Türkiye, 10 yıl önce 15 Temmuz 2016 gecesi büyük bir uçurumun kenarından döndü. Bin yılıdır bu topraklardaki varlığımızı hazmedemeyenler, bir kez daha saldırdı o gece. Emperyalizmin yerli yardımcıları yarım asır boyunca devletin kılcal damarlarına kadar sızarak, ülkeyi ele geçirmeyi hedeflemişlerdi. Fark edildikleri ve temizlenmeye başlandıklarını aldıktan sonra darbeye kalkıştılar.
1Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ), Osmanlı coğrafyasında ortaya çıkan zararlı oluşumların günümüze kadar gelmiş uzantısıdır. Örgütün yapısına, faaliyetlerine, gizlenme şekline… hasılı tüm özelliklerine bakıldığında söz konusu zararlı oluşumlarla birebir örtüşüyor görünüyor.
1810 yılında ABD’de kurulan ve 1821’de Osmanlı topraklarında faaliyet göstermeye başlayan Amerikan Yabancı Misyonlar Komisyonu’nun (Amerikan Board) uzun yıllar genel sekreterliğini yapan ve 1913’te yazdığı “Türkiye İçin Sırada Ne Var” adlı eserle teşkilatın bütün yüzünü gözler önün seren David Brewer Eddy, söz konusu kitabında faaliyetleri sırasında Yerli Yardımcılar diye tabir ettiği, içeriden destek verenlere işaret ediyor. FETÖ, Yerli Yardımcılar olarak tanımlananların birebir devamıdır.
15 Temmuz, 1876’da bu topraklarda başlayan darbe geleneğinin son halkasıdır. 15 Temmuz direnişi, 150 yıllık darbe ve ihanet sayfasını kapatmıştır. Fetullahçı Terör Örgütü’nün tarihi serüveni iyi okunmazsa, benzer örgütlerin geleceğimizi çalmasına engel olamayız. Aynı şekilde 10 yıldır mücadele ettiğimiz örgütü çökertemeyiz.
FETÖ bu topraklarda 200 yıldır var olan ihanet şebekelerinin devamıdır. Daha doğrusu söz konusu şebekelere 27 Mayıs darbesinden sonra eklemlenmiş son yapılardan biridir de denilebilir.
Elebaşı Fetullah Gülen’in 27 Mayıs sürecinde askerlik görevini yaptığı sırada örgütün temelleri atıldı. 20 yaşında ilkokul terk bir din görevlisinin askeri yönetim döneminde er iken yaptıkları akıl alır şeyler değildi. Vaazlar veriyor, darbeci generalleri övüyor, Komünizmle Mücadele dernekleri kuruyor, hava değişimiyle gittiği memleketi Erzurum’da milleti galeyana getirip, olaylar çıkartıyor. Fuat Doğu ve Kasım Gülek başta olmak üzere dönemin karanlık yapı ve kişileriyle görüşüyor.
Pensilvanya’da bir çukura gömülen elebaşı Gülen, Türkiye’nin bütün darbe ve kırılma dönemlerinde öne çıkıyor. 1960 darbesinin ardından kurulan vesayet nizamının en kullanışlı aparatı olarak sahnede yerini alan Fetullah Gülen’in, 1971 muhtırası sonrası Manisa’da tutuklandığı belirtiliyor.
İzmir’den sonra FETÖ için kritik yer Manisa, ancak Gülen’in Manisa dönemi çok karanlık. Kimi iddialara göre akıl hastanesinde de yattığı söyleniyor, bütün iddialara rağmen elebaşı Gülen’in Manisa ayağı hâlâ aydınlatılabilmiş değil.
Gülen ve örgütü için en mümbit darbe, şüphesiz 12 Eylül’dür. Darbe sürecinde sağlık raporları alarak karanlık işler çeviren elebaşı Gülen, sözde sıkıyönetim döneminde askeri yönetim tarafından aranırken, darbecilerin askeri araçlarıyla il il gezdirildi, hastalığını gerekçe göstererek, Diyanet İşleri’nden istifa etti.
Örgüt, TSK’ya en büyük sızmaları 12 Eylül darbesi sonrası gerçekleştirdi. Kendisi aranırken, FETÖ’nün ilk okulu kabul edilen İzmir Özel Yamanlar Lisesi 1982 tarihinde öğretime başladı. Fetullah Gülen aranırken, adamları soru çalıp, önceden ayarladıkları onlarca öğrenciyi askeri okullara yerleştiriyordu.
FETÖ elebaşı, sadece darbe dönemlerinde karanlık işler çevirmedi, Türkiye’nin en karanlık yılları 90’larda da aktif roller üstlendi. Gülen, ABD’de ameliyat olan Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ı daha narkozun etkisindeyken hastanede ziyaret edip, yatağı başında fotoğraf veriyordu.
28 Şubat sürecinde Necmettin Erbakan’a ve hükümetine meydan okuyan Fetullah, darbeci generalleri müçtehit ilan edip, darbeye fetva veriyordu. O süreçte bütün Müslümanları darbecilere hedef göstererek sızdığı devlet kadrolarında yerini pekiştirdi.
AK Parti iktidarına kadar hep kaçak güreşen Gülen Örgütü, 2007’den sonra resmen alana indi. 27 Nisan e-muhtırasıyla Meclis’e cumhurbaşkanı seçtirmeyerek, 27 Mayıs darbesiyle kurulan vesayet sistemini korumaya almak isteyenler, cumhurbaşkanını halkın seçmesini öngören Anayasa değişikliğiyle büyük hayal kırıklığına uğradı.
Halkın cumhurbaşkanını seçmesini vesayetin sonu olarak görenler, yıllarca besleyip büyüttükleri Fetullah Gülen örgütünü sahaya sürdü. 2007 seçimleri sonrası kurulan her kumpas, yaşanan her provokasyonda FETÖ’nün parmağı var. Örgüt giderek dozu artırdı, kasetlerle siyaseti dizayn, 7 Şubat MİT krizi, Gezi kalkışması 17- 25 Aralık yargı-polis darbe girişimi ve nihayetinde 15 Temmuz ihanet girişimi.
15 Temmuz direnişi, sadece o gece yaşanan ihaneti durdurmadı. Bu topraklarda 1876 yılında emperyalizmin başlattığı darbeler dönemini de bitirdi. Aynı zamanda 27 Mayıs darbesiyle oluşturulan vesayet sistemine son verdi. FETÖ, Türkiye düşmanı bütün istihbarat örgütlerinin ve karanlık yapıların Türkiye şubesidir. Yetiştirdiği insan kaynağı Türkiye düşmanı herkese hizmet etti.
FETÖ nesli hâlâ var olduğu için ihaneti devam ediyor. Bu yüzden mücadele asla elden bırakılmamalı. Renk değişir, kılık değişir, şekil değişir isim değişir ihanet bitmez. FETÖ nasıl ki eski mirası devraldıysa, FETÖ’nün mirası da bir yere devredilir.
İhanet girişiminin bertaraf edilmesi, tam bağımsız Türkiye yolunu açtı. Hainler temizlendikçe, Türkiye her alanda yükselişe geçti. 15 Temmuz direnişi, Türkiye Yüzyılı’nın miladı olmuştur.