Bu yazıyı Terme’de yaşanan olay sıcakken yazdık fakat araya daha öncelikli konular girince yayımlayamamıştık. Yayımlamak bu güne kısmetmiş diyelim.
Ülkemiz maalesef kutuplaşma üzerinden,toplum gerilerek yönetilmeye çalışıyor. Kutuplaşmayı oluşturan iki akım var, bu akımların omurgasını CHP ve Ak Parti oluşturuyor.(Bu ara CHP içerisinde de kutuplaştırma ve böl parçala yönet metodu uygulanıyor.)
Omurgasını Ak Partinin oluşturduğu Cumhur İttifakı ve omurgasını CHP’nin oluşturduğu Millet İttifakı taraftarlarının meselelere adaletten, ölçüden ve genel kabullerden yoksun bakışı her geçen gün daha da sığ bir hal alıyor.
“O da yapıyor!” diyerek bütün olumsuz halleri meşru görmek kabul görür oldu.
“Onlar mı gelsin?” dendi mi karşı taraf karşıtlığı için başka ölçüye gerek kalmıyor.
“Onlar hiç yönetemez!” iddiası iktidarın kötü yönetimine kılıf ve dayanak olabiliyor.
“Onlar gitsin de kim gelirse gelsin.” gibi içi boş ölçüsüzlük bile karşılık bulabiliyor.
İnsan yaratılmışların en kıymetlisidir, her şeyin en iyisini,adaleti ve hakkı olanı talep etme hakkına sahiptir. Millete hizmet için kurulan ve adına devlet denen kurumun yöneticileri seçimle gelir ve bürokratlar seçimle gelenlerin tercihi ile belli kriterlere göre belirlenir.
Bu kurumları yöneten seçilmiş ya da atanmışlar, bu hizmetleri adil bir şekilde sağlamak için azami gayret göstermelidir.Peki şuan durum öyle mi? Üzülerek söylüyoruz maalesef hayır.
Ana muhalefet partisi iktidarı ne ile suçlayıp gitmesini istiyorsa aynısı hatta daha fazlası kendi camiasında yaşanıyor. Hem de bu durumu kendileri itiraf ediyorlar fakat siyasallaşan zihinler maalesef bundan rahatsızlık duymuyor.
Ölçüler kayboldu, kabuller ve doğrular siyasileşti. Dün kötü dediğiniz partinize gelirse aklanıyor, bugün partinizde savunduğunuz bir siyasetçi de bir sebepten başka bir yere giderse, “hain” olabiliyor.
Ortada ayan beyan, şahsına ait eğlence yerlerinde çalışanların bir kısmının SGK ve maaş ödemelerini sanki belediyede çalışıyormuş gibi başkanı olduğu belediyeden ödediği iddia edilip görevden uzaklaştırılan bir belediye başkanı var.
Bu başkanın CHP’den ihraç edilmesini talep etmeyen Ak Parti karşıtı muhalifler, Ak Partili bir meclis üyesi kadının nahoş, boş, gereksiz yakıştırmaları sonrası istifası alındığı halde, “Atatürk’ün manevi şahsına zarar verdi. Yetmez!”diye ortalığı ayağa kaldırabiliyor.
Şimdi Atatürkçülere sormak lazım: Atatürk’ün kurduğu CHP de Atatürkçü olduğunu iddia eden belediye başkanının yaptığı gayriahlaki işler Atatürk’e zarar vermiyor mu?
Bu durum ahlaki mi? Bu durumu neden kabul ediyorsunuz? Bu duruma karşı neden tepki vermiyorsunuz? Bir meselenin Atatürk’e zarar vermesi içinilla Cumhur İttifakından birisi tarafından mı yapılması gerekiyor?
Sağı solu yok, iktidarı muhalefeti ayırmıyoruz. Milletimizde, “Benim yandaşım, benim arsızım, benim hırsızım, benim adaletsizim!” düşüncesi olduğu sürece böyle düşünenlere her şey müstahak olacaktır.
Terme’de yaşanan olay sonrası bir sürü eleştiri ve destek yazısı okudum. Çok istisna insan meselenin özüne temas etmiş. Ekseriyeti yukarıda yazdığım karşıtlık ya da savunma içgüdüsüyle kaleme alınmış. Hiçbirinin ölçüsü adalet değil, hiçbirinin söylediği sözlerin topluma faydası yok.
Termeli Meclis üyesi kadını Atatürk’e ve Kemalistlere ayrıştırıcı bir dil kullanıp, hakaret etmekle suçlayıp cezalandırılmasını isteyenlerin dili en az eleştirdikleri meclis üyesi kadınınki kadar kirli, ayrıştırıcı ve hakaret içermiyor mu?
Oysa siyasetçiler ve toplumun önünde bulunanlar sözlerini özenle seçmeli, kin ve nefret yerine adalet talep etmeli. Aksi halde bunun önünü nasıl alacağız?
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil fakat herkes karşıtına tahammül edebilmeyi öğrenmeli. Kural basit, kutsalına hakaret edilmesini istemiyorsan kimsenin kutsalına söz söylemeyeceksin.Balkonun camdansa kimsenin balkonuna taş atmayacaksın.
Bu meclis üyesi bu açıklamayı neden yapmış olabilir? Ya çok saftır bu sözlerin nereye gideceğini bilemez ya sosyal medyada beğeni almak ve gündem olmak istemiş olabilirya da hakarete uğrayıp konuyu mahkemeye taşıyıp kazanç sağlamayı istemiş olabilir.
Her üçünde de iyi niyet olamaz. Siyasi partiler toplumun önüne koyduğu insanları belirlerken daha çok dikkat etmeliler. Dikkat ettiniz ve kişi yine bu tür gereksiz bir iş yaptı ise bu sefer ya ihraç edersiniz ya da istifasını alırsınız. Ondan sonrası yargının işidir.
Nihayetinde insan bu, her an her türlü aykırılığı yapabiliyor. Herkes fikirözgürlüğü olsun istiyor fakat ucu kendisine dokununca ortalığı velveleye verebiliyor. Tabii ki özgürlüklerin sınırsız olmadığı bilinmelidir.
Bu mesele mahkemeye taşındığı için yorum yapmak uygun düşmez fakat meclis üyesi kadının söylediklerinin hukuk sistemimize göre cezai müeyyidesinin olduğunu düşünmüyoruz.
Bu beyanatlar gereksiz olabilir, ahlaki olmayabilir. Vicdanları rahatsız edebilir fakat bu saydıklarımız hukuk karşısında cezayı gerektirmeyebilir. Ve fakat şahsın istifasının alınmış olması bu tür gereksiz çıkışların önüne geçecektir.
Anasayfa
Yazarlar
Adnan ÖZ
Yazı Detayı
Bu yazı 23 kez okundu.
Bu Kadar Kutuplaşma Ülkemize Zarar Veriyor!
Bu yazıyı Terme’de yaşanan olay sıcakken yazdık fakat araya daha öncelikli konular girince yayımlayamamıştık. Yayımlamak bu güne kısmetmiş diyelim.
Ülkemiz maalesef kutuplaşma üzerinden,toplum gerilerek yönetilmeye çalışıyor. Kutuplaşmayı oluşturan iki akım var, bu akımların omurgasını CHP ve Ak Parti oluşturuyor.(Bu ara CHP içerisinde de kutuplaştırma ve böl parçala yönet metodu uygulanıyor.)
Omurgasını Ak Partinin oluşturduğu Cumhur İttifakı ve omurgasını CHP’nin oluşturduğu Millet İttifakı taraftarlarının meselelere adaletten, ölçüden ve genel kabullerden yoksun bakışı her geçen gün daha da sığ bir hal alıyor.
“O da yapıyor!” diyerek bütün olumsuz halleri meşru görmek kabul görür oldu.
“Onlar mı gelsin?” dendi mi karşı taraf karşıtlığı için başka ölçüye gerek kalmıyor.
“Onlar hiç yönetemez!” iddiası iktidarın kötü yönetimine kılıf ve dayanak olabiliyor.
“Onlar gitsin de kim gelirse gelsin.” gibi içi boş ölçüsüzlük bile karşılık bulabiliyor.
İnsan yaratılmışların en kıymetlisidir, her şeyin en iyisini,adaleti ve hakkı olanı talep etme hakkına sahiptir. Millete hizmet için kurulan ve adına devlet denen kurumun yöneticileri seçimle gelir ve bürokratlar seçimle gelenlerin tercihi ile belli kriterlere göre belirlenir.
Bu kurumları yöneten seçilmiş ya da atanmışlar, bu hizmetleri adil bir şekilde sağlamak için azami gayret göstermelidir.Peki şuan durum öyle mi? Üzülerek söylüyoruz maalesef hayır.
Ana muhalefet partisi iktidarı ne ile suçlayıp gitmesini istiyorsa aynısı hatta daha fazlası kendi camiasında yaşanıyor. Hem de bu durumu kendileri itiraf ediyorlar fakat siyasallaşan zihinler maalesef bundan rahatsızlık duymuyor.
