Son zamanlarda dini ve manevi değerlere dönük saldırıların arttığına şahit oluyoruz. Maalesef İslâm’a ve manevi değerlere yönelik azgın bir düşmanlık içinde olanlar var.
Bu azgın azınlığın her fırsatta dini ve manevi değerlere hakaret ettiği de bir gerçek. Aynı şekilde dini ve manevi değerleri yaşayan ve temsil ettiğini düşündükleri kişi ve kurumlara karşı düşmanlıklarını da açık etmekten kaçınmıyorlar.
Yakın geçmişimiz bu tür yüzlerce örnekle dolu maalesef. Söz konusu azgın azınlığın, devlet kademelerinde elde ettikleri güçle, bu kötülüğü zaman zaman devlet eliyle yaptıkları da olmuştur.
Yine ne yazık ki bu azgın azınlığın en büyük hamisi her zaman CHP olmuştur. CHP’nin söz konusu tutumu yüzünden laiklik, İslâm düşmanlığı şeklinde uygulandı yıllarca bu ülkede.
Dini vecibelerini yerine getirmek isteyen insanımıza her türlü ayrımcılık, her türlü zulüm, her türlü haksızlık reva görüldü. Eğitim hakkı elinden alındı, çalışma hakkı elinde alındı, tedavi olma hakkı gasbedildi. Bütün bunlar azgın azınlığın, azgın laiklik anlayışı yüzünden yaşandı.
Başörtülü analar, Mehmetçik olan evlatlarının yemin törenine alınmadı, hacca gitmek isteyen vatandaşlarımız kameralar önünde aşağılandı, eşi başörtülü diye subaylarımız TSK’dan ihraç edildi.
AK Parti, 2008 yılında başörtüsünün üniversitelerde serbest bırakılması için Anayasa değişikliği teklifi verdi diye kapatılmanın eşiğinden döndü. Abdullah Gül, eşi başörtülü olduğu halde Cumhurbaşkanlığı’na aday gösterildi diye e-muhtıra yayınlandı.
Daha nice sayısız örnek var. Bütün bunları hatırlatmamın nedeni: Özellikle son 10 yıldır bu tartışmaları geride bıraktığımızı düşünüyorduk. Evet içten içe bir hazımsızlık vardı, ama yine de dışa vurmuyordu.
CHP başta olmak üzere azgın azınlığın hamisi siyasi partiler de siyasi sebeplerle bu işlerden uzak duruyordu. Her ne kadar geçmişte yaşananlardan dolayı özür dilemezseler de ‘helalleşme’ adı altında geçmişte yapılan hataları kabul ediyorlardı.
“Acaba geçmiş geçmişte mi kaldı” sorularının sorulduğu şu günlerde, içimizdeki azgın azınlık yeniden gün yüzüne çıkmaya başladı. Metro istasyonlarında başörtülülere hakaretler edilmeye başlandı. Deniz Göktaş denilen, komikçilik oynayan şarlatanın, İslâm’a açıkça saldırılar içeren videoları sosyal medyada dolaşıma sokuldu. İzmir’de bir kokona, başörtülü bir teyzeye hakaretler yağdırdı…
Normal şartlarda son zamanlarda muhalefetin izlediği politikalara aykırı olan bu davranışlar, birden sözde ‘ifade özgürlüğü’ altında savunulur oldu. Deniz Göktaş’a destek yarışına giriştiler.
Siyaseten aleyhlerine olan bu azgınlığın yeniden niye ortaya çıktığını anlamak mümkün değil. Toplumsal barışın, karşılıklı saygının her geçen gün yükseldiği bir dönemde, yeniden dinî ve millî değerler üzerinden tahriklerin başlatılması, üzerinde düşünülmesi gereken ciddi bir durumdur. Ne oldu da azgın azınlık yeniden saldırıya geçti? Bu sorunun cevabı titizlikle aranmalı...