Portekiz’i 1932’den 1968’e kadar, yani 36 yıl boyunca “3F” ile yöneten António de Oliveira Salazar dönemini tanımlamak için yıllardır kullanılan “3F” benzetmesi vardır: Fado, Fátima ve Futebol. Başka bir ifadeyle eğlence, din ve futbol… Bu kavram, toplumun ağır ekonomik ve siyasi sorunlardan uzaklaştırılmasını ifade eden bir sembole dönüşmüştür.
Bugün Türkiye’ye baktığımızda ister istemez şu soru akla geliyor: Biz de kendi 3F’mizle mi yönetiliyoruz?
Meclis’te Türkiye’nin geleceğini yıllarca etkileyebilecek son derece önemli meseleler tartışılırken, ülke gündemi bir anda futbola ve yüksek maliyetli transferlere yönelebiliyor. Bir futbolcunun uçağı kalktı mı, havalimanına indi mi, kaç kişi tarafından karşılandı derken televizyonların ve sosyal medyanın gündemi değişiyor. Buradaki mesele futbol değil; futbolun siyasetin ve ülkenin gerçek gündeminin önüne geçirilmesidir.
Fado’nun Türkiye’deki karşılığı ise adeta festival ve eğlence kültürü hâline gelmiş durumda. Kültür Yolu Festivalleri, belediyelerin düzenlediği konserler ve ülkenin dört bir yanındaki organizasyonlar… Elbette toplum eğlenecek. Ancak ekonomik sıkıntıların bu denli ağır olduğu bir dönemde, eğlencenin gerçek sorunların üzerini örtüp örtmediğini de sorgulamak gerekir.
Üçüncü ve en hassas başlık ise inanç ve cemaatlerdir. İnanç kutsaldır; tartışılması gereken insanların dini inançları değildir. Ancak vatandaşlarda, bir cemaate veya belirli bir yapıya yakın olmadan kamuda işe girmenin ya da işlerini çözmenin zor olduğu yönünde bir algı oluşmuşsa, burada ciddi bir liyakat ve adalet sorunu bulunmaktadır. Elbette bu tür iddiaların somut delillerle ve hukuka uygun biçimde araştırılması gerekir.
Bugün Türkiye’nin yeni 3F’si acaba;
Futbolla oyalamak, festivallerle eğlendirmek, inanç ve aidiyetler üzerinden yönlendirmek anlayışına mı dönüşüyor?
Futbol oynansın, festivaller düzenlensin, herkes inancını özgürce yaşasın. Ancak bütün bunların arasında millet; Meclis’te nelerin konuşulduğunu, ekonomide neler yaşandığını, adaletin ve liyakatin hangi durumda olduğunu unutmasın.
Çünkü gündem değiştirilebilir; gerçekler değiştirilemez.