Rektörlük seçimleri ile ilgili, üniversitelerde seçim yapıldığı dönemlerde birkaç defa görüşlerimizi yazmıştık. Sistem değiştiği için bu konuda yazmayı bırakmıştık. Zaten artık seçim diye bir durum yok, sadece rektörü Cumhurbaşkanımızın belirlemesi durumu var.
Hâl böyleyken bazı yerel gazetelerde ve internette yayın yapan bazı sitelerde, bir milletvekilinin bir adaydan yana tavır aldığı, onunla genel başkanını ziyaret edip fotoğraf verdiği ve bu durumun yanlış anlaşılabileceği yönünde haberler önümüze düştü.
Şehrine ve ülkesine karşı sorumluluk hisseden herkes, rektör kim olacak diye merak edebilir.
Kişisel bir beklenti ile veya üniversitelerin yönetimini takip eden ya da milletin dertlerinin çözümünü önemseyen her vatandaşın kafasında bir aday ismi ya da bir aday profili pekâlâ olabilir.
Şunu baştan belirtelim de kimse yanlış anlamasın, bizim kafamızda bir rektör adayı ismi yok fakat bu konuda naçizane düşüncelerimizi paylaşalım. Eski sistemde rektörlük seçimlerinin avantajları ve dezavantajları vardı, şimdi ona girmeyelim. Bu sistemin de avantaj ve dezavantajları var.
Mesela, SAMÜ rektör adayı olarak müracaat etmiş birinin Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine rektör yapılması bu duruma iyi bir örnek. Bize göre bu sistemin olumsuz bir yönüdür bu atama.
Neden mi? Biraz açalım o zaman. Bir insan bir üniversiteyi rektör olup yönetecekse o üniversite ile bir bağı olmalı, sorunlarını biliyor olmalı ve çözümlerine dair bir fikri olmalı.
Rektör seçilirse nasıl yöneteceğine dair hayal kurmuş ve yönetirken görev vereceği ekip arkadaşı olacak kişiler ile bu konulara kafa yormuş olmalı.
Bu rektör, “Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesine rektör olursam şunu yapacağım.” diye bir hayal kurmuş mudur? Rektör olan kişiyi tanımıyoruz, haksızlık etmiş olmayalım ama sanırım kurmamıştır; çünkü SAMÜ Rektörlüğü için müracaat etmiş.
Rektör atandığına göre bu iş için mutlaka yetkindir fakat öğrendiğimiz kadarıyla daha önce Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesinde görev yapmamış. Dolayısıyla ZBEÜ ile bir bağıda olmamış. Biz, kişiye değil, bu usule itiraz ediyoruz.
Samsun’umuzda iki üniversitemiz var. Birinde hoca olanın diğerini yönetmeye talip olması bize göre normaldir çünkü iç içe geçmiş iki üniversite. Dolayısıyla sorunlarının da çözümlerinin de bu şehirde yaşayan insanlar tarafından bilinmesi doğaldır.
Biz bu konuda fikrimizi belirtmeyi düşünmüyorduk fakat Perşembe kahvaltı grubu ile Yaşar Makine’de bir kahvaltı yaptık. Kahvaltı sonrası Yaşar Makine’nin geçmişi ve geleceği ile ilgili hedeflerini dinledik.
Ve ülkemiz insanının temel sorunu olan, bu şirketlerimizin ömrünün üçüncü kuşakları bile göremeyişini, emeklerin ve kazanımların zayi olmasını konuştuk. Bu konuda üniversitelerin sorumluluk almaları ve akademik çalışmalar yapmaları gerektiği konusunda öneriler oldu.
Dünyada bilinen en eski şirket Japonya’daymış ve yaklaşık bin beş yüz yıllıkmış. Üç yüz yıllık ABD’de, iki yüz elli yıllık şirketler varmış. Hakeza Avrupa’da da uzun soluklu şirketler olduğunu biliyoruz.
Ülkemizde ise yüz yılı deviren şirketler, sanırız, bir elin parmaklarını geçmez.
Yaşar Makine bunu başarmış ve yeni yılda üçüncü kuşak tarafından yönetilecekmiş. İnşallah diğer şirketlerimize de örnek olur ve üç yüzüncü kuşak ile de yönetilir.
Üretim hayatına Terme’de başlayan Yaşar Makine, Terme’de yüz elli, Samsun’da da yüz elli civarı çalışan ile fındık ve pirinç makineleri üretiyormuş.
Amerika Kıtası ve Hindistan dâhil seksen sekiz ülkeye ihracatları varmış. Yurt dışında beş farklı bölgede, beş şirket ile pazarlama faaliyeti yürütüyorlarmış.
Yaşar Makine şirketinin Farklı şehirlerde ve farklı sektörlerde de yatırımları bulunuyormuş.
Bunları dinlerken Yaşar Makine ile gurur duyduk. Yaşar Makine gibi sanayi kuruluşlarını çoğalmasını temenni ediyoruz.
Hülasa, bizim yeni rektör için beklentimiz odur ki Samsun’un on bir organize sanayi bölgesi ile bir sanayi şehri olduğunu bilen ve bu konuda çalışmış birisi olsun. Sanayiciler ile ve Ticaret ve Sanayi Odası ile ortak çalışmalar yapmış ya da yapabilecek fikre sahip birisi olsun.
Hepsi birbirinden kıymetli yirminin üzerinde rektör adaylarından ya da hariçten atanacak rektör, üniversiteyi sadece kampüsten ibaret görmeyip Samsun sanayisinin gelişmesi, sanayicinin ARGE çalışmaları ve danışmalık hizmetleri için de katkılar sunabilecek kafa yapısına sahip olsun.
Samsun’un belediye başkanları, milletvekilleri ve sivil toplum örgütleriyle uyum içinde, milletin menfaatlerine işler yapabilsin.
Bize düşen, SAMÜ’ye atanacak rektörün şehrimize ve milletimize hayırlı hizmetler yapmasını dilemektir. Son söz ve takdir tabii ki Reis’in.