Adnan ÖZ
Köşe Yazarı
Adnan ÖZ
 

Abdullah Çatlı Filmi Üzerine!

Konuya girmeden önce Rahmetli Abdullah Çatlı ve yaşadığı dönem ile ilgili kısa bir girizgah yapalım. Bugünden bakıp geçmişi yargılamayı doğru ve adil bulmuyoruz. Sınanmadığın bir konuda ahkam kesmek kolay ama her dönemin ayrı koşulları ve ayrı bir algısı oluyor. Yapılan bir eylemin ya da bir hareketin sonuçları istendiği gibi olamayabiliyor fakat bunu denemeden tecrübe etmek mümkün mü? 1980 öncesi iki idealist grubun çeşitli mahviller tarafından kullanıldığı daha sonra ortaya çıkmıştı. Bizim yaşımız müsait değil, o dönemi yaşamadık fakat birileri tarafından kullanıldıklarını daha sonra çözenler, “Biz maalesef kullanılmışız!” diye itirafta bulundular. Abdullah Çatlı’yı seven kadar karşı olan da vardır çünkü 12 Eylül öncesi birileri tarafından ülkemiz, “sağ ve sol!” diye sistematik bir şekilde kutuplaştırılmış ve iki cephe oluşturulmuştu. O günlerde iki cephenin birbirine kurşun sıkması bir şekilde sağlanmıştı. Dolayısıyla her cephenin bir zıddı olduğu için karşı cephenin insanına sıcak bakılmasını beklemek saflık olur. Hele de bu isim Ülkücüler arasında simgeleşmiş Abdullah Çatlı gibi gizemli bir isimse bu karşıtlık normal değil midir? Abdullah Çatlı Susurluk’ta bir trafik kazası sonucu ölmüştü. Çatlı’nın ölümü ile ilgili çeşitli iddialar söylendi. “Mafya-Devlet-Siyaset.” üçgeni diye eleştiriler de yapıldı. Çatlı’yı, sevenleri yüceltti sevmeyenleri ise yaptıklarından dolayı ona eleştirilerini sıraladı. Bize göre bu bir kaza değil, bir devri kapatmak için yapılmış planlı bir suikastti. Neden mi böyle düşünüyoruz? O günün güç çekişmeleri bunu ortaya koyuyor. Hiçbir haberci bir kaza mahaline gittiğinde ölen kişinin kimliği doğru mu, değil mi diye sorgulamaz fakat burada sorgulanmıştı. Kaza anını hatırlayalım, bazı medya kuruluşları henüz naaşlar kaza yerindeyken, Mehmet Özbay kimliği ile ölmüş kişinin aslında Abdullah Çatlı olduğunu haber yapmıştı. Peki, bu nasıl ve neden olabilir? Bunun bir ihtimali olabilir, o da kaza yapan aracın içinde kimin olduğu biliniyordur! Çatlı’nın ölümü sonrası en ilginç ve en cesur çıkışı dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Tansu Çiller yapmıştı. Sayın Çiller DYP grup toplantısında, “Bu millet uğruna, bu devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de her zaman saygıyla anılır, onlar şereflidir.” Dediğinde bütün ülkede büyük yankı uyandırmıştı. Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ise, “Bizim tarlaları başkaları sürmüş.” ve “Bizim tarlanın taşıyla bizim tarlanın kuşunu vurdular.” diyerek 12 Eylül öncesi birileri tarafından iki taraf için de kullanıldıklarını ima etmiş ve Çatlı için, “Bu vatanın evladıydı, yanlışları da sevapları da kendisine aittir.” demişti. Rahmetli Yazıcıoğlu, Rahmetli Çatlı’nın vatan sevgisine de sürekli vurgu yapmıştı. Çatlı Filmi ağırlıklı olarak Paris’te geçiyor. Bilindik olaylar dramatize edilerek Onur Tan ve Nevzat Erkul tarafından senaryolaştırılıp, Deniz En yüksek tarafından yönetilip izleyicinin beğenisine sunulmuş. Filmde dönemin araç, gereçlerini yansıtma bakımından olabildiğince hassas davranılmış. Çatlı karakterine hayat veren Vedat İnceefe Galatasaraylı eski Milli futbolcu. Sayın İnceefe bu role sanırım Çatlı’ya benzerliği sayesinde seçilmiş fakat kamera karşısındaki heyecanı fark ediliyor. “Donuk bir oyunculuk ortaya koymuş.” diye eleştiriler var fakat, “Çatlı ağırlığı!” diye de bir şey var. Belki de böyle yansıtılmak istenmiş olabilir. Edindiğimiz bilgiye göre Çatlı filmi Viyana da vizyona girdiği ilk gün 7.100 izleyici ile rekor kırmış fakat ülkemizde bir hafta da sadece 100 bin civarı izleyiciye ulaşabilmiş. Avrupa da ise ilk hafta sonu 19 bin 285 kişi filmi izlemiş. İkinci hafta sonu itibariyle 277.877 kişi izlemiş. Filmin iki ve üç olarak devamının çekileceği duyuruldu. Tabii ki böyle bir süreci bir filme sığdırmak kolay değil fakat izleyici sonuçlanmayan filmlerden olumsuz etkilenebiliyor. Filmin sonunda ikincisinin tanıtımı yapıldı, kuvvetle muhtemel filmin devamı çekilmiş ve film montaj aşamasında. Çatlı filmini abartılı bulanlar olabilir fakat bu bir belgesel değil bir sinema filmi, dolayısıyla abartı da dramatize de olacaktır. Biz, böyle karakterler üzerinden dönem filmlerini izlemeyi seviyoruz fakat artık sinemaya gitmek zor geliyor.      Uzun yıllar sonra çocukluk arkadaşım ile Çatlı filmini izlemek için sinemaya gittik. Eskiden yapılan vasat üstü bütün Türk filmlerini sinemada izlemeyi görev bilirdik. İyi bir Türk sineması takipçisiydik fakat sinemalarda bu şekilde reklam yayınlanmasına tepki olarak sinemaya gitmeyi bıraktık. Durum maalesef yine aynı, hem filmin girişinde hem ara dönüşünde çok uzun reklamlar var. Tabii ki sinema salonlarının ve sinema sektörünün sponsor ve gelire de ihtiyacı var fakat reklam arası film izlemek bize göre değil.
Ekleme Tarihi: 06 Nisan 2026 -Pazartesi

