyon sahası olduğunu, İHA’lar, deniz kontrolü ve istihbarat için hazırlık seviyesinde olan ve fiili kullanıma geçtiğinde büyük bir avantaj sağlayacağını belirten Gal, “Kuzey bir düğüm noktadır. Eşikler aşıldığında, mesela Türk kontrolünün ne kadar devam edebileceği…” dedi.

KKTC'YE KARŞI HAZIRLANAN POSEİDON GAZABINI MEŞRULAŞTIRMAYA ÇALIŞTI

NATO üyesi olmayan ancak Türkiye’nin bölgede atmış olduğu her adımı NATO’ya göre düşünen ve kamuoyunda Türkiye'ye karşı baskı oluşturmaya çalışan İsrailli analist Türkiye’nin Hamas ile işbirliğinin NATO’ya aykırı olduğunu belirtmeye devam ediyorlar.

Türkiye’nin başarılarını güvenlik tehdidi olarak algılayan Gal, “NATO’nun 5. Maddesi bir kalkan değildir” diyerek Kıbrıs’taki Türk varlığını yok etmek için oluşturdukları Poseidon Gazabı adını verdikleri planı KKTC ve Türkiye üzerinde gerçekleştirmesi halinde uluslararası hukuk üzerinden meşrulaştırmaya ve kendilerini nasıl savunacaklarını anlattı.

Gal, “Poseidon’un Gazabı” benzeri bir senaryoda, hukuki hiyerarşi sonucu belirler. Avrupa Birliği üyesi devletler öncelikle AB hukuku ve Avrupa Birliği Antlaşması’nın 42(7). maddesi ile bağlıdır. Buna karşılık 5. Madde oydaşmaya bağlıdır. Eğer durum AB hukuku çerçevesinde “AB toprağında hukuka aykırı bir işgal gücünün kaldırılması” olarak değerlendirilirse, bu oydaşma oluşmayabilir.

Türkiye söylemden fiile geçerse, 5. Madde otomatik olarak devreye girmez; aksine ittifak içinde çatlak yaratabilir. Kudüs’te bu hukuki gerçekliğin farkında olunduğu ifade edilir.” dedi.

" TÜRKİYE İLE SAVAŞ İSTEMİYORUZ, ANCAK HAZIRLANIYORUZ"

İsrail’in Türkiye ile savaş istemediğini ancak olası bir savaşa hazırlandıklarını belirten Gal, İran savaşının bir laboratuvar olduğunu, yoğun saldırılar altında katmanlı savunma, tırmanmanın altında kalacak şekilde ayarlanmış vuruşlar ve baskı altındaki diplomasinin sınırlarını test ettiklerini belirterek, “Teknik mesele çözülebilir. Siyasi mesele yönetilebilir. Hukuki mesele işletilebilir. Operasyonel zaman aralığı ise daralıyor.” dedi.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.