Halis ÖZDEMİR
Köşe Yazarı
Halis ÖZDEMİR
 

Darbeler Darbeler ve 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi

12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin 46. yıl dönümünde, Gazeteci-Yazar Halis Özdemir, darbenin Türkiye'de bıraktığı derin izleri ve Mamak Zindanları'nda yaşadığı ağır günleri kaleme aldı. Özdemir, “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı: Tarihe Notlar” kitabından aktardığı çarpıcı bilgiler ve şiirlerle, 12 Eylül döneminin acılarını ve insan hikâyelerini yeniden gündeme taşıyor.   Darbeler Darbeler ve 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi   Türkiye ve Türk milleti her on yılda bir askeri/sivil vesayet müdahalesi yaşamış, yürüyüşü durdurulmak istenmiş bir devlet ve bir millettir.   1960 müdahalesi 1972 muhtırası 1980 müdahalesi Ve Bin yıl sürecek dedikleri 28 Şubat (1997) darbesi…   12 Eylül askeri müdahalesinin yıl dönümündeyiz. 12 Eylül'ü bugün anlatmak çok zor! 12 Eylül süreci ve 12 Eylül'de yaşanılanlar akıl almaz şeyler olması anlatılmasını, anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Akıl dışı, insanlık dışı işler yaşanmış, tarihe kara leke olarak geçen bir dönemdir.   12 Eylül'ü bir bakıma sonuçları ve etkileri bakımından her kişi aslında yaşamış demektir. Ancak bir de bizzat şahsım gibi 12 Eylül'e muhatap olmuş, 12 Eylül zindanlarında, işkence evlerinde ölüm kalım yaşamışlar da var elbette.   ABD'nin o dönem başkanı Jimmy Carter'ın “bizim çocuklar Türkiye'de yönetime müdahale etti” diyerek aslında darbelerin arkasında kimlerin ve hangi işbirlikçilerin olduğunun ifşa edildiği 12 Eylül askeri müdahalesinin bir bakıma özeti sayılabilecek olan özet bilgileri, Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar kitabımdan arz ediyorum;   “Bundan sonra herkes kendi başının çaresine bakacak, artık ülkede ihtilalcilerin "Emir komuta zinciri içinde" hükmü geçecekti. İhtilalciler önlerine "Ülkeyi yeniden demokratikleştirme" hedefini koymuş olmalarına rağmen, 12 Eylül 1980 sabahından itibaren başlayan ve uzun yıllar varlığını sürdüren yönetimin etkileri bugün bile devam etmektedir.   İhtilalle birlikte her şey alt üst olmuş, her şey yerinden oynamış, her şey bir pamuk ipliği ile hayata tutunur olmuştu. O Cuma günü sabahından başlamak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi kapatıldı, anayasa iptal edildi, siyasi partilerin kapılarına kilit vuruldu. 650 bin kişi gözaltına alındı.   1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi, bunlardan 50'si asıldı. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi. 71 bin kişi TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.   388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işinden atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.   937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.   400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.   Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.” (Sahife 368)   “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar” kitabımdan birkaç şiirle “Mamak” ne demek anlatmaya çalışacağım!   1980 “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı” Kitabımdan   1 / Yüzlerine Bakıyorum   Yüzlerine bakıyorum Ürküyorum O da ne Kendimi görüyorum Duvardaki taşta Kendimi görüyorum Sıkılmış hayalimde Çaresizliğin Bir hortlağın çığlığında Çığlık Çığlık atmak istiyorum Dost yüzünü Nur yüzünü Mahşeri bir kalabalıkta Peygamber yüzünü Güller açsın Solmasın Tükenmesin umut hele sevda Vatan, millet, bayrak Ve iman Bitmesin yolculuğum   Yüzüne bakmak istiyorum Nur yüzüne Alemler yaratılmıştı ya Hürmetine Aç kollarını geleyim Hürriyeti Kollarında bulayım! 1981   2 / Bir Çığlık Duymuştuk   Bir çığlık duymuştuk O gün Her gün duymuştuk! Her gün başka O gün başkaydı “Yavrum” “Kızım” “Canım” “Yapmayın” Diyordu yankısı gökyüzünden Hüznü yüreklerden Duyularak   Oysa onun ziyaretçisi gelmişti Çocuklar gibi şendi Çocukları, eşi Can yoldaşı Parmaklıkların arkasında Gönülleri yanındaydı Kızı dayanamamış Daha on altısında Baba, baba demişti Oysa yasaktır orada Baba Kızım, sus Deyivermiş baba Geç kalmış Kızı sırtına “cop” yemiş Çığlık çığlığa Heyhat “Öleydim de görmeyeydim” Ve bir sedyelik İki bacak, iki kol Atmışlar koğuşun ortasına Artık çığlık yok Artık çığlık yok   3 / Hücrem   Hücremin duvarları Sağdan beş, soldan altı karış “Çilehane” ile sanki yarış Hücrem benim ana kucağım Sana dargın kalmayacağım Hücrem sar beni Ben ölümden geliyorum Hücrem seni seviyorum Hücrem daracık Dualarım Allah’a açık Yakarırım Rabb'ime vuslat için Hem ne yakarış Gözlerimin yaşı ‘içime’ Derler ya Benim kalbime akmış   4 / Yıldızları Sayıyorum   Yıldızları sayıyorum Yıldızlar kayıyor Tutamıyorum Yıldızları sayıyorum Uzanarak Yıldızlar kayıyor Tutamıyorum Yıldızları sayıyorum Taş duvara yaslayıp başımı Sağdan kayıyor Soldan kayıyor Tutamıyorum Yıldızlar kayıyor kahramanca On yedisinde belki yirmisinde Yıldızları tutamıyorum Yıldızları rahmetle anıyorum   5 / Hücremin Demir Kapısı   Hücremin demir kapısı gıcırdıyor Hücrem beni İçeri buyur ediyor Sanki ana kucağı Ya da baba ocağı Bu gün de yaşıyorum Alnımı taş duvara Dayayıp Şükrediyorum Yaşadığımı Secdede Hissediyorum Ruhum ıstırap içinde Acılarımı hissetmiyorum Bu gün de yaşıyorum Şükrediyorum Hücrem benim Ana kucağım Sana dargın Kalmayacağım Hücrem sar beni Ben ölümden geliyorum Hücrem seni seviyorum Hücrem daracık Dualarım Allah’a açık   6 / Sorguya Alınıyorum   Sorguya alınıyorum Allah'ım artık dayanamıyorum Al emanetini diye Yalvarıyorum Sorguya alınıyorum Başkaları üşüyor, donuyor Ben yanıyor, kavruluyorum Sorguya alınıyorum Kimsesiz ve yalnız Ve yalnız Rabb'ime yalvarıyorum Artık dayanamıyorum Sorguya alınıyorum Sanki beni anlayan mı var! Sanmıyorum Heyhat Vatanımda Dayanılmaz acılar yaşıyorum   7 / Yaşıyorum   Sorgudan geliyorum Yürüyemiyorum Kollarıma girmiş iki asker Taşınıyorum Demek hâlâ yaşıyorum Sorgudan geliyorum Yaşıyorum Sevinsem mi Üzülsem mi Bilmiyorum, şükrediyorum Demir kapı gıcırdıyor Hücrem beni İçeri buyur ediyor Sanki ana kucağı Sanki baba ocağı Bugün de yaşıyorum Şükrediyorum Yaşadığımı Secdede hissediyorum Ruhum ıstırap içinde Acılarımı hissetmiyorum Bugün de yaşıyorum Şükrediyorum   8 / Bugün Sessizlik Var   Bugün sessizlik var Mahzun bekleyiş Umutsuz nefes Umutsuz bakış Parmaklılar ardından Canhıraş yakarış Kim bilir sessizlik gerekir Sessizlik huşu ile Masmavi gökyüzüne bakarak Yüreğini açıp Solgun yüzüyle Sevdasına bakarak Ben kimim Beni bu sevdadan Kim kurtaracak   9 / Dumanlar   Dumanlar Dumanlara karışıyor Çek bir nefes Yüreğimiz midir yanan Aman Allah'ım aman Mustafa'ya bak On dokuzuna Hasan şöyle böyle Yirmisine Halis yeni girmiş Yirmi birine Ne de toylar Solcu Ülkücü İslamcı olmuşlar Masmavi gökyüzünü Seyre dalmışlar Dumanlar Dumanlar sarmış Dört bir yanımı Yanan yürek mi Hayal mi Umut mu Çek bir nefes sigaranı Gök demir Yer demir olmuş Sarmış benliğimi Yanan ben miyim Sigaram mı Duman Zifiri karanlığında Boğdun beni Bir kerecik sor Bir kerecik Sar beni bir yar Bir ana gibi   10 / Parmaklıklar   Demir parmaklıklar Bırakın beni Gitmek istiyorum Duvarlar Taş duvarlar Çekilin aradan Uçmak istiyorum Kapılar Demir kapılar Açılın artık Dayanamıyorum Yatağım Ve yorganım Artık Güzel rüyalar Görmek istiyorum   11 / Ne Hülyalara Şahitlik Etti   Ne hülyalara şahitlik etti Şu bizim koğuş Ne rüyalara şahitlik etti Bu yatak Voltada vursam Postallarımı Tak tak Arasam dostları Kollarımı sonuna kadar Açarak Dostlarım, ah dostlarım Mektuplarıma Selamlarıma Cevap vermeyen dostlarım Mahşerdeyim de Bilmeyen ben miyim Ah dostlarım Bir selam verin Bir merhaba deyin   Dostlara selam olsun
Ekleme Tarihi: 17 Eylül 2026 -Perşembe
Halis ÖZDEMİR

Darbeler Darbeler ve 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi

12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin 46. yıl dönümünde, Gazeteci-Yazar Halis Özdemir, darbenin Türkiye'de bıraktığı derin izleri ve Mamak Zindanları'nda yaşadığı ağır günleri kaleme aldı. Özdemir, “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı: Tarihe Notlar” kitabından aktardığı çarpıcı bilgiler ve şiirlerle, 12 Eylül döneminin acılarını ve insan hikâyelerini yeniden gündeme taşıyor.

 

Darbeler Darbeler ve 12 Eylül 1980 Askeri Müdahalesi
 

Türkiye ve Türk milleti her on yılda bir askeri/sivil vesayet müdahalesi yaşamış, yürüyüşü durdurulmak istenmiş bir devlet ve bir millettir.
 

1960 müdahalesi
1972 muhtırası
1980 müdahalesi
Ve Bin yıl sürecek dedikleri
28 Şubat (1997) darbesi…
 

12 Eylül askeri müdahalesinin yıl dönümündeyiz. 12 Eylül'ü bugün anlatmak çok zor! 12 Eylül süreci ve 12 Eylül'de yaşanılanlar akıl almaz şeyler olması anlatılmasını, anlaşılmasını zorlaştırmaktadır. Akıl dışı, insanlık dışı işler yaşanmış, tarihe kara leke olarak geçen bir dönemdir.
 

12 Eylül'ü bir bakıma sonuçları ve etkileri bakımından her kişi aslında yaşamış demektir.

Ancak bir de bizzat şahsım gibi 12 Eylül'e muhatap olmuş, 12 Eylül zindanlarında, işkence evlerinde ölüm kalım yaşamışlar da var elbette.
 

ABD'nin o dönem başkanı Jimmy Carter'ın “bizim çocuklar Türkiye'de yönetime müdahale etti” diyerek aslında darbelerin arkasında kimlerin ve hangi işbirlikçilerin olduğunun ifşa edildiği 12 Eylül askeri müdahalesinin bir bakıma özeti sayılabilecek olan özet bilgileri, Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar kitabımdan arz ediyorum;
 

“Bundan sonra herkes kendi başının çaresine bakacak, artık ülkede ihtilalcilerin "Emir komuta zinciri içinde" hükmü geçecekti. İhtilalciler önlerine "Ülkeyi yeniden demokratikleştirme" hedefini koymuş olmalarına rağmen, 12 Eylül 1980 sabahından itibaren başlayan ve uzun yıllar varlığını sürdüren yönetimin etkileri bugün bile devam etmektedir.
 

İhtilalle birlikte her şey alt üst olmuş, her şey yerinden oynamış, her şey bir pamuk ipliği ile hayata tutunur olmuştu. O Cuma günü sabahından başlamak üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi kapatıldı, anayasa iptal edildi, siyasi partilerin kapılarına kilit vuruldu. 650 bin kişi gözaltına alındı.
 