Ölçüler kayboldu, kabuller ve doğrular siyasileşti. Dün kötü dediğiniz partinize gelirse aklanıyor, bugün partinizde savunduğunuz bir siyasetçi de bir sebepten başka bir yere giderse, “hain” olabiliyor.
Ortada ayan beyan, şahsına ait eğlence yerlerinde çalışanların bir kısmının SGK ve maaş ödemelerini sanki belediyede çalışıyormuş gibi başkanı olduğu belediyeden ödediği iddia edilip görevden uzaklaştırılan bir belediye başkanı var.
Bu başkanın CHP’den ihraç edilmesini talep etmeyen Ak Parti karşıtı muhalifler, Ak Partili bir meclis üyesi kadının nahoş, boş, gereksiz yakıştırmaları sonrası istifası alındığı halde, “Atatürk’ün manevi şahsına zarar verdi. Yetmez!”diye ortalığı ayağa kaldırabiliyor.
Şimdi Atatürkçülere sormak lazım: Atatürk’ün kurduğu CHP de Atatürkçü olduğunu iddia eden belediye başkanının yaptığı gayriahlaki işler Atatürk’e zarar vermiyor mu?
Bu durum ahlaki mi? Bu durumu neden kabul ediyorsunuz? Bu duruma karşı neden tepki vermiyorsunuz? Bir meselenin Atatürk’e zarar vermesi içinilla Cumhur İttifakından birisi tarafından mı yapılması gerekiyor?
Sağı solu yok, iktidarı muhalefeti ayırmıyoruz. Milletimizde, “Benim yandaşım, benim arsızım, benim hırsızım, benim adaletsizim!” düşüncesi olduğu sürece böyle düşünenlere her şey müstahak olacaktır.
Terme’de yaşanan olay sonrası bir sürü eleştiri ve destek yazısı okudum. Çok istisna insan meselenin özüne temas etmiş. Ekseriyeti yukarıda yazdığım karşıtlık ya da savunma içgüdüsüyle kaleme alınmış. Hiçbirinin ölçüsü adalet değil, hiçbirinin söylediği sözlerin topluma faydası yok.
Termeli Meclis üyesi kadını Atatürk’e ve Kemalistlere ayrıştırıcı bir dil kullanıp, hakaret etmekle suçlayıp cezalandırılmasını isteyenlerin dili en az eleştirdikleri meclis üyesi kadınınki kadar kirli, ayrıştırıcı ve hakaret içermiyor mu?
Oysa siyasetçiler ve toplumun önünde bulunanlar sözlerini özenle seçmeli, kin ve nefret yerine adalet talep etmeli. Aksi halde bunun önünü nasıl alacağız?
Kimse kimseyi sevmek zorunda değil fakat herkes karşıtına tahammül edebilmeyi öğrenmeli. Kural basit, kutsalına hakaret edilmesini istemiyorsan kimsenin kutsalına söz söylemeyeceksin.Balkonun camdansa kimsenin balkonuna taş atmayacaksın.
Bu meclis üyesi bu açıklamayı neden yapmış olabilir? Ya çok saftır bu sözlerin nereye gideceğini bilemez ya sosyal medyada beğeni almak ve gündem olmak istemiş olabilirya da hakarete uğrayıp konuyu mahkemeye taşıyıp kazanç sağlamayı istemiş olabilir.
Her üçünde de iyi niyet olamaz. Siyasi partiler toplumun önüne koyduğu insanları belirlerken daha çok dikkat etmeliler. Dikkat ettiniz ve kişi yine bu tür gereksiz bir iş yaptı ise bu sefer ya ihraç edersiniz ya da istifasını alırsınız. Ondan sonrası yargının işidir.
Nihayetinde insan bu, her an her türlü aykırılığı yapabiliyor. Herkes fikirözgürlüğü olsun istiyor fakat ucu kendisine dokununca ortalığı velveleye verebiliyor. Tabii ki özgürlüklerin sınırsız olmadığı bilinmelidir.
Bu mesele mahkemeye taşındığı için yorum yapmak uygun düşmez fakat meclis üyesi kadının söylediklerinin hukuk sistemimize göre cezai müeyyidesinin olduğunu düşünmüyoruz.
Bu beyanatlar gereksiz olabilir, ahlaki olmayabilir. Vicdanları rahatsız edebilir fakat bu saydıklarımız hukuk karşısında cezayı gerektirmeyebilir. Ve fakat şahsın istifasının alınmış olması bu tür gereksiz çıkışların önüne geçecektir.
Ekleme
Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi
Bu Kadar Kutuplaşma Ülkemize Zarar Veriyor!
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.