Abdullah Çatlı Filmi Üzerine!

Konuya girmeden önce Rahmetli Abdullah Çatlı ve yaşadığı dönem ile ilgili kısa bir girizgah yapalım.

Bugünden bakıp geçmişi yargılamayı doğru ve adil bulmuyoruz. Sınanmadığın bir konuda ahkam kesmek kolay ama her dönemin ayrı koşulları ve ayrı bir algısı oluyor. Yapılan bir eylemin ya da bir hareketin sonuçları istendiği gibi olamayabiliyor fakat bunu denemeden tecrübe etmek mümkün mü?

1980 öncesi iki idealist grubun çeşitli mahviller tarafından kullanıldığı daha sonra ortaya çıkmıştı. Bizim yaşımız müsait değil, o dönemi yaşamadık fakat birileri tarafından kullanıldıklarını daha sonra çözenler, “Biz maalesef kullanılmışız!” diye itirafta bulundular.

Abdullah Çatlı’yı seven kadar karşı olan da vardır çünkü 12 Eylül öncesi birileri tarafından ülkemiz, “sağ ve sol!” diye sistematik bir şekilde kutuplaştırılmış ve iki cephe oluşturulmuştu. O günlerde iki cephenin birbirine kurşun sıkması bir şekilde sağlanmıştı.

Dolayısıyla her cephenin bir zıddı olduğu için karşı cephenin insanına sıcak bakılmasını beklemek saflık olur. Hele de bu isim Ülkücüler arasında simgeleşmiş Abdullah Çatlı gibi gizemli bir isimse bu karşıtlık normal değil midir?

Abdullah Çatlı Susurluk’ta bir trafik kazası sonucu ölmüştü. Çatlı’nın ölümü ile ilgili çeşitli iddialar söylendi. “Mafya-Devlet-Siyaset.” üçgeni diye eleştiriler de yapıldı. Çatlı’yı, sevenleri yüceltti sevmeyenleri ise yaptıklarından dolayı ona eleştirilerini sıraladı.

Bize göre bu bir kaza değil, bir devri kapatmak için yapılmış planlı bir suikastti. Neden mi böyle düşünüyoruz? O günün güç çekişmeleri bunu ortaya koyuyor. Hiçbir haberci bir kaza mahaline gittiğinde ölen kişinin kimliği doğru mu, değil mi diye sorgulamaz fakat burada sorgulanmıştı.

Kaza anını hatırlayalım, bazı medya kuruluşları henüz naaşlar kaza yerindeyken, Mehmet Özbay kimliği ile ölmüş kişinin aslında Abdullah Çatlı olduğunu haber yapmıştı. Peki, bu nasıl ve neden olabilir? Bunun bir ihtimali olabilir, o da kaza yapan aracın içinde kimin olduğu biliniyordur!

Çatlı’nın ölümü sonrası en ilginç ve en cesur çıkışı dönemin Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Sayın Tansu Çiller yapmıştı. Sayın Çiller DYP grup toplantısında, “Bu millet uğruna, bu devlet uğruna kurşun atan da, kurşun yiyen de her zaman saygıyla anılır, onlar şereflidir.” Dediğinde bütün ülkede büyük yankı uyandırmıştı.

Rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu ise, “Bizim tarlaları başkaları sürmüş.” ve “Bizim tarlanın taşıyla bizim tarlanın kuşunu vurdular.” diyerek 12 Eylül öncesi birileri tarafından iki taraf için de kullanıldıklarını ima etmiş ve Çatlı için, “Bu vatanın evladıydı, yanlışları da sevapları da kendisine aittir.” demişti. Rahmetli Yazıcıoğlu, Rahmetli Çatlı’nın vatan sevgisine de sürekli vurgu yapmıştı.

Çatlı Filmi ağırlıklı olarak Paris’te geçiyor. Bilindik olaylar dramatize edilerek Onur Tan ve Nevzat Erkul tarafından senaryolaştırılıp, Deniz En yüksek tarafından yönetilip izleyicinin beğenisine sunulmuş. Filmde dönemin araç, gereçlerini yansıtma bakımından olabildiğince hassas davranılmış.

Çatlı karakterine hayat veren Vedat İnceefe Galatasaraylı eski Milli futbolcu. Sayın İnceefe bu role sanırım Çatlı’ya benzerliği sayesinde seçilmiş fakat kamera karşısındaki heyecanı fark ediliyor. “Donuk bir oyunculuk ortaya koymuş.” diye eleştiriler var fakat, “Çatlı ağırlığı!” diye de bir şey var. Belki de böyle yansıtılmak istenmiş olabilir.

Edindiğimiz bilgiye göre Çatlı filmi Viyana da vizyona girdiği ilk gün 7.100 izleyici ile rekor kırmış fakat ülkemizde bir hafta da sadece 100 bin civarı izleyiciye ulaşabilmiş. Avrupa da ise ilk hafta sonu 19 bin 285 kişi filmi izlemiş. İkinci hafta sonu itibariyle 277.877 kişi izlemiş.

Filmin iki ve üç olarak devamının çekileceği duyuruldu. Tabii ki böyle bir süreci bir filme sığdırmak kolay değil fakat izleyici sonuçlanmayan filmlerden olumsuz etkilenebiliyor. Filmin sonunda ikincisinin tanıtımı yapıldı, kuvvetle muhtemel filmin devamı çekilmiş ve film montaj aşamasında.

Çatlı filmini abartılı bulanlar olabilir fakat bu bir belgesel değil bir sinema filmi, dolayısıyla abartı da dramatize de olacaktır. Biz, böyle karakterler üzerinden dönem filmlerini izlemeyi seviyoruz fakat artık sinemaya gitmek zor geliyor.     

Uzun yıllar sonra çocukluk arkadaşım ile Çatlı filmini izlemek için sinemaya gittik. Eskiden yapılan vasat üstü bütün Türk filmlerini sinemada izlemeyi görev bilirdik. İyi bir Türk sineması takipçisiydik fakat sinemalarda bu şekilde reklam yayınlanmasına tepki olarak sinemaya gitmeyi bıraktık.

Durum maalesef yine aynı, hem filmin girişinde hem ara dönüşünde çok uzun reklamlar var. Tabii ki sinema salonlarının ve sinema sektörünün sponsor ve gelire de ihtiyacı var fakat reklam arası film izlemek bize göre değil.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.