Amerika Birleşik Devletleri, İsrail’in sapkın hesapları ve kirli çıkarları için İran’a büyük bir saldırı başlattı. Şüphesiz ABD’nin de birtakım hesapları var. Ancak, bu saldırganlığın ana nedeni Siyonist İsrail. Savaşta bugün 12. gün geride kalacak. İran, bölgede ABD üslerinin bulunduğu ülkeleri de hedef alarak karşılık veriyor.
Savaşa neden olanlarla savaş sırasında gayriinsani yöntemlere başvuranlar günün sonunda kaybetmeye mahkumdur. Bu nedenle savaş başlamadan önce ve savaş sırasında neler yaptığınız önemlidir.
Türkiye, Rusya-Ukrayna geriliminde olduğu gibi ABD-İran geriliminde de barışın ve diplomasinin tarafında yer aldı. Bütün çabalara rağmen gerilimin çatışmaya dönüşmesinin ya da İsrail-ABD saldırganlığının önüne geçilemedi.
İran, Haziran 2025’teki 12 Gün Savaşı’ndan ders almış gibi görünüyor. Saldırılara ilk saatlerden beri cevap veriyor. Hamaney ve üst düzey yetkililerin öldürülmesinin ardından Tahran’ın çökeceğini bekleyen ABD, umduğunu bulamadı. Halkın sokaklara döküleceğini hesap ediyordu, tam aksine halk kenetlendi.
Çok üst düzey kayıp veren İran, devlet mantığını kenara bırakıp, örgüt aklına geçti. Paramiliter direniş sistemine başladı. Askeri kıyafetlerini çıkartıp, milis yöntemiyle mevzilendiler.
ABD ve İsrail, işlerin istediği gibi gitmediğini görünce klasik yalanlara sarıldılar ve iç karışıklık için hareke geçti. Yıllardır bölgede Kürt halkını kirli savaşlarına alet eden İsrail-ABD ikilisi, bu kez istediklerini yaptıramayacak duruma düştü. Özellikle Iraklı Kürt yapılar ABD-İsrail’in isteklerine karşı çıktı.
İsrail istihbaratının İranlı Kürt gruplar üzerinden yaptığı hesap da tutmadı. Zira iddia edilenin aksine İran’da ABD-İsrail’in kullanabileceği silahlı grupların sayısı ve insan kaynağı çok sınırlı. Bu yüzden ABD istihbaratı bölgede Kürt-Azerbaycan Türk’ü kavgası çıkarmak için senaryolar oluşturuyor. Aynı şekilde Belucistan’da da birtakım kaos planları var. Ancak bütün bunlar ABD’nin İran’da istediği neticeye ulaşması için yeterli değil.
ABD ile İsrail arasında artık çok ciddi bir ayrışma olduğu gün yüzüne çıktı. İsrail, İran’da yönetim değişikliği hatta kara savaşı istiyor. ABD ise, “Alacağımızı aldık, zafer sayılabilecek birçok netice elde ettik” çizgisine geldi.
Süre her geçen gün ABD’nin aleyhine işliyor. ABD kamuoyu savaşa karşı. Her geçen gün bu karşıtlık artıyor. ABD Başkanı Trump, bir günde aynı konuda 3-4 kez farklı fikirler beyan ediyor. Aynı şekilde yakın çalışma ekibinde de çelişkiler ayyuka çıktı.
Çünkü en baştan beri yalanlar üzerine bina edilmiş bir politika söz konusu. İsrail’in dayatmasıyla girilen savaşta yalan üzerinden gerekçeler üretildi. Saldırıdan kısa bir süre önce hem Pentagon hem de CIA, ABD Başkanı Trump’a verdiği brifingde İran’ın ABD için hiçbir şekilde tehdit oluşturmadığı belirtildi ve takdir Başkan’a bırakıldı.
Trump da takdir hakkını ABD’den yana değil de İsrail’den yana kullandı. ABD’deki makul çevreler, savaşın sonlandırılmasını isterken; Trump, İsrail-Epstein ve seçim meselesinde sıkışıp kaldı. Tabii bir de bütün güvenliklerini ABD’ye emanet eden Körfez ülkeleri de bu gerilimin bir an önce bitmesini istiyor. Zira milyarlarca dolar verdikleri ABD, onları koruyamadığı gibi, ekonomik olarak da durmanın eşiğine geldiler.
Bir savaşa girerken, nasıl çıkılacağı da hesaplanmalı. ABD-İsrail’in, İran’a saldırırken bir çıkış planı yapmadığı anlaşıldı. Bu yüzden savaş bittiğinde nasıl bir bölge oluşacağını kimse öngöremiyor.