Halis ÖZDEMİR
Köşe Yazarı
Halis ÖZDEMİR
 

Erdoğan’dan Sonra

Gazeteci yazar Halis Özdemir’den çarpıcı analiz: “Recep Tayyip Erdoğan sonrası siyaset nasıl şekillenecek?” AK Parti dağılır mı, yoksa güçlenerek devam mı eder? Bilal Erdoğan ismi neden tartışılıyor? Hakan Fidan gerçekten bir “halef” mi, yoksa erken yıpratılıyor mu? Daha önce gündeme gelen Süleyman Soylu senaryosu neden sönümlendi? Geçmişte Turgut Özal sonrası yaşananlar bugün için bir işaret mi? Karizmatik lider dönemi bitiyor mu, yoksa yeni bir lider mi doğacak? Yoksa Türkiye, artık “lider siyaseti”nden “kadro siyaseti”ne mi geçiyor?   Demirel’den, Ecevit’ten, Erbakan’dan, Türkeş’ten, Özal’dan sonra siyaset! Ve; Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı hatta parti genel başkanlığı konusunda, “olacaktır, olmayacaktır” kabilinden yürütülen mütalaların içinde; “Erdoğan sonrası” değerlendirmeleri de işin önemli bir yanıdır. Önce Süleyman Soylu sonra Hakan Fidan isimleri ileri sürülerek “Erdoğan sonrası” gündeme getirildi. Siyaset zemini böyledir. Ne kadar güçlü olursanız olun sizin yerinize, sizden sonrası size rağmen konuşulur. Konuşulmakla kalmaz siyasette ön almak isteyen aktörlerin cesareti oranında şüyu bulur. Öncelikle Sayın Erdoğan’ın yerine konuşanların iddialarını şöyle özetlemek mümkündür:   “Erdoğan’dan sonra AK Parti de aynı ANAP gibi dağılır” diyenler, “Erdoğan, oğlu Bilal’i yerine getirecek” diyenler, “Hakan Fidan Erdoğan’ın yerine hazırlanıyor” diyenler. Erdoğan sonrası AK Parti için ANAP benzetmesi ne derece doğrudur? Ak Parti ile ANAP’ın sosyolojik varlığı tam olarak örtüşmemesine rağmen ANAP örneği böyle düşünmenin önünü açıyor. Erdoğan oğlu Bilal’i mi yerine getirmek ister? Erdoğan’ın siyasi tecrübesi böyle düşünenleri haklı çıkarır mı? Sanmam. Hakan Fidan meselesine gelince: Daha önce Süleyman Soylu’nun ismi güçlü bir şekilde geçmekte ve Sayın Bahçeli’nin kendisini desteklediği topluma fısıldanmakta idi. Erdoğan sonrası için Hakan Fidan’ın ismini geçirilmesi, Hakan Fidan’ın yıpratılması ile sonuçlanması ihtimalini gözardı etmemek gerekir. Hakan Fidan ismini bizzat kendisi Erdoğan’a rağmen ön plana çıkarıyorsa, kendisi açısından hiç de hayra alamet değildir! Bunun anlamı, yıllardır en yakınında olmasına rağmen Sayın Erdoğan’ı tanımamış demektir ki bu da “öngörüsüzlük” olarak değerlendirilecektir. Türkiye’de halka rağmen “dış destekli” siyaset dönemi kapanmıştır. Türk milleti artık “onun adamı, bunun adamı, arkasında o var, bu var”a itibar etmemektedir. Sayın Fidan’ın şayet böyle bir niyeti varsa işi zorun zoru görünüyor!   Erdoğan’dan sonra Erdoğan! Peki o halde hangi Erdoğan? Allah sağlık afiyetle uzun ömür versin, Sayın Erdoğan’ın sağlığı elverdiği sürece Erdoğan’ın gerek cumhurbaşkanlığı adaylığı gerekse partisinin genel başkanlığının devamı gönül verenler açısından vazgeçilmezdir. Sayın Erdoğan’ın “karizmatik liderliği ile yeri doldurulamaz” kanaati sevenlerinde hâkim düşüncedir. Karizmatik liderlerin yeri kendilerinden sonra doldurulamamaktadır. Turgut Özal’ın yerine gelen Mesut Yılmaz Özal’ın yerini dolduramamış, Özal partisinin başına tekrar gelmek istemiştir. Erdoğan, Özal’ın yolunda yürürse partisi ve kendisini aynı akıbetin beklediğini tecrübesi gereği bildiğini düşünüyoruz.   Farkında mısınız? Siyasete ve Türkiye tarihine damga vurmuş lider/başkanların kendilerinden sonra yerleri doldurulamadı. Adı geçen merhum siyasetçilerimizin ortak özellikleri, “Genel Başkan”dan ziyade “Lider” olmalarıydı. Kritik zamanda çözümsüzlüğün, umutsuzluğun boy verdiği zamanlarda işte bu liderlerin sorunu tereyağından kıl çeker gibi çözme yetenekleri vardı. Karizmatik lider versiyonunun son temsilcisi kabul edilen, halkın kuvvetli desteğini ve güvenini kazanmış, ülkeyi uzun zamandır yöneten, cumhuriyet tarihinde seçim kazanma ve yönetmede rekor kırmayı başaran “lider” vasfını Türkiye dışında da tartışmasız kabul ettiren Sayın Erdoğan’ın yerine talip olmak da doğrusu yürek ister.   Artık kadro siyaseti gerek! Bundan sonra lider olmak çok zor görünüyor. Siyasetçiler artık geçmişteki siyasetçilere özenmek yerine kolektif kadro oluşturmalılar. Ülkeyi yönetmek, gemiyi sularla selametle limana yanaştırmak, kadro ile ortak akılla mümkündür. Erdoğan’ın yerine ve Erdoğan’ın geleceğine, başta gönüllerin de sahibi olan “kararların üstünde karar verici”nin nasip etmesi ile halk karar verecektir. Ancak akıllarından çıkarmamaları gereken: “Erken öten horozun başını keserler” atasözümüzü unutmamalarıdır. Ayrıca hangi parti veya kuruluş olursa olsun zirveye oynamak, var olmak veya yok olmak demektir. Bunun ortası yoktur. Vesselam
Ekleme Tarihi: 01 Mayıs 2026 -Cuma

