Eğitim dili ve yerel dillerde eğitim tartışması yeniden gündemde. Gazeteci ve yazar Halis Özdemir, kaleme aldığı yazısında ana dilin öğrenilmesinin bir insan hakkı olduğunu vurgularken, eğitim dilinin etnik veya yerel dillere dönüştürülmesine karşı çıkıyor. Türkiye’nin üniter yapısına, millî birlik ve beraberliğe dikkat çeken Özdemir, eğitim dilinin Türkçe olması gerektiğini savunuyor. Yazısında Osmanlı’nın eyalet sisteminden günümüzdeki bölgesel tartışmalara kadar pek çok konuya değinen Özdemir, “Tek devlet, tek millet, tek dil, tek bayrak ilelebet yaşamalıdır” mesajı veriyor.
İnsanın ana dilini öğrenmesi ve konuşması doğuştan gelen insan hakkıdır. Bu tartışılamaz ve engellenemez! Devlet vatandaşına yerel dilinin öğrenmesinin yolunu açmalıdır. Kürt Kürtçeyi, Çerkes Çerkesçeyi, Laz Lazcayı öğrenmek istiyorsa öğrenmelidir.
Ancak “Eğitim Dilinin Etnik/Yerel Dilde” olması ise asla kabul edilemez!
Devletlerin varlık, birlik ve beraberliklerinin olmazsa olmaz şartıdır; Türkiye’de de tartışmasız Türkçedir.
İnsan hakları, demokrasi vs. gibi birtakım gerekçe ve sebeplerle, eğitim dilinin etnik/yerel dille yapılmasının konuşulması en hafif ifadesiyle yerel dilde eğitimin normalleştirilmesi anlamına gelecektir. Aksi halde “eğitim dilinin yerel dilde” yapılmasını savunmak ya bilgisizlikle ya ihanetle, yani bölücülüğe zemin hazırlamak ve ırkçı yaklaşım anlamına gelecek ki biz şimdilik kimse için bu değerlendirmeleri yapmak istemiyoruz!
Uyarımız, hatırlatmamız, vatanın bölünmez bütünlüğü içindir.
Düşünebiliyor musunuz?
Diyarbakır’da öğrenimini Kürtçe, Sivas’ta, Kayseri’de Çerkesçe, Artvin’de Gürcüce yapmış ve “ana dili yerel dil” olmuş vatandaşlar İstanbul’a, Ankara’ya, İzmir’e veya başka bir vatandaş işine gittiklerinde devletin başta adli kurumlarında, mesela mahkemelerde, belediyelerde hangi dil ile muhatap kabul edilecekler!? Veya bu vatandaşımız hâkim oldu, savcı oldu, yargılamayı hangi dil ile yapacak?
Veya TBMM’ye milletvekili olarak gelecek ve konuşmasını yerel/etnik dilinde yapacak! Öyle mi?
Olacak şey değil!
Yerel/etnik dil diyerek “ülkeyi lime lime eyaletlere bölecekseniz” başka!
Böyle konuşanlar veya konuşmayıp pusuda bekleyenlerin niyetleri ülkenin bölünmesi ise işte o zaman bu aziz millet buna asla geçit vermeyecektir.
Şimdilik olmak üzere vatandaşlarımıza hatırlatmamız şu olacaktır;
“Benim partim, benim liderim, benim etnik kökenim” diyerek olanları görmezlikten gelmeyin. Gelmeyin ki hiç kimse ülkeyi bölmeyi ya da bölmenin zeminini hazırlamayı aklının ucundan dahi geçirmesin.
Efendim, Osmanlı eyalet olarak yönetiliyormuş, hatta başta ABD bu yönetim şeklini ve Batılı ülkeler Osmanlı’dan almışlarmış! Evet, öyle söylüyorlar da öncelikle Osmanlı bugün konuşulan anlamda eyaletle yönetmiyordu. İkincisi, Osmanlı’da eyalet Şam (Suriye), Bağdat (Irak), Yemen, Libya… Görüldüğü gibi bunların hemen hepsi devlettir. Büyük coğrafyanın idaresini Osmanlı o günün şartlarında eyalet olarak uygulamış.
Ayrıca etnik unsur olarak tarif edilen Kürt, Laz, Gürcü, Çerkes vb.lere bir hatırlatmam da şu olacaktır, “sürüden ayrılanı kurt kapar.” Osmanlı’dan ayrılan Libya’yı, Suriye’yi, Irak’ı, Trakya’yı, Filistin’in düştüğü durumları görmelisiniz!
Bağdat’ta bir Müslüman ailenin evine giren Amerikan askerleri evden bir buçuk saat sonra çıktılar! Iraklı kadınlar Bağdat hapishanelerinden mektup yazarak dünyaya “bizi öldürün, karnımızda düşman çocuğu taşımak istemiyoruz” demediler mi?
Hatırlatacak o kadar çok şey var ki!
Türkiye’de kardeşane yaşayan ve iç içe girmiş etnik unsurlar, Kürdü ile Lazı ile Çerkesi ile öncelikle kendileri hakkında bölücü planların karşısında durmalılar.
Bugün Türkiye’de etnik unsurdan da bahsetmek aslında doğru değildir. Kiminin gelini, kiminin damadı ya Kürt ya Çerkes veya Laz, yani bu millet seksen beş milyon tek millet, tek devlet olmuşlardır.
Herkes otursun oturduğu yerde!
Bu durumda bu ülkenin bölünmesine zemin hazırlayacak olan, anayasanın tartışılmaz maddelerinden olan “üniter” yapısı ve eğitim dilinin Türkçe olması asla
tartışılamaz!
Bu konuları bazı çok zekiler (!) “demokrasi, insan hakkı, hatta ırkçılık” söylemleri ile servis etmeye kalkmaktalar!
Ayrıca “Terörsüz Türkiye” zırhına bürünmek isteyenler de gözden kaçmıyor. Terörsüz Türkiye’ye karşı olanlar Türkiye’de kardeşliğe, birlik ve beraberliğe karşı olanlardır. Bazı mihraklarca Terörsüz Türkiye zırhına bürünerek bazılarınca yapılmak istenen ihaneti bu millet, Kürdü ile Lazı ile Çerkesi ile asla kabul etmeyecektir.
Ez cümle,
Eğitim dilinin, “Etnik/Yerel Dilde Eğitim” olmasını kimse teklif etmemeli ve tartışılmamalıdır.
Tek devlet, tek millet, tek dil, tek bayrak ilelebet yaşamalıdır.
Vesselam.