Hüseyin LİKOĞLU
Köşe Yazarı
Hüseyin LİKOĞLU
 

Hırs gelince göz kararır, gidince de yüz kızarır

Ortalığa saçılan Haluk Levent-AHBAP rezaleti, muhalefetin de çirkin yüzünü gözler önüne serdi. Siyaseti veya muhalifliği “ak-kara” mantığıyla yapanların, günün sonunda nasıl bir çukura düştüklerinin en açık örneğini yaşıyoruz. Ülkemiz 6 Şubat 2023’e büyük bir felaketle uyandı. Kahramanmaraş-Hatay merkezli iki büyük deprem oldu. 50 binden fazla insanımız hayatını kaybetti, yüz binlerce insanımız yaralandı, milyonlarca insanımız mağdur oldu, 86 milyonun canı yandı. Devlet-millet el ele vererek, büyük bir dayanışmayla felaket bölgesine akın etti. Canların kurtarılması, enkazın kaldırılması, yaraların sarılması için herkes seferber oldu. Bu büyük afetin altından ancak böylesine bir dayanışma gösterebilen milletler kalkabilirdi. Tüm ülke can derdinde iken, başka hesaplar peşine düşenler daha ilk gün kendilerini gösterdi. Türlü yalanlarla arama kurtarma çalışmalarını sekteye uğratanlardan, sahte enformasyonlarla milleti galeyana getirmeye kadar her türlü aşağılık yönteme başvuranlar oldu.   UMURLARINDA DEĞİLDİ ÜLKENİN YIKILMASI!   Kimi siyasetçiler ellerini ovuşturup, ülkenin bu enkazın altında kalması için iç geçirdi. “Tayyip Erdoğan bu felaketin altından kalkamaz, artık gidici!” diyen sözde muhalif alçaklar bile çıktı. Ülkenin yıkılması umurlarında değildi. Bu muhalif kafa her felaketten sonra, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu her krizden ve içeriden veya dışarıdan yükselen her tehditten sonra aynı ruh haline büründü. “Tayyip Erdoğan kaybetsin, isterse Türkiye yıkılsın!” şeklindeki ruh hali muhalefetin düsturu haline gelmiş. Haluk Levent-AHBAP meselesi işte bunun en somut olayı olarak karşımıza çıktı. Levent’in eski hikayelerini bir kenara bırakalım, 6 Şubat sonrası AHBAP üzerinden başlatılan kampanyaları şöyle bir gözümüzün önünden geçirelim. Tartışmaları hatırlayın… Kızılay ve AFAD başta olmak üzere deprem bölgesinde cansiperane çalışan kişi ve kurumlar hedef gösterildi, linç ettirilmek istendi. Sanatçısından, gazetecisine yapılan açıklamalar yenilir yutulur cinsten değildi.   TÜRKİYE’DE EŞİNE, EMSALİNE AZ RASTLANAN BİR DOLANDIRICILIK   Milletimizin yardım duygularıyla oynanarak toplum kışkırtılmak istendi. Oysa büyük bir felaket yaşamıştık ve herkes elini taşın altına koymuş, yaraları sarmaya çalışıyordu. Hayırda yarışmak elbet güzeldir ama burada bir hayır yarışı yoktu. Kötü niyet ve karalama, hatta ülkeyi enkazın altında bırakma amacı vardı. Alenen AHBAP üzerinden operasyon vardı. O günleri, toplumun hassasiyeti dolayısıyla suhuletle yöneten devlet, bugün bütün gerçekleri gün yüzüne çıkardı ve hesap zamanı geldi. Her geçen gün ortaya çıkan bilgiler, belgeler, Türkiye’de eşine, emsaline az rastlanır bir dolandırıcılık yaşandığını gösteriyor. O gün, bu dolandırıcılığa çanak tutanlar, dolandırıcıların ekmeğine yağ sürenler, bugünlerde ‘Şok olduk!’ ortak paydasındaki açıklamalarla işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Bakalım daha nelere şahit olacağız… Bu işin ardında kimler var? Paralar nerede, kim adına kaçırıldı? AHBAP’a yardım edenler şimdi tedirgin bir bekleyiş içinde, kimileri de geçmiş paylaşımlarını silme derdinde. Fransız filozof Voltaire’e atfen şöyle bir söz vardır: “Hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır.” Gerçi birilerinin yüzü kösele olmuş kızarır mı bilemeyiz, ancak umarım bu olaydan herkes gerekli dersi alır…
Ekleme Tarihi: 23 Temmuz 2026 -Perşembe

Hırs gelince göz kararır, gidince de yüz kızarır

Ortalığa saçılan Haluk Levent-AHBAP rezaleti, muhalefetin de çirkin yüzünü gözler önüne serdi. Siyaseti veya muhalifliği “ak-kara” mantığıyla yapanların, günün sonunda nasıl bir çukura düştüklerinin en açık örneğini yaşıyoruz.

Ülkemiz 6 Şubat 2023’e büyük bir felaketle uyandı. Kahramanmaraş-Hatay merkezli iki büyük deprem oldu. 50 binden fazla insanımız hayatını kaybetti, yüz binlerce insanımız yaralandı, milyonlarca insanımız mağdur oldu, 86 milyonun canı yandı.

Devlet-millet el ele vererek, büyük bir dayanışmayla felaket bölgesine akın etti. Canların kurtarılması, enkazın kaldırılması, yaraların sarılması için herkes seferber oldu. Bu büyük afetin altından ancak böylesine bir dayanışma gösterebilen milletler kalkabilirdi.

Tüm ülke can derdinde iken, başka hesaplar peşine düşenler daha ilk gün kendilerini gösterdi. Türlü yalanlarla arama kurtarma çalışmalarını sekteye uğratanlardan, sahte enformasyonlarla milleti galeyana getirmeye kadar her türlü aşağılık yönteme başvuranlar oldu.

 

UMURLARINDA DEĞİLDİ ÜLKENİN YIKILMASI!
 

Kimi siyasetçiler ellerini ovuşturup, ülkenin bu enkazın altında kalması için iç geçirdi. “Tayyip Erdoğan bu felaketin altından kalkamaz, artık gidici!” diyen sözde muhalif alçaklar bile çıktı. Ülkenin yıkılması umurlarında değildi.

Bu muhalif kafa her felaketten sonra, Türkiye’nin karşı karşıya bulunduğu her krizden ve içeriden veya dışarıdan yükselen her tehditten sonra aynı ruh haline büründü. “Tayyip Erdoğan kaybetsin, isterse Türkiye yıkılsın!” şeklindeki ruh hali muhalefetin düsturu haline gelmiş.

Haluk Levent-AHBAP meselesi işte bunun en somut olayı olarak karşımıza çıktı. Levent’in eski hikayelerini bir kenara bırakalım, 6 Şubat sonrası AHBAP üzerinden başlatılan kampanyaları şöyle bir gözümüzün önünden geçirelim.

Tartışmaları hatırlayın… Kızılay ve AFAD başta olmak üzere deprem bölgesinde cansiperane çalışan kişi ve kurumlar hedef gösterildi, linç ettirilmek istendi. Sanatçısından, gazetecisine yapılan açıklamalar yenilir yutulur cinsten değildi.

 

TÜRKİYE’DE EŞİNE, EMSALİNE AZ RASTLANAN BİR DOLANDIRICILIK
 

Milletimizin yardım duygularıyla oynanarak toplum kışkırtılmak istendi. Oysa büyük bir felaket yaşamıştık ve herkes elini taşın altına koymuş, yaraları sarmaya çalışıyordu. Hayırda yarışmak elbet güzeldir ama burada bir hayır yarışı yoktu. Kötü niyet ve karalama, hatta ülkeyi enkazın altında bırakma amacı vardı. Alenen AHBAP üzerinden operasyon vardı.

O günleri, toplumun hassasiyeti dolayısıyla suhuletle yöneten devlet, bugün bütün gerçekleri gün yüzüne çıkardı ve hesap zamanı geldi. Her geçen gün ortaya çıkan bilgiler, belgeler, Türkiye’de eşine, emsaline az rastlanır bir dolandırıcılık yaşandığını gösteriyor.

O gün, bu dolandırıcılığa çanak tutanlar, dolandırıcıların ekmeğine yağ sürenler, bugünlerde ‘Şok olduk!’ ortak paydasındaki açıklamalarla işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Bakalım daha nelere şahit olacağız…

Bu işin ardında kimler var?

Paralar nerede, kim adına kaçırıldı?

AHBAP’a yardım edenler şimdi tedirgin bir bekleyiş içinde, kimileri de geçmiş paylaşımlarını silme derdinde.

Fransız filozof Voltaire’e atfen şöyle bir söz vardır: “Hırs gelir göz kararır, hırs gider yüz kızarır.”

Gerçi birilerinin yüzü kösele olmuş kızarır mı bilemeyiz, ancak umarım bu olaydan herkes gerekli dersi alır…

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi