15 Temmuz, öncesi ve sonrası yaşadığımız bütün saldırıların nedeni, ülkemizin bugün geldiği seviyedir. Türkiye’nin gelişmemesi, kendine gelmemesi, kendi göbeğini kendi keser hale ulaşmaması, tam bağımsızlık yolunda tam yol ilerlememesi için her yolu deneyenler, 15 Temmuz’un esas sahibiydi.
Önceki darbeler, saldırılar, kaoslar da aynı el ve akıl tarafından gerçekleştirildi. Türkiye’nin bölgede güçlü olmasını istemeyenlerin başında Siyonistler, ardından emperyalistler gelir. Bugün gelinen nokta işte bu yapıları inanılmaz rahatsız ediyor.
Bunlar Suriye’yi parçalayıp sınırlarımızda bir terör devleti kurmak istiyorlardı, Irak’ı içinde bulunduğu istikrarsızla mahkûm etmek istiyorlardı. Türkiye’yi etrafı parçalanmış, istikrarsızlaşmış, terör tehdidiyle başı belada, içeride büyük sorunları olan bir ülke olarak tasavvur ediyorlardı.
Böyle bir Türkiye, yönetilebilir, Batı’ya mecbur, dünyada olan biten haksızlıklara karşı sesini çıkaramayan, İsrail’in bölgede istediği gibi at koşturmasına sesine çıkaramayan bir ülke olacaktı. Ama olmadı. Gidişat onları endişelendiriyordu. Türkiye sorunların üstesinden gelen, ne pahasına olursa olsun Suriye’de terör koridoruna izin vermeyen, ekonomisini iyileştiren iç barışını sağlayan, kararlı adımlarla yol aldıkça çileden çıkıyorlardı.
Bunun önüne geçmenin tek yolu, içeride kaos üretmekti!.. Terör saldırıları, ekonomik saldırılar, MİT krizi, Gezi olayları, 17-25 yargı darbesi girişimi her şey Türkiye’yi durdurmak ve bugünlere gelmesini engellemek içindi.
Bütün denemeleri boşa çıkınca, çareyi fiili askeri müdahalede aradılar. Yarım asır, devletin bütün kılcal damarlarına sızdırdıkları ve bu sayede ülkede istediklerini yaptırdıkları FETÖ’yü canlı bomba şeklinde sahaya sürmek zorunda kaldılar.
Deşifre olma pahasına, yarım asırlık ihanet şebekesinin tüm yönleriyle ortaya çıkmasını göze alarak, 15 Temmuz’da ihanet girişimine kalkıştılar. Başka çareleri kalmamıştı, Türkiye mutlaka durdurulmalıydı. Milletimizin direnişiyle bu tehlike de atlatıldı, ancak bitmedi!..
Türkiye’nin bugünlere gelememesi için büyük çaba sarf edenler, FETÖ başta olmak üzere içerideki birçok aparatını kaybedenler, bugün çok daha öfkeliler. Üstelik Terörsüz Türkiye başta olmak üzere, atılan her adım öfkelerini daha da derinleştiriyor. Bu yüzden tehlike geçmedi, aksine tehdit büyüyor.
Türkiye, bütün engelleri aştı diye bunların vazgeçeceğini sanmak en büyük tehlikedir. İçerideki aparatlarının bittiğini düşünmek büyük bir gaflettir. Daha çetin saldırılacaklar, daha büyük ihanetler peşinde koşacaklar, daha tehlikeli kaoslar üretecekler, en önemlisi milli dediğimiz tüm kesimlere daha alçakça saldıracaklar.
Ne yazık ki bunun emarelerini en net şekilde yaşadığımız günlerden geçiyoruz. 14 Temmuz’da FETÖ-METÖ yok diyenler, 10 yıl sonra kahramanlık hikâyesi anlatıyor. 15 Temmuz öncesi, Fetullahçıları görmeyenler, göremeyenler, görmek istemeyenler, görüp de yan çizenler, bugün yeniden ne yazık ki karar mercilerinde...
15 Temmuz öncesi ve sonrası örgüte hizmet edenler, örgütün iş adamlarına bilgi sızdıranlar, bugün eline kılıç almış, FETÖ ile mücadelede elini, gövdesini taşın altına koyanları doğruyor!.. FETÖ ile mücadelenin sembol isimlerinin araçlarına dinleme cihazı koyanlar, bugün yine örgütlü bir şekilde hareket ediyor.
FETÖ’nün kontrollü itirafçılık tezgâhının içinde yer alan ve 2017’de bizzat yüzüme, “Benim adamlarımı harcarsan, senin adamlarını harcarım” diyen şahıs sözünü tutmuş, bu ülke için ve FETÖ ile mücadelede büyük bedeller ödemiş adamları harcadı. Daha önce defalarca yazdım, FETÖ ile mücadele edip de başına iş gelmeyen birileri kaldıysa sırasını beklesin. Sıra onlara da gelecek!..
FETÖ’nün sahipleri olayı devraldı. Çok daha profesyonel bir ekip işbaşında, çünkü onlar açısından durum 15 Temmuz öncesine göre çok daha vahim. Siyonistlerin bölgedeki tüm planları şimdilik yerle bir oldu.
Yeni hedefleri, orta vadede Türkiye ile İsrail’in karşı karşıya gelmesi halinde, ülkesi için canını ortaya koyacak kahramanları şimdiden ortadan kaldırmaktır. Ne yazık ki yol almaya başladılar. Tehlikenin farkında olmalıyız, zira Türkiye’yi eskisinden çok daha büyük tehdit görüyorlar.