Türk Devletler Teşkilatı (TDT), ekonomik iş birliği ve stratejik ortaklıkları güçlendirmek amacıyla Samsun’da bir araya gelmiş. Toplantıda lojistik hatların geliştirilmesi, ticaret hacminin artırılması ve Türk dünyası arasındaki kültürel bağların pekiştirilmesi üzerine kritik kararlar alınmış.
Ayrıca 2. Türk Dünyası Çocuk Festivali kapsamında geldikleri Samsun’da 23 Nisan Çocuk Bayramı etkinlikleri ile de birbirleriyle kaynaşan çocuklarımız güzel anılar biriktirmiş. Samsun gezisi kapsamında Astorya ve Balonya’yı ziyaret eden çocuklar 3 gün kaldıkları Samsun’u çok beğenmişler.
Yeryüzünde yaklaşık 300 milyonu bulan Türklerin, TDT ile örgütlenen yaklaşık 200 Milyonu bugün değilse bile yakında birlikte hareket etme kabiliyetine sahip olacaktır. Bunun için bu tür etkinlikler ve toplantılar devam etmelidir.
“Türk Devletler Teşkilatı kuruldu, neden şimdi birlikte hareket etmiyorlar? Neden bizleri üzecek kararlar alıyorlar?” diye soranlar olacaktır. Bazı işler birden olmaz, zamanla sindire sindire olacak.
Bağımsız Türk Devleti bile olsalar, uzun yıllar Rus kültürü ve Rus asimilasyonuna maruz kalmışlar. Geçmişten gelen bağları ve eski düzen ile bağlantıları olan yöneticileri var. Eskiler ortadan kayboldukça ilişkilerimiz daha da gelişecek ve güçlenecektir.
“Türkiye, Türkistan’da Türklere zulmeden, Türkleri sömüren Rusya ve Çin ile neden bu kadar içli dışlı oluyor? Neden Rusya ve Çin’e karşı olan blokta yer almıyor?” diye soranlar var.
Evet, tarih boyunca Çinliler ile Türkler savaşmış. Bugün Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine soykırımı da Çin Devleti yapıyor. Dünün SSBC ve bugünün Rusya’sının Türkistan coğrafyasında Türklere yaptıkları da ortada. Bu soruları soranlar kendi bakış açılarına göre haklı olabilirler.
Ve fakat şu gerçeği atlamayalım, bizim şuanda Rusya ve Çin’e direk posta koyup, “Türk topraklarını işgal etmeyin, Türklere zulüm yapmayın. Türkistan’ı sömürmeyin.” deme gücümüz var mı? Şayet yok ise bugün farklı bir politika üretmek gerekmez mi?
Bu durum ya çatışarak düzeltilmeye çalışılacak ya da ilişkileri geliştirip diyalog yoluyla çözülmeye çalışılacak. Bugün için makul olan diyalog yoluyla çözüme ulaşmak gibi görünüyor. Kaldı ki Rusya ile aynı coğrafyada olmamızdan dolayı ortak sorunlarımız da var.
Geçenlerde duydum, resmi olmayan rakamlara göre Rusya ve Türkiye vatandaşları 1 Milyon civarı evlilik yapmış ve bu evliliklerden 300 Bin civarı çocuk doğmuş. Dolayısıyla bu çocukların sorunlarını çözmek için bile Rusya ile ilişkileri iyi tutmak gerekmez mi?
“2050 yılında Rusya nüfusunun yarısı Türk ve Müslüman olacak.” diye bir öngörü var. Şayet bu gerçekleşirse zaten Rusya politikamızı sil baştan değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyoruz.
Altını yine çizelim, şuanda bazı nedenlerden dolayı kızdığımız Türk Devletlerinin bir şekilde Rusya’ya bağımlılığı ya da geçmişten gelen ve kısa vadede kesilmesi mümkün olmayan bağları devam ediyor. Bu bağlar ve bağlantılar bir anda kopabilir mi?
Bizler Rusları da Çinlileri de iyi biliyoruz. Türklere yaptıklarını unutacak değiliz. Çin ve Rusya ile aynı çuvala girsek bile onlara güvenemeyeceğimizi unutmadan, aklıselim hareket etmeliyiz. Türkiye ve Türk Devletleri güçlü olacak ve çıkarları doğrultusunda ilişkilerini geliştirecek.
Türkiye olarak biz, Siyonist ittifakı ABD ve İsrail’e taraf olamayız, tabii ki Rusya ve Çin’e payanda da olamayız. Bizler kendi politikalarımızı belirlemeli ve kendi çıkarlarımızı gözeterek hareket etmeliyiz.
MHP Samsun Milletvekili Sayın İlyas Topsakal MHP’yi temsilen TDT ilişkilerini ve koordinasyonunu sağlıyormuş. Sanırım bu toplantıların Samsun’a alınmasında onun gayretleri olmuştur.
Bu toplantıların yapılmasında Samsun Valiliği, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Samsun Ticaret ve Sanayi Odası ve emeği geçen kimler var ise hepsine teşekkür ederiz. Bu etkinliklerin devam etmesi Samsun için de Türk Devletleri için de kıymetlidir.