Erdoğan’dan Sonra

Gazeteci yazar Halis Özdemir’den çarpıcı analiz: “Recep Tayyip Erdoğan sonrası siyaset nasıl şekillenecek?” AK Parti dağılır mı, yoksa güçlenerek devam mı eder? Bilal Erdoğan ismi neden tartışılıyor? Hakan Fidan gerçekten bir “halef” mi, yoksa erken yıpratılıyor mu? Daha önce gündeme gelen Süleyman Soylu senaryosu neden sönümlendi? Geçmişte Turgut Özal sonrası yaşananlar bugün için bir işaret mi? Karizmatik lider dönemi bitiyor mu, yoksa yeni bir lider mi doğacak? Yoksa Türkiye, artık “lider siyaseti”nden “kadro siyaseti”ne mi geçiyor?

 

Demirel’den, Ecevit’ten, Erbakan’dan, Türkeş’ten, Özal’dan sonra siyaset! Ve;


Sayın Erdoğan’ın cumhurbaşkanı adaylığı hatta parti genel başkanlığı konusunda, “olacaktır, olmayacaktır” kabilinden yürütülen mütalaların içinde; “Erdoğan sonrası” değerlendirmeleri de işin önemli bir yanıdır.


Önce Süleyman Soylu sonra Hakan Fidan isimleri ileri sürülerek “Erdoğan sonrası” gündeme getirildi.


Siyaset zemini böyledir. Ne kadar güçlü olursanız olun sizin yerinize, sizden sonrası size rağmen konuşulur. Konuşulmakla kalmaz siyasette ön almak isteyen aktörlerin cesareti oranında şüyu bulur.


Öncelikle Sayın Erdoğan’ın yerine konuşanların iddialarını şöyle özetlemek mümkündür:
 

  • “Erdoğan’dan sonra AK Parti de aynı ANAP gibi dağılır” diyenler,
  • “Erdoğan, oğlu Bilal’i yerine getirecek” diyenler,
  • “Hakan Fidan Erdoğan’ın yerine hazırlanıyor” diyenler.


Erdoğan sonrası AK Parti için ANAP benzetmesi ne derece doğrudur? Ak Parti ile ANAP’ın sosyolojik varlığı tam olarak örtüşmemesine rağmen ANAP örneği böyle düşünmenin önünü açıyor.


Erdoğan oğlu Bilal’i mi yerine getirmek ister? Erdoğan’ın siyasi tecrübesi böyle düşünenleri haklı çıkarır mı? Sanmam.


Hakan Fidan meselesine gelince: Daha önce Süleyman Soylu’nun ismi güçlü bir şekilde geçmekte ve Sayın Bahçeli’nin kendisini desteklediği topluma fısıldanmakta idi. Erdoğan sonrası için Hakan Fidan’ın ismini geçirilmesi, Hakan Fidan’ın yıpratılması ile sonuçlanması ihtimalini gözardı etmemek gerekir.


Hakan Fidan ismini bizzat kendisi Erdoğan’a rağmen ön plana çıkarıyorsa, kendisi açısından hiç de hayra alamet değildir! Bunun anlamı, yıllardır en yakınında olmasına rağmen Sayın Erdoğan’ı tanımamış demektir ki bu da “öngörüsüzlük” olarak değerlendirilecektir.


Türkiye’de halka rağmen “dış destekli” siyaset dönemi kapanmıştır. Türk milleti artık “onun adamı, bunun adamı, arkasında o var, bu var”a itibar etmemektedir.
Sayın Fidan’ın şayet böyle bir niyeti varsa işi zorun zoru görünüyor!

 


Erdoğan’dan sonra Erdoğan!


Peki o halde hangi Erdoğan?

Allah sağlık afiyetle uzun ömür versin, Sayın Erdoğan’ın sağlığı elverdiği sürece Erdoğan’ın gerek cumhurbaşkanlığı adaylığı gerekse partisinin genel başkanlığının devamı gönül verenler açısından vazgeçilmezdir. Sayın Erdoğan’ın “karizmatik liderliği ile yeri doldurulamaz” kanaati sevenlerinde hâkim düşüncedir.


Karizmatik liderlerin yeri kendilerinden sonra doldurulamamaktadır. Turgut Özal’ın yerine gelen Mesut Yılmaz Özal’ın yerini dolduramamış, Özal partisinin başına tekrar gelmek istemiştir.

Erdoğan, Özal’ın yolunda yürürse partisi ve kendisini aynı akıbetin beklediğini tecrübesi gereği bildiğini düşünüyoruz.

 

Farkında mısınız? Siyasete ve Türkiye tarihine damga vurmuş lider/başkanların kendilerinden sonra yerleri doldurulamadı.


Adı geçen merhum siyasetçilerimizin ortak özellikleri, “Genel Başkan”dan ziyade “Lider” olmalarıydı. Kritik zamanda çözümsüzlüğün, umutsuzluğun boy verdiği zamanlarda işte bu liderlerin sorunu tereyağından kıl çeker gibi çözme yetenekleri vardı.


Karizmatik lider versiyonunun son temsilcisi kabul edilen, halkın kuvvetli desteğini ve güvenini kazanmış, ülkeyi uzun zamandır yöneten, cumhuriyet tarihinde seçim kazanma ve yönetmede rekor kırmayı başaran “lider” vasfını Türkiye dışında da tartışmasız kabul ettiren Sayın Erdoğan’ın yerine talip olmak da doğrusu yürek ister.

 


Artık kadro siyaseti gerek!


Bundan sonra lider olmak çok zor görünüyor.
Siyasetçiler artık geçmişteki siyasetçilere özenmek yerine kolektif kadro oluşturmalılar.

Ülkeyi yönetmek, gemiyi sularla selametle limana yanaştırmak, kadro ile ortak akılla mümkündür.


Erdoğan’ın yerine ve Erdoğan’ın geleceğine, başta gönüllerin de sahibi olan “kararların üstünde karar verici”nin nasip etmesi ile halk karar verecektir.


Ancak akıllarından çıkarmamaları gereken:
“Erken öten horozun başını keserler” atasözümüzü unutmamalarıdır.


Ayrıca hangi parti veya kuruluş olursa olsun zirveye oynamak, var olmak veya yok olmak demektir. Bunun ortası yoktur.


Vesselam

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (10)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Av.Yaşar Metehanoğlu
(01.05.2026 12:24 - #278)
1.yıl F.erbkn 2 ci yıl M.Desdici 3.yjl lSP.baskanı.4 Yıl Hudapar başkanı .5.ci yıl H.Fidan veya M.Çavuşoğlu
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:15 - #279)
TÜRKİYE’DE SİYASET KİME HAZIRLANIYOR? TASFİYELERİN ŞİFRESİ VE YENİDÜNYA DÜZENİ Küresel jeopolitikte taşlar yerinden oynarken, "Yeni Dünya Düzeni" artık sadece ekonomik bir model değil, bir "yönetilebilirlik" meselesi haline gelmiştir. Batı merkezli hegemonya sarsılırken, Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafya; etnik çatışmaların, dini kutuplaşmaların ve mikro-milliyetçiliğin pençesinde kıvranmaktadır. Bu durum yalnızca Türkiye için değil, küresel sistem açısından da bir “yeniden yapılanma” dönemini gerektirmektedir. Soğuk Savaş sonrası kurulan düzenin çatırdadığı, ulus-devletlerin yeniden tanımlandığı, güvenlik, ekonomi ve kimlik siyasetinin iç içe geçtiği bu süreçte, Türkiye’nin bu dönüşümden “bağımsız” kalabileceğini düşünmek gerçekçi değildir. Bu kaotik ortamda Türkiye’nin "istikrar adası" olması, sadece askeri güçle değil, içerideki toplumsal barışı nasıl sağladığıyla ölçülecektir. İşte bu noktada devreye giren "devlet aklı", siyaset sahnesini adeta cerrahi bir titizlikle temizleyerek, yolu "Milli Görüş" sancağı altındaki yeni bir liderliğe açıyor. 1. Tasfiye Süreci: "Pelikan" ve İlk Büyük Kırılma Süreci kronolojik bir mantık sırasıyla ele aldığımızda, ilk stratejik operasyonun sistem içindeki "farklı sesleri" tek tipleştirmek olduğunu görürüz. "Ahmet Davutoğlu", akademik derinliği ve "stratejik derinlik" teziyle bölgesel bir vizyon sunsa da, mevcut yönetim yapısı içindeki çift başlılık riskini taşıyordu. "Pelikan Dosyası" operasyonuyla gerçekleşen bu tasfiye, Türkiye’de siyasetin artık sadece bir "yönetim" değil, bir "uyum" meselesi olduğunu gösterdi. Bu, büyük temizliğin ilk perdesiydi. 2. İki Büyük Engel: "Ergenekon" ve "FETÖ" Devletin yenidünya düzenine entegrasyonu önündeki en sert kayalar, statükocu ulusalcı damar ve devlet içinde devlet kuran illegal yapılardı. * "Ergenekon Operasyonları": Sistemin eski muhafızlarını tasfiye ederek, dış dünyaya kapalı, içe dönük güvenlik bürokrasisini etkisiz hale getirdi.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:18 - #280)
FETÖ Operasyonları": Küresel güçlerin devlet içindeki "paralel" aparatını temizleyerek, devletin bağışıklık sistemini yeniden "devlet aklı" merkezine bağladı. Bu iki operasyon, Türkiye’nin yeni dönemde hem batı hem doğu ile kuracağı ilişkilerde ayağına dolanacak olan ideolojik ve casusluk temelli yapıları ortadan kaldırdı. 3. Saha Tecrübesinin ve Karizmanın Tasfiyesi: "Süleyman Soylu" Siyasetin saha tecrübesi en yüksek, halkta karşılığı olan ve "sağ gelenek" içinden gelen en güçlü figürlerinden biri olan "Süleyman Soylu", özellikle "Sedat Peker" videoları üzerinden gelişen süreçle siyaseten zayıflatıldı. Bir istihbarat analisti gözüyle bakıldığında; Soylu’nun kontrolsüz güç kullanımı ve yükselen profilinin, kurulmak istenen "yeni ve temiz" siyasi zeminde bir risk faktörü olarak görüldüğü söylenebilir. "Devlet aklı", geleceğin Türkiye’sinde aşırı güvenlikçi ve sert polemikçi profilleri, daha kucaklayıcı ve adalet vurgulu profillerle değiştirmeyi hedeflemektedir. Bu durumda Soylu için tasfiye kaçınılmaz oldu.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:19 - #281)
4. Ekonomi ve Kişisel Hatalar: "Berat Albayrak" Sürecin ekonomi ayağında ise "Berat Albayrak", hem küresel piyasalarla olan uyumsuzluk hem de kişisel yaşantısı nedeniyle sürecin dışında kaldı. Yenidünya düzeni, Türkiye’nin sadece siyasi değil, ekonomik anlamda da şeffaf ve güvenilir bir liman olmasını şart koşuyor. 5. İstihbaratın Zirvesinden Siyasete: "Hakan Fidan" Gerçeği Son dönemin en çok konuşulan ismi "Hakan Fidan", devletin en mahrem bilgilerine sahip, karizmatik ve güçlü bir figür. Ancak analitik bir perspektifle bakıldığında, Fidan’ın siyasi liderlik yolunun, onu destekleyen "medya ve sermaye" kanallarına yönelik operasyonlarla daraltıldığı görülüyor. Fidan, "devletin sadık bir memuru" olarak kalması istenen, ancak "siyasi bir lider" olarak öne çıkması sistem tarafından (şimdilik) engellenen bir konumda tutuluyor. Bu, "devlet aklı"nın liderlik rezervini tek bir noktaya odaklamama stratejisinin bir parçasıdır. Dolayısıyla tasfiye edilmesi gerekli idi.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:19 - #282)
6. Alternatiflerin Elienmesi: "Ekrem İmamoğlu" ve Yerel Siyaset Muhalefet kanadında parlayan "Ekrem İmamoğlu" ismi, "belediyedeki yolsuzluk operasyonları" ve “yargı süreçleriyle” sürekli bir baskı altında tutuluyor. Bu, sistemin sadece iktidar içini değil, potansiyel rakip mecraları da kendi ajandasına uygun şekilde dizayn ettiğini gösteriyor. Amaç; toplumun "adalet ve liyakat" talebini karşılayacak, ancak yeni sistemle çatışmayacak bir merkez inşa etmektir. Varış Noktası: Milli Görüş ve "Dr. Fatih Erbakan" Tüm bu tasfiyeler, operasyonlar ve dizayn çalışmaları bizi tek bir soruya götürüyor: Yerine kim gelecek? Toplumun bugün en büyük açlığı "adalet ve liyakat" üzerinedir. Aynı zamanda Türkiye’nin bölgesel misyonu, farklı dini ve etnik yapıları (Kürtler, Aleviler, dindar ve seküler kesimler) bir arada tutabilecek bir üst kimliği gerektiriyor. Bu misyonun tarihsel kodları ise "Necmettin Erbakan"ın kurucusu olduğu "Milli Görüş" hareketinde saklıdır. "Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Dr. Fatih Erbakan", bu süreçte tesadüfen değil, bilinçli bir hazırlıkla öne çıkmaktadır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:20 - #283)
Geçmiş tecrübe": Erbakan ismi, toplumun geniş kesimlerinde "güven" ve "yerlilik" sembolüdür. * "Siyasi Manevralar": Fatih Erbakan’ın hem iktidar hem muhalefet nezdinde takdir toplayan dengeli dili, onun "adalet ve liyakat" konusundaki kredisini artırmıştır. * "Osmanlı Misyonu": Yenidünya düzeninde Türkiye’yi bekleyen "bölgesel liderlik" rolü, ancak Milli Görüş’ün "Yeniden Büyük Türkiye" ve "Yeni Bir Dünya" vizyonu ile mümkündür. Etnik ve Dini Çeşitlilik: Bir Risk mi, Bir Güç mü? Yenidünya düzeninde Türkiye’yi bekleyen tavır, bölge ülkelerini kontrol etmek değil, onlara "model" olmaktır. Suriye, Irak ve Kafkasya ekseninde Türkiye’nin söz sahibi olması için, kendi içindeki farklı etnik yapıları (Kürt, Türk, Arap, Boşnak) ve dini cemaatleri bir "tehdit" değil, bir "zenginlik" olarak görecek bir siyasi iradeye ihtiyaç vardır. Türkiye’nin bu ülkelerin halkları nezdinde meşruiyeti olan bir ideolojiye ihtiyacı var. Tam da bu noktada "Yeniden Refah Partisi"nin savunduğu "D-8, D-60 ve D-160" vizyonu ve böylelikle kurulacak olan "Yeni Bir Dünya" hedefi, sadece Türkiye’yi değil, tüm bölgeyi içine alan bir barış proje olarak karşımızda durmaktadır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:20 - #284)
Milli Görüş" geleneği, tarihsel olarak hiçbir etnik kökeni diğerinden üstün görmeyen "İslam Kardeşliği" ve "İnsan Odaklı Adalet" prensibi üzerine kuruludur. * Bu vizyon ise , "Dr. Fatih Erbakan" şahsında; seküler kesimin yaşam tarzına müdahale etmeyen, Kürt halkının adalet talebini "ümmet" ve "vatandaşlık" temelinde karşılayan, azınlık haklarını ise Osmanlı’nın "Millet Sistemi"ndeki o vakur duruşla koruyan bir siyasi mekanizmaya dönüşmektedir.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:21 - #285)
Devlet Aklının Tercihi Bugün yaşananlar rastlantı değildir. Türkiye’de siyaset, uzun süredir “lider aramıyor”, “mekanizma kuruyor”. Bu mekanizmanın merkezinde ise tarihsel hafızası olan, toplumsal karşılığı bulunan ve devletle çatışmayan bir siyasal çizgi yer alıyor. Önümüzdeki dönem, tasfiyelerin bittiği ve "Milli Görüş" perspektifinde yeni bir inşa sürecinin başladığı bir dönem olacaktır. Ortaya çıkan ihtiyaç; adalet, liyakat ve çok kimlikli toplumsal yapıyı bir arada tutabilecek bir siyasi merkezdir. Bu merkez için en hazır ideolojik ve kurumsal altyapı, tarihsel olarak Milli Görüş geleneğinde bulunmaktadır.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Hakan
(01.05.2026 16:21 - #286)
Dolayısıyla soru artık şudur: Türkiye’de siyaset kime hazırlanıyor? Mevcut veriler, yeni dönemin yalnızca bir lider değişimi değil; bir “misyon restorasyonu” olacağını göstermektedir. Bu restorasyonun doğal taşıyıcısı olarak görülen isim ise, siyasal sistem içinde çatışma üretmeyen; fakat tarihsel hafızayı mobilize edebilen bir figürdür: Dr.Fatih Erbakan. Türkiye, Yenidünya dengeleri içinde kendini yeniden konumlandırırken; iç siyasette de tarihsel kökleri olan, fakat güncellenmiş bir merkez inşa etmektedir. Ve bu inşa, tesadüflerle değil; aşamalı tasfiye ve dengeleme operasyonlarıyla yürütülmektedir. Bu, bir geri dönüş değil; kontrollü bir yeniden kuruluştur.
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
ÖÖ
(02.05.2026 02:37 - #287)
Hiçbir lider kendisinden sonrasını düşünmez
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.