Adnan ÖZ
Köşe Yazarı
Adnan ÖZ
 

ÜLKEMİZ KUŞATILMAYA ÇALIŞILIYOR!

Ülkemiz, bölge üzerinde emelleri olan arsız Siyonist zihniyetin yönetimindeki ülkeler tarafından tehlikeli bir şekilde çevreleniyor. Akdeniz’de bulunan adalar uluslararası sözleşmelere göre silahsız kalması gerektiği halde adeta gözümüzün içine sokularak silahlandırıldı. Birileri yeni bir cephe oluşturan İsrail, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ve Yunanistan kim ki bize düşmanlık edecek diye düşünebilir. Böyle düşünenler belki de haklıdırlar. Bu ülkeler tabii ki bizim kalibremizde olan ülkeler değiller fakat şu unutulmamalı ki bu ülkeler Akdeniz’de bulunuyor ve münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yaparak Libya ile yaptığımız anlaşmaya alternatif bir anlaşma oluşturacaklardır.  Türkiye, Akdeniz havzasında Suriye, Lübnan ve Mısır ile bile anlaşma yapamadı, bir tek Libya ile anlaşma yaptık. Libya ile yaptığımız münhasır ekonomik bölge anlaşması da birilerinin oyununu bozduğu için yapıldığından beri birçok ülke tarafından eleştiriliyor ve akamete uğratılmaya çalışılıyor. Komşularımız ile sıkıntılıyız. Rusya ile bugün ilişkilerimiz iyi olsa bile bizim için güvenilmez bir güçtür. Sırtımızı yaslayabileceğimiz bir Azerbaycan var bir de İran sınırları içinde bulunan Güney Azerbaycan var. Onlarında gücü belli ve olası bir olumsuz durumda Türkiye’ye ne kadar destek olabilir?  Irak’ı, “Toprak bütünlüğü korunacak!” diye diye üçe böldüler. Irak’ın kuzeyinde yaşanan gelişmelere 1926 Ankara Antlaşmasından doğan müdahale hakkımız olmasına rağmen müdahale edip bizim için tehlikeli olacak gelişmeleri engelleyemedik.  1990 yılında I. Körfez Savaşı sırasında Rahmetli Turgut Özal, Irak’a girmek istemiş fakat Genelkurmay Başkanı istifa ederek bu isteğe karşı çıkmıştı. Ve o gün bugün Kuzey Irak başımıza bela oldu. Şimdi de Suriye de anormal işler oluyor. Suriye de yaşanan gelişmelerde aynı Irak da olduğu gibi Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir. Bu sefer Suriye de aleyhimize olan gelişmelere müdahale etmeye çalışıyoruz, bakalım sonuç alabilecek miyiz? Lübnan’ın, Yemen’in, Sudan’ın ve Mısır’ın yaşadıkları unutulmamalı. Türkiye ile birlikte bölgenin en güçlü ülkesi diye düşündüğümüz İran’ın başına gelen saldırılar ve bu saldırılara İran’ın bile cevapsız kalışı ortada.  Son beş yılda İran’ın çok önemli şahsiyetleri suikaste uğradı. Bir iddiaya göre Devlet Başkanı şüpheli bir kazada öldürüldü, Başkent Tahran da İran Genelkurmay Başkanı dahil çok önemli şahsiyetlere nokta atışı saldırılar düzenlendi ve bunlara karşılık verilemedi. Bölgede dokunamadıkları tek ülke biz kaldık. Belki biz de savunma sanayinde yaptıklarımız sayesinde bu saldırılardan korunduk fakat biz çok güçlü olmalıyız, aksi halde 115 yıl önce isteyip yapamadıklarını yapmak için elini ovuşturan sırtlanlar hala var.  Evet, taarruz silahı ve savunma teknolojisi olarak güçlü olmalıyız fakat bu da yetmez. İçeride siyasi birliktelik mutlaka ve güçlü bir şekilde gereklidir. Bu siyasi dil ve kutuplaşma ile bu nasıl olacak bilemiyoruz fakat devlet aklı bir yolunu mutlaka bulmalı.  Türkiye, Siyonist zihniyetin tehditi altındadır. Endişemiz odur ki, ülkemiz siyasi birlikteliği sağlayamaz ise ateş tam ortamıza düşecektir ve bu yangın sağ-sol, Türk-Kürt, Karadeniz-Akdeniz ve Doğu-Batı demeden herkesi yakacaktır. Geçen hafta, içerisinde Libya Genelkurmay Başkanının da içinde olduğu uçağın Ankara’dan kalkıştan hemen sonra düşüşünde kesinlikle bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Kara Kutu açılınca her şey ortaya çıkar mı? Tabii ki bunu bilemiyoruz. Biz her şeye şüphe ile bakıyoruz. Bölgemizde oynanan oyunları görüp tedbir alınır ve gereği yapılır inşallah diyoruz.
Ekleme Tarihi: 28 Aralık 2025 -Pazar

ÜLKEMİZ KUŞATILMAYA ÇALIŞILIYOR!

Ülkemiz, bölge üzerinde emelleri olan arsız Siyonist zihniyetin yönetimindeki ülkeler tarafından tehlikeli bir şekilde çevreleniyor. Akdeniz’de bulunan adalar uluslararası sözleşmelere göre silahsız kalması gerektiği halde adeta gözümüzün içine sokularak silahlandırıldı.

Birileri yeni bir cephe oluşturan İsrail, Güney Kıbrıs Rum Cumhuriyeti ve Yunanistan kim ki bize düşmanlık edecek diye düşünebilir. Böyle düşünenler belki de haklıdırlar. Bu ülkeler tabii ki bizim kalibremizde olan ülkeler değiller fakat şu unutulmamalı ki bu ülkeler Akdeniz’de bulunuyor ve münhasır ekonomik bölge anlaşmaları yaparak Libya ile yaptığımız anlaşmaya alternatif bir anlaşma oluşturacaklardır. 

Türkiye, Akdeniz havzasında Suriye, Lübnan ve Mısır ile bile anlaşma yapamadı, bir tek Libya ile anlaşma yaptık. Libya ile yaptığımız münhasır ekonomik bölge anlaşması da birilerinin oyununu bozduğu için yapıldığından beri birçok ülke tarafından eleştiriliyor ve akamete uğratılmaya çalışılıyor.

Komşularımız ile sıkıntılıyız. Rusya ile bugün ilişkilerimiz iyi olsa bile bizim için güvenilmez bir güçtür. Sırtımızı yaslayabileceğimiz bir Azerbaycan var bir de İran sınırları içinde bulunan Güney Azerbaycan var. Onlarında gücü belli ve olası bir olumsuz durumda Türkiye’ye ne kadar destek olabilir? 

Irak’ı, “Toprak bütünlüğü korunacak!” diye diye üçe böldüler. Irak’ın kuzeyinde yaşanan gelişmelere 1926 Ankara Antlaşmasından doğan müdahale hakkımız olmasına rağmen müdahale edip bizim için tehlikeli olacak gelişmeleri engelleyemedik. 

1990 yılında I. Körfez Savaşı sırasında Rahmetli Turgut Özal, Irak’a girmek istemiş fakat Genelkurmay Başkanı istifa ederek bu isteğe karşı çıkmıştı. Ve o gün bugün Kuzey Irak başımıza bela oldu.

Şimdi de Suriye de anormal işler oluyor. Suriye de yaşanan gelişmelerde aynı Irak da olduğu gibi Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit etmektedir. Bu sefer Suriye de aleyhimize olan gelişmelere müdahale etmeye çalışıyoruz, bakalım sonuç alabilecek miyiz?

Lübnan’ın, Yemen’in, Sudan’ın ve Mısır’ın yaşadıkları unutulmamalı. Türkiye ile birlikte bölgenin en güçlü ülkesi diye düşündüğümüz İran’ın başına gelen saldırılar ve bu saldırılara İran’ın bile cevapsız kalışı ortada. 

Son beş yılda İran’ın çok önemli şahsiyetleri suikaste uğradı. Bir iddiaya göre Devlet Başkanı şüpheli bir kazada öldürüldü, Başkent Tahran da İran Genelkurmay Başkanı dahil çok önemli şahsiyetlere nokta atışı saldırılar düzenlendi ve bunlara karşılık verilemedi.

Bölgede dokunamadıkları tek ülke biz kaldık. Belki biz de savunma sanayinde yaptıklarımız sayesinde bu saldırılardan korunduk fakat biz çok güçlü olmalıyız, aksi halde 115 yıl önce isteyip yapamadıklarını yapmak için elini ovuşturan sırtlanlar hala var. 

Evet, taarruz silahı ve savunma teknolojisi olarak güçlü olmalıyız fakat bu da yetmez. İçeride siyasi birliktelik mutlaka ve güçlü bir şekilde gereklidir. Bu siyasi dil ve kutuplaşma ile bu nasıl olacak bilemiyoruz fakat devlet aklı bir yolunu mutlaka bulmalı. 

Türkiye, Siyonist zihniyetin tehditi altındadır. Endişemiz odur ki, ülkemiz siyasi birlikteliği sağlayamaz ise ateş tam ortamıza düşecektir ve bu yangın sağ-sol, Türk-Kürt, Karadeniz-Akdeniz ve Doğu-Batı demeden herkesi yakacaktır.

Geçen hafta, içerisinde Libya Genelkurmay Başkanının da içinde olduğu uçağın Ankara’dan kalkıştan hemen sonra düşüşünde kesinlikle bir müdahale olduğunu düşünüyoruz. Kara Kutu açılınca her şey ortaya çıkar mı? Tabii ki bunu bilemiyoruz. Biz her şeye şüphe ile bakıyoruz. Bölgemizde oynanan oyunları görüp tedbir alınır ve gereği yapılır inşallah diyoruz.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi