Adnan ÖZ
Köşe Yazarı
Adnan ÖZ
 

Buğday İthalatı Neden Yapılıyor?

Buğdayımızı bile üretemiyor, ithal ediyoruz sözü incitici değil mi? Evet, ülkemiz buğday ithal ediyor fakat bunun bir nedeni var ve bu nedeni bilmek gerekir. Buğday, ihtiyaç için mi yoksa işlenip ihraç edilmek için mi ithal ediliyor? İşin uzmanı değiliz fakat daha önce bu konu ile ilgili bir un fabrika sahibi ile televizyon programı yaptığımız için konuya biraz aşinalığımız vardı. Bunun rahatlığıylabu yazıyı yazmaya karar verdik. Kaldı ki devlet bir sebepten bir ürünün arzında eksiklik olur ise ihtiyaca göre ithalat yapabileceği gibi tüketiciyi korumak için bazı zamanlarda bazı ürünlerin ihracatını da sınırlayabilir. Zaman zaman bu tür uygulamalar yapıldığını görüyoruz. Geçenlerde her şeye muhalif bir arkadaşım hükümeti eleştirmek için, “Buğdayımızı bile üretemiyor, ithal ediyoruz. Eskiden tarımda kendi kendine yeten nadir ülkelerden biriydik. Bu iktidar tarımı bitirdi…” diye bir eleştiri yaptı. Arkadaşa, “Bu konuyu bilerek mi konuşuyorsun? Yoksa tipik bilmeden her şeye muhalefet edenlerden misin?” dedim. Arkadaş bir an şaşırdı ve “Buğday ithal etmiyor muyuz?” diye o da bana sordu. “Ediyoruz fakat niye ediyoruz istersen birlikte araştıralım.” dedim. Birlikte sorduk Siri’ye, “Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacı ne kadar?” diye. Siri, “Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacı ortalama 19-20 milyon ton.” diye cevapladı. “Türkiye’nin yıllık buğday üretimi ne kadar?” diye yine sorduk. Siri, “Türkiye’nin yıllık ortalama üretimi 19-22 milyon ton.” diye cevap verdi. “Türkiye’nin yıllık buğday ithalatı ne kadar?” diye sorduk. Siri, “Türkiye’nin yıllık ortalamabuğday ithalatı 8-12 milyon ton.” civarı dedi. “Peki, ithal edilen buğday ne oluyor?” diye sorduk. Siri, “Türkiye ithal ettiği buğdayı büyük oranda işleyip mamul madde olarak ihraç etmek için kullanıyor.”dedi.  Artı parantez söyleyelim bu sayede Türkiye dünyada 1 numaralı un ihracatçısı olmuş. “İthal edilen buğdaydan üretilen ihraç mamulleri nelerdir?” diye sorduk. Siri, “Un, makarna, bulgur, irmik ve bisküviye dönüştürüp 180’den fazla ülkeye satılır.” diye cevapladı. “Yıllık buğday ve hububattan üretilen mamullerden ihracatımız ne kadar?” diye sorduk. Siri, “2024 yılında 11.9 milyar Dolar. 2025 yılında ise 12.5 milyar Dolar barajını aşması beklenmektedir.” dedi. Ve fakat gelişen şartlara göre dönem dönem buğday ile birlikte hububat ithalatı da yapılmaktaymış. Her şeye rağmen keşke her sektörde böyle olsak da bu kadar cari açık olmasa. Arkadaşa, “Burada ancak ‘niye biz bu hububatın ve buğdayın tamamını üretmiyoruz da ithalat yapıyoruz?’ dersen mantıklı bir eleştiri yapmış olursun fakat şu da var kuraklık ve don olayları gibi doğa olayları dolayısıyla yapılan zorunlu ithalatı yok sayıp haksızlık etmemek de gerekir.” dedim. Ayrıca bizdeki buğday ile harmanlayıp ekmek kalitemizi artırmak için de buğday ithalatı yapılıyormuş. Bize göre bu şartlarda buğday ithalatında sıkıntı yok. Bizim için asıl tehlike ve sıkıntı tarım alanlarının sanayiye açılıpyok edilmesi ve tarım yapılan bölgelerde havanın kirletilmesi. Ve tabii ki tarım arazilerinin imara açılıp konut inşa edilmesi. Oysa ekilebilir alanları sınırlı olan ülkemizde sanayi ve konut için kullanılabilecek alan çok fazla fakat yöneticiler kolayı seçip ekilebilir alanları yok etmeyi maalesef marifet sayıyor. Şayet iklim değişikliği doğruysa ve ülkemizin güneyi dendiği gibi bir gün ekilemez hale gelecek ise kuzeyde kalan Samsun’un tarım arazilerini korumak gerekmez mi? Evet, bazı konularda bizdehükümeti eleştirelimve, “Hayvancılığa bu kadar destek verildiği halde insanımız et ve süt ürünlerini neden dünyada en pahalıya yiyen ülkelerden birisidir?” diye soralım. Evet, insanımız eti Amerika’dan Rusya’ya, Fransa’dan Almanya’ya, Hollanda’dan İngiltere’ye kadar olan coğrafyadan pahalıya yiyor. İnanmayan döviz bazında araştırabilir. Sahi biz Türklerin özelliği nedir ki et ve süt ürünlerinden teknoloji ürünlerine, otomobilden marka tekstil ürünlerine, her şeyidaha pahalıya tüketiyoruz? Sanırım biz çok özel bir milletiz ve bunun farkında değiliz.  
Ekleme Tarihi: 02 Mart 2026 -Pazartesi

Buğday İthalatı Neden Yapılıyor?

Buğdayımızı bile üretemiyor, ithal ediyoruz sözü incitici değil mi? Evet, ülkemiz buğday ithal ediyor fakat bunun bir nedeni var ve bu nedeni bilmek gerekir. Buğday, ihtiyaç için mi yoksa işlenip ihraç edilmek için mi ithal ediliyor?

İşin uzmanı değiliz fakat daha önce bu konu ile ilgili bir un fabrika sahibi ile televizyon programı yaptığımız için konuya biraz aşinalığımız vardı. Bunun rahatlığıylabu yazıyı yazmaya karar verdik.

Kaldı ki devlet bir sebepten bir ürünün arzında eksiklik olur ise ihtiyaca göre ithalat yapabileceği gibi tüketiciyi korumak için bazı zamanlarda bazı ürünlerin ihracatını da sınırlayabilir. Zaman zaman bu tür uygulamalar yapıldığını görüyoruz.

Geçenlerde her şeye muhalif bir arkadaşım hükümeti eleştirmek için, “Buğdayımızı bile üretemiyor, ithal ediyoruz. Eskiden tarımda kendi kendine yeten nadir ülkelerden biriydik. Bu iktidar tarımı bitirdi…” diye bir eleştiri yaptı.

Arkadaşa, “Bu konuyu bilerek mi konuşuyorsun? Yoksa tipik bilmeden her şeye muhalefet edenlerden misin?” dedim. Arkadaş bir an şaşırdı ve “Buğday ithal etmiyor muyuz?” diye o da bana sordu. “Ediyoruz fakat niye ediyoruz istersen birlikte araştıralım.” dedim.

Birlikte sorduk Siri’ye, “Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacı ne kadar?” diye. Siri, “Türkiye’nin yıllık buğday ihtiyacı ortalama 19-20 milyon ton.” diye cevapladı.

“Türkiye’nin yıllık buğday üretimi ne kadar?” diye yine sorduk. Siri, “Türkiye’nin yıllık ortalama üretimi 19-22 milyon ton.” diye cevap verdi.

“Türkiye’nin yıllık buğday ithalatı ne kadar?” diye sorduk. Siri, “Türkiye’nin yıllık ortalamabuğday ithalatı 8-12 milyon ton.” civarı dedi.

“Peki, ithal edilen buğday ne oluyor?” diye sorduk. Siri, “Türkiye ithal ettiği buğdayı büyük oranda işleyip mamul madde olarak ihraç etmek için kullanıyor.”dedi.

 Artı parantez söyleyelim bu sayede Türkiye dünyada 1 numaralı un ihracatçısı olmuş.

“İthal edilen buğdaydan üretilen ihraç mamulleri nelerdir?” diye sorduk. Siri, “Un, makarna, bulgur, irmik ve bisküviye dönüştürüp 180’den fazla ülkeye satılır.” diye cevapladı.

“Yıllık buğday ve hububattan üretilen mamullerden ihracatımız ne kadar?” diye sorduk. Siri, “2024 yılında 11.9 milyar Dolar. 2025 yılında ise 12.5 milyar Dolar barajını aşması beklenmektedir.” dedi.

Ve fakat gelişen şartlara göre dönem dönem buğday ile birlikte hububat ithalatı da yapılmaktaymış. Her şeye rağmen keşke her sektörde böyle olsak da bu kadar cari açık olmasa.

Arkadaşa, “Burada ancak ‘niye biz bu hububatın ve buğdayın tamamını üretmiyoruz da ithalat yapıyoruz?’ dersen mantıklı bir eleştiri yapmış olursun fakat şu da var kuraklık ve don olayları gibi doğa olayları dolayısıyla yapılan zorunlu ithalatı yok sayıp haksızlık etmemek de gerekir.” dedim.

Ayrıca bizdeki buğday ile harmanlayıp ekmek kalitemizi artırmak için de buğday ithalatı yapılıyormuş. Bize göre bu şartlarda buğday ithalatında sıkıntı yok.

Bizim için asıl tehlike ve sıkıntı tarım alanlarının sanayiye açılıpyok edilmesi ve tarım yapılan bölgelerde havanın kirletilmesi. Ve tabii ki tarım arazilerinin imara açılıp konut inşa edilmesi.

Oysa ekilebilir alanları sınırlı olan ülkemizde sanayi ve konut için kullanılabilecek alan çok fazla fakat yöneticiler kolayı seçip ekilebilir alanları yok etmeyi maalesef marifet sayıyor.

Şayet iklim değişikliği doğruysa ve ülkemizin güneyi dendiği gibi bir gün ekilemez hale gelecek ise kuzeyde kalan Samsun’un tarım arazilerini korumak gerekmez mi?

Evet, bazı konularda bizdehükümeti eleştirelimve, “Hayvancılığa bu kadar destek verildiği halde insanımız et ve süt ürünlerini neden dünyada en pahalıya yiyen ülkelerden birisidir?” diye soralım.

Evet, insanımız eti Amerika’dan Rusya’ya, Fransa’dan Almanya’ya, Hollanda’dan İngiltere’ye kadar olan coğrafyadan pahalıya yiyor. İnanmayan döviz bazında araştırabilir.

Sahi biz Türklerin özelliği nedir ki et ve süt ürünlerinden teknoloji ürünlerine, otomobilden marka tekstil ürünlerine, her şeyidaha pahalıya tüketiyoruz? Sanırım biz çok özel bir milletiz ve bunun farkında değiliz.

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Mehmet
(02.03.2026 15:04 - #271)
Çok doğru çok güzel bir yazı teşekkür ediyorum yazarımıza çok faydalı bulduk kafamızdaki bir takın sorunları giderilmesine vesile oldum ve şu günlerde Ortadoğu'daki bu savaş tahın ne kadar önemli olduğunu ilerleyen günlerde hep beraber göreceğiz
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi