Mirasımız Kudüs Derneği Samsun Şubesinin organize ettiği,“Direnişten Dirilişe Kudüs” adlı programın bir parçası olarak13 Ocak Salı sabahı Sevgi Kafede basına bir kahvaltı verildi.
Konu Kudüs olunca bizim için akan sular duruyor. Tabii ki biz de kahvaltıya katıldık. Kahvaltı sonrası ilk sözü Mirasımız Kudüs Derneği Samsun Şube Başkanı Sayın Vahdettin Dumanoğlu aldı ve Samsun Teşkilatı olarak faaliyetlerini anlattı.
Devamında Mirasımız Kudüs Derneği Genel Merkez Teşkilatlanma ve Medya sorumlusu Sayın Nihat Topçu Bey söz aldı. Sayın Topçu,teşkilatlanma ve Derneğin Kudüs ve çevresinde yaptıkları faaliyetler hakkında bilgiler verdi.
Daha sonra da Makasıd Vakfı Hastanesi Mütevelli Heyeti Üyesi Sayın Dr. Cemal Amr, Kudüs ile ilgili çalışmalarını aktardı. Sayın Amr ayrıca Kudüs ve Mescid-i Aksa Mütevelli Heyeti Üyesi,araştırmacı-tarihçi ve birçok alanda çalışmaları bulunan bir akademisyen.
Kudüs’te yaşanan zorluklardan bahseden Sayın Amr’ınmütercimliğini büyük Komutan Selahaddin Eyyubi’nin 34. kuşaktan torunu Sayın Naim Eyyubi gerçekleştirdi.
Sayın Eyyubi ile daha önce bir televizyon programı yapmıştık. Ona, “Büyük Komutan Selahaddin Eyyubi’nin torunu olmak Kudüs konusunda size nasıl bir sorumluluk yüklüyor?” diye sormuştum. Cevabı manidardı. Dedi ki; “Bize yüklenen sorumluluk her Müslümana yüklenmiş. Yani Kudüs’ten sadece Eyyubiler değil bütün Müslümanlar mesul.”
Kudüs, Mescid-i Aksa ve Kutbetü’s-Sahra Müslüman olarak hepimizin üzerine sorumluluk yüklüyor.Her Müslüman bu konuda imtihanda. Kimisi bizzat bedeni, parası ve duası, kimisi parası ve duası, kimisi de sadeceduası ile imtihanını vermeye çalışıyor.
Kimisinin ise ne Kudüs ne de Gazzede katledilen çocuklar umurunda. Maalesef onlar insan olmanın getirdiği hassasiyetleri yitirmişler ve başka dünyalarda yaşıyorlar. Herkes yaptıklarıyla ve yapması gerekirken yapmadıklarıyla bir imtihandadır ve bu imtihanı vermek kolay olmayacak.
Sayın Amr, Kudüs de Müslümanların yüzde yetmiş beşinin sefalet içinde yaşadığını söyledi. Daha kötü ne olabilir diye düşününce Gazze geldi aklımıza. Gazzede yaşanan durumu nasıl tarif edelim ki? Bütün dünyanın gözü önünde, insanlığın gördüğü en uzun süreli ve en büyük soykırımlardan birisini yaşıyor Gazzeliler ve maalesef elimizden bir şey gelmiyor.
Kudüs her adımında tarih kokan, her sokağında Peygamberlerin izi olan müthiş bir maziye sahip, nadide bir şehir. Müslümanların ilk kıblesi olması münasebetiyle de ayrıca önemli bir belde. Bizim için Kudüs hem mecburiyet hem de mahcubiyettir.
Aynı günün akşamı Ömer Halis Demir salonunda “Direnişten Dirilişe Kudüs” programı icra edildi. Yine ana konuşmacı Sayın Dr. Cemal Amr’dı. Ayrıca Mescid-i Aksa Müezzini Sayın Adil Kadmani açılışta Kuranı Kerim okudu ve programın sonuna doğru da Ezanı Şerif okudu. Programa yoğun ilgi vardı ve Kudüs çekilişi yapıldı.
Yıllar önce Kudüs ziyaretimizde bize, “Buraya gelmeniz bize güç katıyor. Bu zalimlere,‘biz buradan vazgeçmedik’mesajı veriyorsunuz. Bu bile bize yeter.” demişlerdi. Çaresizlik çok kötü, Allah kimseyi çaresiz ve vatansız bırakmasın. Yazımızı Kudüs için yazdığımız şiirin bir dörtlüğü ile bitirelim.
Filistin’im perişan, mahsun Mescid-i Aksa,
Bu mesele çözülür, ümmet Kudüs’e aksa,
Müslüman kendine gel, şayet bu dava haksa,
Ebabili bekleme, Kudüs’üne sahip çık.