Fatih Erbakan’dan Diyarbakır’da önemli açıklamalar: “Ana dilin öğrenilmesi, öğretilmesi ve konuşulması doğuştan gelen bir haktır”
Fatih Erbakan’dan Diyarbakır’da önemli açıklamalar: “Ana dilin öğrenilmesi, öğretilmesi ve konuşulması doğuştan gelen bir haktır”
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Diyarbakır’da yaptığı açıklamada, “Ana dilin öğrenilmesi, öğretilmesi ve konuşulması herkesin doğuştan gelen bir hakkıdır. Allah’ın kullarına bahşettiği kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olma hakkını hiç kimse gasp edemez.” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Diyarbakır’da yaptığı açıklamada, “Ana dilin öğrenilmesi, öğretilmesi ve konuşulması herkesin doğuştan gelen bir hakkıdır. Allah’ın kullarına bahşettiği kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olma hakkını hiç kimse gasp edemez.” dedi.
Erbakan, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin huzur ve kardeşliği sağlayacak adımları desteklediklerini belirterek, “Örgütün bir an önce tasfiyesi, silahların teslim edilmesi, huzur ve barışın tesis edilmesi bizim de en önemli önceliğimiz.” ifadelerini kullandı.

Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan, Anadolu Buluşmaları kapsamında bulunduğu Diyarbakır’da bir otelde düzenlediği basın toplantısında, partisinin Doğu ve Güneydoğu politikaları, “Terörsüz Türkiye” süreci, ekonomi ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Genel başkan yardımcıları ve MKYK üyelerinin katılımıyla Diyarbakır’ın bütün ilçelerinde ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirten Erbakan, vatandaşların ilgisinden memnuniyet duyduklarını söyledi.

Diyarbakır halkının merhum Necmettin Erbakan’a duyduğu sevgiyi kendilerine de yansıttığını ifade eden Erbakan, ziyaretlerde çok sayıda yeni üye kaydı yapıldığını aktardı. Erbakan, bölgedeki il başkanları ve MKYK üyelerinin katılımıyla Doğu ve Güneydoğu politikalarına ilişkin istişare toplantısı gerçekleştireceklerini bildirdi.
“Birlik ve beraberliğin yolu Diyarbakır’dan geçer”
Diyarbakır’ın tarihî ve manevi önemine işaret eden Erbakan, kentin İslam ordularının Anadolu’ya açılan kapısı olduğunu, Anadolu’nun birçok bölgesinden önce İslam’la buluştuğunu söyledi.
Diyarbakır’dan birlik ve kardeşlik mesajı veren Erbakan, şöyle konuştu:
“Fitnenin yolu Diyarbakır’dan geçmez, ihanet projelerinin yolu Diyarbakır’dan geçmez. Büyük İsrail Projesi’nin, Büyük Orta Doğu Projesi’nin yolu Diyarbakır’dan geçmez. Diyarbakır’dan hakkın, adaletin ve hakikatin yolu geçer. Diyarbakır’dan ümmet kardeşliğinin, İslam kardeşliğinin, birlik ve beraberliğin yolu geçer.”
“İnsanların diline, kimliğine ve kültürüne saygı duymak gerekir”
İnsanların doğuştan sahip olduğu hakların hiçbir sistem veya odak tarafından gasp edilemeyeceğini vurgulayan Erbakan, dil ve kimlik farklılıklarının yok sayılmasına karşı olduklarını belirtti.
Kur’an-ı Kerim’de dillerin ve renklerin farklılığının Allah’ın ayetleri arasında sayıldığını hatırlatan Erbakan, insanların kendi kültürlerini yaşatmasının, ana dillerini konuşmasının ve çocuklarına öğretmesinin doğal bir hak olduğunu ifade etti.

Millî Görüş’ün yaklaşık 60 yıldır bu anlayışı savunduğunu dile getiren Erbakan, şunları kaydetti:
“Biz ana dilin öğrenilmesine de konuşulmasına da bu nedenle tarafız. Ana dilin öğrenilmesi, öğretilmesi ve konuşulması herkesin doğuştan gelen bir hakkıdır. Cenab-ı Allah’ın bahşettiği bir haktır. Ana dillerimiz, hangi ırktan, hangi milletten olursak olalım, analarımızın ak sütü gibi helaldir ve haktır. Allah’ın kullarına bahşettiği kendi diliyle, kendi kimliğiyle var olma hakkını hiç kimse gasp edemez.”
Erbakan, dayatmacı anlayışların yerine hak, adalet ve samimi kardeşliği hâkim kılmayı hedeflediklerini söyledi.
“Huzura ve barışa yol açacak bir sürece karşı durmamız mümkün değildir”
“Terörsüz Türkiye” olarak adlandırılan sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, birlik, beraberlik ve kardeşlikten yana olduklarını vurguladı.
Erbakan, “Biz birlik, beraberliğin ve kardeşliğin tarafındayız, huzurun, barışın tarafındayız. Huzura, barışa yol açacak, birlik, beraberliği, kardeşliği tesis edecek herhangi bir sürece karşı durmamız mümkün değildir.” dedi.
Bu kapsamda Mecliste kurulan komisyona üye verdiklerini hatırlatan Erbakan, sorumluluk almaktan kaçınmadıklarını belirtti.
Sürece ilişkin düzenlemelerin milletin tercihine sunulmasını istediklerini ifade eden Erbakan, referandum yoluyla geniş toplumsal destek ve güçlü bir meşruiyet sağlanması gerektiğini savundu.
Gazetecilerin konuya ilişkin sorusu üzerine Erbakan, PKK mensuplarının affına ilişkin bir düzenlemede şehit aileleri ve gazilerin söz sahibi olması gerektiğini dile getirdi. Süreci takip ettiklerini belirten Erbakan, “Örgütün bir an önce tasfiyesi, silahların teslim edilmesi, huzur ve barışın tesis edilmesi bizim de en önemli önceliğimiz.” diye konuştu.
“Kayyum uygulamalarına son vermek için geliyoruz”
Bölgenin sorunlarının çözümünde kardeşliğin yanı sıra ekonomik ve sosyal kalkınmanın da önem taşıdığını söyleyen Erbakan, tarım ve hayvancılığın güçlü teşviklerle desteklenmesi gerektiğini belirtti.
Sanayi ve yüksek teknoloji yatırımlarıyla istihdamın artırılmasını hedeflediklerini anlatan Erbakan, şu ifadeleri kullandı:
“Bölgede yapılan kale karakol sayısının en az 5 misli meslek eğitim merkezi ve 5 misli de fabrika kurmak için geliyoruz. Bölge insanının doğuştan gelen ana dili hakkını da adalet ve güvenlik talebini de devlet güvencesiyle çözmek için geliyoruz. Bölge insanının siyasi iradesini gasp eden kayyum uygulamalarına mutlaka son vermek için geliyoruz.”
Erbakan, “gardiyan devlet” anlayışı yerine şefkat, hizmet ve adalet temelli “garson devlet” anlayışını hâkim kılmayı amaçladıklarını belirterek, Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünü koruma kararlılığında olduklarını vurguladı.

“Diyarbakır’ın potansiyeli ile ekonomik tablosu örtüşmüyor”
Diyarbakır’ın tarım, sanayi ve genç nüfus bakımından önemli bir potansiyele sahip olduğunu ifade eden Erbakan, buna karşın kentin ekonomik göstergelerinin bu potansiyeli yansıtmadığını savundu.
Diyarbakır’ın gelişmişlik endeksinde 66’ncı, kişi başına millî gelir sıralamasında ise 75’inci sırada bulunduğunu belirten Erbakan, kentte ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranının yüzde 43’e ulaştığını söyledi.
İktidarın kişi başına millî gelire ilişkin açıklamalarını da eleştiren Erbakan, “Bu 18 bin doların kimin cebinde olduğunu Diyarbakır’da biz bulamadık. Esnafımızın tezgâhında mı, çiftçimizin kasasında mı, Diyarbakırlı gençlerin cebinde mi?” diye sordu.
Millî gelirin adil dağılmadığını savunan Erbakan, ekonomik büyümenin vatandaşların gelirine ve yaşam şartlarına yansıması gerektiğini ifade etti.

“Bu maaşlarla bu insanları yaşatamazsınız”
Emeklilerin ve çalışanların geçim sıkıntısına dikkati çeken Erbakan, TÜRK-İŞ verilerine atıfla açlık sınırının yaklaşık 37 bin liraya, yoksulluk sınırının ise 121 bin liraya ulaştığını söyledi.
Asgari ücretin 28 bin 75 lira, en düşük emekli aylığının 23 bin 552 lira olduğunu belirten Erbakan, bu gelirlerin temel ihtiyaçları karşılamakta yetersiz kaldığını ifade etti.