1 milyon 683 bin kişi fişlendi. Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı. 7 bin kişi için idam cezası istendi. 517 kişiye idam cezası verildi, bunlardan 50'si asıldı. İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis'e gönderildi. 71 bin kişi TCK'nın 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı. 98 bin 404 kişi örgüt üyesi olmak suçundan yargılandı.
 

388 bin kişiye pasaport verilmedi. 30 bin kişi "sakıncalı" olduğu için işinden atıldı. 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı. 30 bin kişi siyasi mülteci olarak yurt dışına gitti. 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 171 kişinin işkenceden öldüğü belgelendi.

 

937 film sakıncalı bulunduğu için yasaklandı. 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu. 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.

 

400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi. Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi. 31 gazeteci cezaevine girdi. 300 gazeteci saldırıya uğradı. 39 ton gazete ve dergi imha edildi.

 

Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi. 144 kişi kuşkulu bir şekilde öldü. 14 kişi açlık grevinde öldü. 16 kişi kaçarken vuruldu. 95 kişi çatışmada öldü. 73 kişiye doğal ölüm raporu verildi. 43 kişinin intihar ettiği bildirildi.” (Sahife 368)
 

“Mamak Zindanlarında Bir Akıncı Tarihe Notlar” kitabımdan birkaç şiirle “Mamak” ne demek anlatmaya çalışacağım!

 

1980 “Mamak Zindanlarında Bir Akıncı” Kitabımdan

 

1 / Yüzlerine Bakıyorum
 

Yüzlerine bakıyorum
Ürküyorum
O da ne
Kendimi görüyorum
Duvardaki taşta
Kendimi görüyorum
Sıkılmış hayalimde
Çaresizliğin
Bir hortlağın çığlığında
Çığlık
Çığlık atmak istiyorum
Dost yüzünü
Nur yüzünü
Mahşeri bir kalabalıkta
Peygamber yüzünü
Güller açsın
Solmasın
Tükenmesin umut hele sevda
Vatan, millet, bayrak
Ve iman

Bitmesin yolculuğum
 

Yüzüne bakmak istiyorum
Nur yüzüne
Alemler yaratılmıştı ya
Hürmetine
Aç kollarını geleyim
Hürriyeti
Kollarında bulayım!

1981

 

2 / Bir Çığlık Duymuştuk

 

Bir çığlık duymuştuk
O gün
Her gün duymuştuk!
Her gün başka
O gün başkaydı
“Yavrum”
“Kızım”
“Canım”
“Yapmayın”

Diyordu yankısı gökyüzünden
Hüznü yüreklerden
Duyularak
 

Oysa onun ziyaretçisi gelmişti
Çocuklar gibi şendi
Çocukları, eşi
Can yoldaşı
Parmaklıkların arkasında
Gönülleri yanındaydı
Kızı dayanamamış
Daha on altısında
Baba, baba demişti
Oysa yasaktır orada
Baba
Kızım, sus
Deyivermiş baba
Geç kalmış
Kızı sırtına “cop” yemiş
Çığlık çığlığa
Heyhat
“Öleydim de görmeyeydim”
Ve bir sedyelik
İki bacak, iki kol
Atmışlar koğuşun ortasına
Artık çığlık yok
Artık çığlık yok
 

3 / Hücrem

 

Hücremin duvarları
Sağdan beş, soldan altı karış
“Çilehane” ile sanki yarış
Hücrem benim ana kucağım
Sana dargın kalmayacağım
Hücrem sar beni
Ben ölümden geliyorum
Hücrem seni seviyorum

Hücrem daracık
Dualarım Allah’a açık
Yakarırım Rabb'ime vuslat için
Hem ne yakarış
Gözlerimin yaşı ‘içime’
Derler ya
Benim kalbime akmış

 

4 / Yıldızları Sayıyorum

 

Yıldızları sayıyorum
Yıldızlar kayıyor
Tutamıyorum
Yıldızları sayıyorum
Uzanarak
Yıldızlar kayıyor
Tutamıyorum
Yıldızları sayıyorum
Taş duvara yaslayıp başımı
Sağdan kayıyor
Soldan kayıyor
Tutamıyorum
Yıldızlar kayıyor kahramanca
On yedisinde belki yirmisinde
Yıldızları tutamıyorum
Yıldızları rahmetle anıyorum

 

5 / Hücremin Demir Kapısı

 

Hücremin demir kapısı gıcırdıyor
Hücrem beni
İçeri buyur ediyor
Sanki ana kucağı
Ya da baba ocağı
Bu gün de yaşıyorum
Alnımı taş duvara
Dayayıp
Şükrediyorum
Yaşadığımı
Secdede
Hissediyorum
Ruhum ıstırap içinde
Acılarımı hissetmiyorum
Bu gün de yaşıyorum
Şükrediyorum

Hücrem benim
Ana kucağım
Sana dargın
Kalmayacağım
Hücrem sar beni
Ben ölümden geliyorum
Hücrem seni seviyorum

Hücrem daracık
Dualarım
Allah’a açık

 

6 / Sorguya Alınıyorum

 

Sorguya alınıyorum
Allah'ım artık dayanamıyorum
Al emanetini diye
Yalvarıyorum
Sorguya alınıyorum
Başkaları üşüyor, donuyor
Ben yanıyor, kavruluyorum
Sorguya alınıyorum
Kimsesiz ve yalnız
Ve yalnız Rabb'ime yalvarıyorum
Artık dayanamıyorum
Sorguya alınıyorum
Sanki beni anlayan mı var!
Sanmıyorum
Heyhat
Vatanımda
Dayanılmaz acılar yaşıyorum

 

7 / Yaşıyorum

 

Sorgudan geliyorum
Yürüyemiyorum
Kollarıma girmiş iki asker
Taşınıyorum
Demek hâlâ yaşıyorum

Sorgudan geliyorum
Yaşıyorum
Sevinsem mi
Üzülsem mi
Bilmiyorum, şükrediyorum

Demir kapı gıcırdıyor
Hücrem beni
İçeri buyur ediyor
Sanki ana kucağı
Sanki baba ocağı
Bugün de yaşıyorum
Şükrediyorum
Yaşadığımı
Secdede hissediyorum

Ruhum ıstırap içinde
Acılarımı hissetmiyorum
Bugün de yaşıyorum
Şükrediyorum

 

8 / Bugün Sessizlik Var

 

Bugün sessizlik var
Mahzun bekleyiş
Umutsuz nefes
Umutsuz bakış

Parmaklılar ardından
Canhıraş yakarış
Kim bilir sessizlik gerekir
Sessizlik huşu ile

Masmavi gökyüzüne bakarak
Yüreğini açıp
Solgun yüzüyle
Sevdasına bakarak
Ben kimim
Beni bu sevdadan
Kim kurtaracak

 

9 / Dumanlar

 

Dumanlar
Dumanlara karışıyor
Çek bir nefes
Yüreğimiz midir yanan
Aman Allah'ım aman

Mustafa'ya bak
On dokuzuna
Hasan şöyle böyle
Yirmisine
Halis yeni girmiş
Yirmi birine

Ne de toylar
Solcu
Ülkücü
İslamcı olmuşlar
Masmavi gökyüzünü
Seyre dalmışlar

Dumanlar
Dumanlar sarmış
Dört bir yanımı
Yanan yürek mi
Hayal mi
Umut mu

Çek bir nefes sigaranı
Gök demir
Yer demir olmuş
Sarmış benliğimi
Yanan ben miyim
Sigaram mı

Duman
Zifiri karanlığında
Boğdun beni
Bir kerecik sor
Bir kerecik
Sar beni bir yar
Bir ana gibi

 

10 / Parmaklıklar
 

Demir parmaklıklar
Bırakın beni
Gitmek istiyorum

Duvarlar
Taş duvarlar
Çekilin aradan
Uçmak istiyorum

Kapılar
Demir kapılar
Açılın artık
Dayanamıyorum

Yatağım
Ve yorganım
Artık
Güzel rüyalar
Görmek istiyorum

 

11 / Ne Hülyalara Şahitlik Etti

 

Ne hülyalara şahitlik etti
Şu bizim koğuş
Ne rüyalara şahitlik etti
Bu yatak
Voltada vursam
Postallarımı
Tak tak
Arasam dostları
Kollarımı sonuna kadar
Açarak
Dostlarım, ah dostlarım
Mektuplarıma
Selamlarıma
Cevap vermeyen dostlarım
Mahşerdeyim de
Bilmeyen ben miyim
Ah dostlarım
Bir selam verin
Bir merhaba deyin

 

Dostlara selam olsun

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi