Gazze’de bombalar yağarken, Doğu Türkistan’da bir halkın kimliği sistemli biçimde silinirken, Arakan’da çocuklar açlık ve çaresizliğe terk edilmişken; iki milyarlık İslam âlemi ekran başında sessizliğe gömülmüş durumda… Zulmü seyredip kahvesi soğumadan hayatına devam eden bu dünya, vicdanını konforuna feda ediyor. Bu yazı, Halis Özdemir’in kaleminden yükselen, insanlığı kendisiyle yüzleştiren sert bir vicdan çağrısıdır. Eğer hâlâ duyacak bir vicdan kaldıysa!..
2026 yılına Gazze’de, Doğu Türkistan’da, Arakan’da kan, gözyaşı ve soykırımla girdik.
İki milyarlık İslam âlemi katliamlara karşı etkisiz kaldı!
Bizler, televizyon karşısında kahvemizi ya da çayımızı yudumlarken…
Gazze’de ABD silahları ve parası ile İsrail’in katliam görüntülerini izliyor, izledikçe çayımızı soğutmadan, kahvenin köpüğü gitmeden höpürdetiyor, belki İsrail’e sövüyoruz!
Oh ne âlâ, tepkimizi de ortaya koyduk!
Sonra:
Diren Gazze!
Kahramansın Gazze!
Gazze’nin şanlı direnişinin, Batı’da İslam’ın terör değil, barış dini olduğunu öğrettiğini söylüyoruz.
El hak bunlar doğru.
Ama Gazze’de, yerli kaynaklara göre 300 bin, yabancı kaynaklara göre 600 bine yakın insanın katledildiği, enkaz altında kaç kişinin kaldığının bilinmediği, dünyaya duyurulanın ise 70 bin civarında kadın-çocuk demeden öldürülen Gazzeli olduğu bir tarih yaşanırken?
Yaşa var ol Gazze!
“Kahrol İsrail!”
Çayımızı soğutmayalım, bu kadar protesto yeter(!)
Bizler film izler gibi soykırımı izlerken;
Filistin’de işgal devam ediyor!
Gazze’de katliam devam ediyor!
Arakan’da çocuklar açlıktan, soğuktan ölüyor!
Doğu Türkistan’da soykırım tam gaz!
Bu arada Türkiye’de Komünist Çinlilere vize zorunluluğu kaldırıldı!
Çin, Türkiye’ye vizeyi kaldırdı mı? Hayır!
İstihbarat devleti olan Komünist Çin ajanlarının Türkiye’de cirit atma ihtimali, Doğu Türkistanlı muhacir kardeşlerimizde infial ve endişe oluşturmuştur.
Çin’i en iyi onlar tanıyor.
Temennimiz, alınan kararın ülkemiz ve milletimiz menfaatine olmasıdır.
Hasılı, İslam ülkeleri de Gazze katliamına tepkiyi protestonun ötesine taşıyamadı!
“Haksızlığa karşı; elinizle müdahale edin, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalbinizle buğzedin. Bu da imanın en zayıfıdır.”
Zulüm ve soykırım karşısında söz bitmiştir.
2026 yılı için öneri ve uyarılar
1- Türk Devletleri Teşkilatı yapısı revize edilmeli, kültür ve tarih birliği şuuru oluşturulmalıdır.
Azerbaycan örneği ibretliktir.
Zengezur Geçidi, ABD/İsrail kontrolüne verilmiştir.
2- D8 Devletler Teşkilatı aktif hale getirilmeli, ilişkiler güçlendirilmelidir.
3- Üniversiteler, mesleki eğitime ağırlık vermeli, üreten nesil yetiştirilmelidir.
“Üniversite mezunu işsizler ordusu” oluşturulmamalıdır.
4- Orta öğretimde 4+4+4 sistemi gözden geçirilmeli, çocuklar yeteneklerine göre yönlendirilmelidir.
5- Milli ve manevi değerlerden yoksun nesil, kendi kültürüne yabancılaşmaktadır.
Uyuşturucu yaşının onlu yaşlara düşmesi bir toplum felaketidir.
6- Adalet, bir toplumu ayakta tutan olmazsa olmazdır.
Adalete güven derhal tesis edilmelidir.
7- Toplumun siyasete güveni yok denecek seviyededir.
Siyasetçilerin mal bildirimleri şeffaf olmalıdır.
Milletvekillerinin çift maaş alması doğru değildir.
Siyasi partilere yapılan hazine yardımı “servet yardımına” dönüşmüştür.
Siyasi Partiler Kanunu çıkarılmalı,
dar bölge seçim sistemi yeniden değerlendirilmelidir.
Yönetim sultası değil, hizmet yarışı esas olmalıdır.
8- Gelir adaletsizliğine son verilmelidir.
Emekli ve asgari ücretlinin hayatı yaşanmaz haldedir.
9- Devlet kurumlarında israf bitirilmelidir.
Lüks ve debdebe ayıptır, günahtır.
Belediye başkanı şehreminidir.
10- Tarım kimyasalları kontrol altına alınmalıdır.
Hasta bir toplum oluşmuştur, sağlık harcamaları felakete dönüşmüştür.
Eczane sayısı manavı geçmiştir!
11- Su hayattır!
Türkiye su fakiridir.
Kaynak sularımız yabancıların eline geçmiştir.
Sularımızın çalınmasına göz yumulamaz.
12- Nüfus artışı geleceğimizi tehdit etmektedir.
Aile yapısı güçlendirilmeli,
annelik desteklenmeli,
batı tipi çözümler terk edilmelidir.
13- “Terörsüz Türkiye” süreci,
üniter yapıyı zedelememelidir.
Demokrasi ve barış, devleti korumaya tek başına yetmez.
Devlet – Millet – İnsan,
birbirini tamamlayan bir bütündür.
Türkiye birlik ve beraberlik içinde güçlü olmak zorundadır.
Dünya var oldukça yaşamalıdır.
Şimdilik bu kadar.
Vesselam