Erbakan, “Yıllardır Yeniden Refah Partisi olarak haykırıyoruz. Bu maaşlarla bu insanları yaşatamazsınız diyoruz.” şeklinde konuştu.
Emeklilerin farklı illerde düzenlediği eylemlere de değinen Erbakan, Anayasa Mahkemesi önünde yaşamına son veren emekli polis memurunu anarak ailesine başsağlığı diledi.
Erbakan, iktidara gelmeleri hâlinde Necmettin Erbakan’ın başbakanlığındaki 54. Hükûmet döneminde çalışanlara ve emeklilere yapılan yüksek oranlı maaş artışlarını yeniden hayata geçireceklerini söyledi.
“2027 bütçesi üretimin ve istihdamın değil, borç ve faizin bütçesidir”
2027 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, bütçede giderlerin yaklaşık 27 trilyon lira, gelirlerin 23 trilyon lira olduğunu belirterek, yaklaşık 4 trilyon liralık açık öngörüldüğünü ifade etti.
Bütçe açığının yeni borçlanma ve faiz yükü anlamına geldiğini savunan Erbakan, faiz ödemelerine ayrılan kaynağın da yaklaşık 4 trilyon liraya ulaştığını söyledi.
Vergi muafiyetleri ve kamudaki israfla birlikte değerlendirdiğinde yıllık 8 trilyon liralık kaynağın farklı alanlarda kullanılabileceğini ileri sürerken Erbakan, şöyle devam etti:
“Önümüze konan 2027 yılı bütçesi de ne yazık ki yine bir borç ve faiz bütçesidir. Açıklanan rakamlara baktığımızda acı tablo hemen kendini gösteriyor: Bütçe giderleri 27 trilyon lirayı aşarken, gelirler 23 trilyon lirada kalmaktadır. Aradaki yaklaşık 4 trilyon liralık devasa açık ise yine borçlanmayla kapatılacaktır. Peki, bu borçlanma neye yol açıyor? Borç arttıkça, doğal olarak milletin sırtındaki faiz faturası da kabarmaktadır. Nitekim 2027’de sadece faize gidecek para tam 4 trilyon liradır. Yani iktidar, vatandaştan toplayacağı her 100 liralık verginin 20 lirasını doğrudan faize yatıracaktır. Millete ve üretime kaynak bulamayanlar, iş imtiyazlı holdinglere gelince 2,5 trilyon liralık vergi muafiyeti tanımaktan da geri durmamaktadır. Zaten faize ayrılan bu devasa rakamlar, iktidarın önceliğinin millet olmadığını kanıtlamaktadır. Çünkü faize ödenen bu para sağlığa ayrılan payın 2 katı, tarıma ayrılan payın 5 katı, sanayi ve üretime verilen desteğin ise tam 16 katıdır. İşte asıl can yakıcı nokta burasıdır, göz göre göre faize ve rantçılara kurban edilen bu trilyonlar, bu ülkenin geleceğinden çalınmaktadır.”
Bu kaynaklarla fabrikalar kurulabileceğini, istihdamın artırılabileceğini, sulama projelerinin ve ulaşım yatırımlarının tamamlanabileceğini belirten Erbakan, Diyarbakır-Ankara yüksek hızlı tren hattının da hayata geçirilebileceğini söyledi.
Ana dilde eğitime ilişkin değerlendirme
Gazetecilerin ana dilde eğitime ilişkin sorularını yanıtlayan Erbakan, konunun teknik boyutunun Millî Eğitim Bakanlığı ve uzmanlar tarafından çalışılması gerektiğini söyledi.
İlk aşamada özel okullar aracılığıyla bir çözüm geliştirilebileceğini belirten Erbakan, ekonomik imkânı bulunmayan öğrencilerin de bu eğitimden yararlanabilmesi gerektiğini ifade etti.
Erbakan, şunları kaydetti:
“İmkânı olmayan öğrencilerin, imkânı olmayan gençlerin de bundan yararlanabilmesi için devlet okullarının da bir kısmında böyle bir eğitimin yapılabileceğini düşünüyoruz. Ana dil hakkı doğuştan gelen bir haktır. Gasp edilmesi söz konusu olamaz. Bir dilin yaşatılması, öğretilmesi ve gelecek nesillere aktarılması o insanların, bölge insanının en doğal hakkıdır.”
Bu konuda hazırlanacak düzenlemeleri destekleyeceklerini dile getiren Erbakan, uygulamanın ayrıntılarının uzmanların çalışmalarıyla belirlenmesi gerektiğini söyledi.
Gazze için İslam ülkelerine ortak yaptırım çağrısı
Gazze’ye ilişkin soruları da yanıtlayan Erbakan, yaşananların İslam ülkeleri arasında iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
Necmettin Erbakan’ın 1997’de D-8’in kuruluşuna öncülük ettiğini hatırlatan Erbakan, siyasi ve mezhebî farklılıklara rağmen ortak bir zeminde buluşulabileceğini ifade etti.
Müslüman ülkelerin enerji kaynakları ve stratejik geçiş güzergâhları bakımından önemli imkânlara sahip olduğunu söyleyen Erbakan, bu imkânların ortak kararlarla yaptırım gücüne dönüştürülmesi çağrısında bulundu.
Erbakan, “Endonezya’dan Fas’a kadar Müslüman ülkelerin bir araya gelmesi, ortak karar alıp ortak bir yaptırımı ortaya koyması hâlinde Gazze’deki zulümlerin de dünya üzerindeki diğer Müslümanlara yapılan zulümlerin de durdurulmasına vesile olacaktır.” dedi.
“Bölgesel iş birliği İran ve Mısır’ı da kapsamalı”
Mekke Anlaşması’na ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erbakan, bölgesel iş birliğinin mezhep ayrımı gözetmeksizin İran ve Mısır’ı da kapsaması gerektiğini savundu.
Pakistan, Suudi Arabistan, Türkiye, İran ve Mısır’ın bölgenin önemli aktörleri olduğunu belirten Erbakan, Müslüman ülkeler arasında ayrışmaya yol açacak yaklaşımlara karşı olduklarını söyledi.
Anlaşmanın kapsamı, süresi ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin üstlenebileceği görevler konusunda belirsizlikler bulunduğunu ileri süren Erbakan, partisinin bu nedenle anlaşmaya olumsuz görüş bildirdiğini ifade etti.
Erbakan, “Bu anlaşmanın İsrail için, Siyonizm için bu bölgede bir koruma kalkanı oluşturma amacına matuf olduğuna dair çok ciddi şüphelerimiz olduğunu ifade ediyoruz.” diye konuştu.
Gülistan Doku dosyasının aydınlatılması çağrısı
Gülistan Doku’ya ilişkin soruya da yanıt veren Erbakan, olayın aydınlatılması için sürecin takipçisi olacaklarını ve hukukçularıyla çalışmalara katılacaklarını belirtti.
Ailenin yaşadığı acıya dikkati çeken Erbakan, sorumluların ortaya çıkarılması ve kim olursa olsun gerekli cezaya çarptırılması gerektiğini söyledi.
6284 sayılı Kanun ve İklim Kanunu’na ilişkin partisinin itirazlarını da yineleyen Erbakan, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına rağmen 6284 sayılı Kanun’un yürürlükte olduğunu belirtti. Erbakan, İklim Kanunu’nun sürdürülmesinde iktidarın dış finansman ihtiyacının etkili olduğunu düşündüğünü ifade etti.
Belediye başkanlarının parti değiştirmesine ilişkin açıklama
Belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesine ilişkin soruyu yanıtlayan Erbakan, bu durumun yalnızca Yeniden Refah Partisiyle sınırlı olmadığını, farklı partilerden de geçişler yaşandığını söyledi.
İktidarın belediye başkanlarını baskı veya çeşitli kolaylıklar yoluyla transfer ettiğini ileri süren Erbakan, kendi partilerinden ayrılan bazı isimlerin aday gösterilmesinde seçim dönemindeki tercihlerin de etkili olduğunu belirtti.
Kuruluşundan itibaren partiyle birlikte hareket etmeyen, seçim döneminde katılan bazı isimleri aday gösterdiklerini hatırlatan Erbakan, bu tercihte seçim kazanma ve oy oranını artırma hedefinin rol oynadığını ifade etti.
Partisinin belediyelerindeki çalışmalara da değinen Erbakan, Şanlıurfa Karaköprü ve Yozgat belediyelerini örnek göstererek mali disiplin, borçların ödenmesi ve denk bütçe konusunda başarılı uygulamalar yürütüldüğünü söyledi.
Erbakan, bu hizmetleri genel seçimlerde vatandaşlara anlatacaklarını belirterek, “Paylaşımda adaleti, yönetimde adaleti ve yargıda adaleti tesis edene kadar mücadelemize devam edeceğiz.” dedi.
Kaynak: millinizam
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.