İsmail KARAKAŞ
Köşe Yazarı
İsmail KARAKAŞ
 

Huzurun kaynağı:Kâbe-i Muazzama

Hiç düşündünüz mü? Kâbe’nin bir diğer adı neden Mecdi Haramdır? Neden Hac ve Umre ibadeti yapılır? Neden Arafat’a çıkılır? Neden Tavaf ve Say yapılır? Neden Kurban kesilir? Neden Şeytan Taşlama yapılır? Kâbe, bir kıbleden öte, tevhidin ve kardeşliğin simgesidir.   Mescid-i Haram ise bu kıblenin kalbidir.  Allah’ın hikmetli bir davetidir. Buraya gelen her mümin, nefsinden, alışkanlıklarından ve dünyalığından soyunarak Rahman’ın huzuruna adım atar. Gelemeyenler ise bulunduğu yerden bu davete günde beş vakit yönelerek icabet ederler. Bu topraklarda her adım, Hz. İbrahim’in duasına, Hz. Hacer’in sabrına, Hz. Muhammed’in (sav) mücadelesine tanıklık eder. Mekke; yalnızca tarih değil, yaşayan bir iman, akan bir tevekkül, bitmeyen bir davettir. Kâbe ve çevresi, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda ilahi bir yasak bölgedir.  Bu bölgeye Harem denmesi boşuna değildir. Zararlı olmayan hiçbir canlının öldürülmediği, bitki örtüsünün zarar görmesinin bile haram sayıldığı özel bir alan burası.  İşte bu sebeple Mekke’ye el-Beledü’l-Harâm, Kâbe’ye el-Beytü’l-Harâm, çevresindeki mescide ise el-Mescidü’l-Harâm denmiştir. Bu kutsal sınırlar, Allah Teâlâ’nın insanlığa gösterdiği ilahi bir edep çizgisidir.  Mekke, Harem ilan edilmiştir; orada savaşmak, avlanmak, ağaç kesmek yasaktır.  Çünkü burada hayat dokunulmazdır. Harem bölgesi, sadece fiziki bir yasak alan değil; maneviyatın, huzurun ve teslimiyetin merkezidir. Kâbe, dış görünüş itibariyle mütevazıdır. Gösterişten uzak, sade bir yapıdır. Lakin anlamı ve taşıdığı mana tarifsizdir. Tam da bu tevazu, onu diğer tüm yapılar arasında yücelten şeydir. Çölün ortasında yer alması da, dünyevî bağları azaltır; kişiyi yalnızca Allah’a yönelmeye davet eder. Kâbe’nin Mekke’de inşa edilmesi bir tesadüf değildir. Bu, Allah’ın hikmetli bir takdiridir. Her nereye gidersek gidelim, döndüğümüz yön birdir. Bu birlik, İslam ümmetinin ortak yönünü, ortak ruhunu ve ortak duasını temsil eder. Kâbe, bir kıbleden öte, tevhidin ve kardeşliğin simgesidir.  Mescid-i Haram ise bu kıblenin kalbidir. Buraya gelen her mümin, nefsinden, alışkanlıklarından ve dünyalığından soyunarak Rahman’ın huzuruna adım atar. Bu topraklarda her adım, Hz. İbrahim’in duasına, Hz. Hacer’in sabrına, Hz. Muhammed’in (sav) mücadelesine tanıklık eder. Mekke; yalnızca tarih değil, yaşayan bir iman, akan bir tevekkül, bitmeyen bir davettir. Kurban kesme ve şeytan taşlama, Hac ibadetinin iki önemli rüknüdür. Kısa açıklamalarıyla:  Kurban Kesme (Nahr): Zilhicce’nin 10. günü, Kurban Bayramı’nın birinci günü Mina’da Allah’a yakınlaşmak niyetiyle kurban kesilir. Hz. İbrahim’in, Allah’a teslimiyetinin sembolüdür. Hacda yapılan kurban, aynı zamanda bir şükür ve teslimiyet göstergesidir. Şeytan Taşlama (Remy-i Cimar): Mina’da üç ayrı noktada (küçük, orta ve büyük cemre) şeytanı temsilen dikilmiş taşlara, belirli sayıda taş atılır. Hz. İbrahim’in, şeytanın vesvesesine karşı verdiği mücadeleyi simgeler. Aslında bu ibadet, içimizdeki nefsani arzulara, kötülüklere ve günaha karşı verilen bir savaşı temsil eder. Her iki ibadet de Allah’a teslimiyetin, sabrın, niyetin ve mücadele ruhunun sembolüdür. Hac ibadetinin özünde bir teslimiyet hikâyesi yatar… Hz. İbrahim (a.s), Rabbinden aldığı emirle, eşi Hz. Hacer ve henüz kundakta olan oğlu Hz. İsmail’i Mekke’nin çorak topraklarına bıraktı. Ne su vardı ne gölge… Ama bir teslimiyet vardı: "Rabbim, bu emri verdiğine göre O koruyandır." Susuzluk dayanılmaz hâl aldığında, Hz. Hacer, Safa ile Merve tepeleri arasında yedi kez koşarak su aradı. Bu arayışın sonunda, Hz. İsmail’in ayaklarının dibinden Zemzem fışkırdı. İşte bu sabır ve tevekkül, kıyamete kadar sürecek bir mucizeye dönüştü. Yıllar sonra Hz. İbrahim, rüyasında oğlunu kurban etmesi emrini aldı. Hz. İsmail'in cevabı ise şuydu:   "Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşâAllah beni sabredenlerden bulacaksın."(Saffat, 102) İşte bu teslimiyet; hac ibadetinin, kurbanın ve ümmetin ruhudur. Bugün hacda Safa ile Merve arasında yürüyorsak, bu Hz. Hacer’in izinde…   Zemzem içiyorsak, bu Hz. İsmail’in duasında…   Kurban kesiyorsak, bu Hz. İbrahim’in sadakatindedir. Allah, bu büyük teslimiyet yolculuğunu hakkıyla anlayan ve yaşayan kullarından eylesin.   Rabbim bu yola özlem duyan herkese nasip etsin.  Sa'y, hac ve umre ibadetinin farzlarından biridir ve Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmek şeklinde yapılır. Bu ritüel, Hz. Hacer’in oğlu İsmail’e su ararken gösterdiği sabır, teslimiyet ve tevekkülü temsil eder. Neden Sa'y Yapıyoruz?  Tarihi temeli: Hz. İbrahim’in eşi Hacer validemiz, çölde susuz kalan oğlu İsmail için Safa ile Merve arasında su ararken yedi kez gidip geldi. Bu samimi arayış ve tevekkül neticesinde, Allah tarafından Zemzem suyu ikram edildi. İbrahimî miras Hac ibadetinin birçok yönü, Hz. İbrahim ve ailesinin hayatına dayanır. Sa'y, bu kutlu ailenin imanı, sabrı ve Allah’a güvenini hatırlatır. Kuran’da geçen özel bir mekândır:“Şüphesiz, Safa ile Merve Allah’ın koyduğu nişanelerdendir...”     (Bakara Suresi, 158) Sa’y Ne Anlatır? Sabır ve teslimiyetin sembolüdür.Anne şefkatinin ve duasının kıymetini gösterir. Allah’a tevekkül edenin asla yalnız bırakılmayacağının göstergesidir. Diğer Hac Ritüelleri Kısaca: İhram:Niyet ve dua ile başlanan manevi yolculuk. Tavaf: Kâbe’nin etrafında yedi kez dönerek Allah’a yakınlaşma. Arafat: Hac’ın en önemli durağı. Dua, tövbe ve mahşeri hatırlama yeri. Müzdelife ve Mina: Sabır, ibadet ve şeytana karşı duruş. Şeytan taşlama: Nefse ve kötülüğe karşı mücadeleyi temsil eder. Kurban: Hz. İbrahim’in Allah’a teslimiyetinin sembolü. Her biri derin anlamlar barındıran bu ritüeller, sadece bir ibadet değil, manevi bir dönüşüm yolculuğudur. Güzel ve anlamlı sorular sordunuz. Hac ve umrede yapılan her ibadet sembollerle dolu; her biri bir arayış, bir teslimiyet ve bir hatırlayış… Neden saç kesiyoruz? Saç kesmek (tıraş olmak ya da kısaltmak), nefsin ve dünyevî süslerin terkidir. Allah’a olan bağlılığı sembolleştirir. İhramdan çıkarken yapılan bu sembol, bir arınmayı ifade eder:   Artık hac veya umre görevini tamamlamış bir kul, dünyadan ve nefsinden bir parça bırakmış olur.   Resûlullah (sav), saçlarını kestirenlere defalarca dua etmiş; bu sembolün ne kadar değerli olduğunu vurgulamıştır. Tavaf neden yapılıyor, neyi buluyoruz? Kâbe etrafında 7 kez dönmek, ilahi merkeze yönelmenin, Allah’a teslimiyetin ve kulluğun bir ifadesidir. Bu dönüş, aslında insanın kendi ekseni etrafında değil, Allah’ın evi etrafında döndüğünü hatırlatır.   7 rakamı Kur’an’da ve İslam geleneğinde tamamlanmışlığı, bütünlüğü ve manevi derinliği temsil eder.   Tavaf sırasında yapılan dualar, gözyaşları, iç hesaplaşmalar…   Bütün bunlar insanın kendini, Rabbini ve yolunu yeniden bulduğu anlara dönüşür. Tavaf, Allah’a yaklaştırır;   Saç kesmek, dünyadan uzaklaştırır.   Bu yolculukta kaybedilen her şey dünyaya aittir, bulunan her şey ahirete…  Allah Teâlâ'nın Kâbe’yi Arabistan topraklarında, Mekke-i Mükerreme'de yapmayı emretmesi, hem ilahi hikmet hem de tarihi ve coğrafi sebeplerle şekillenmiş büyük bir kaderin parçasıdır. Bu konuda Kur’an ve hadislerde bazı işaretler bulunsa da, nihai sebebi en iyi Allah bilir. Ancak biz bazı hikmetleri şu şekilde anlayabiliriz: Tevhid inancının merkezi olması: Kâbe, ilk insan Hz. Âdem’den itibaren tevhid inancının simgesi olmuş, sonrasında Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:   "Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ev, Mekke’deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan evdir." (Âl-i İmrân, 96)  Hz. İbrahim’in duası ve görevi: Hz. İbrahim’in Allah’ın emriyle eşi Hacer ve oğlu İsmail’i Mekke’ye yerleştirmesi ve orada Kâbe’yi inşa etmesi ilahi bir takdirin sonucudur.   "Biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini gösterdiğimiz zaman (şöyle demiştik): 'Bana hiçbir şeyi ortak koşma!'" (Hacc, 26) Coğrafi konumu: Mekke, üç kıtanın kesişim noktasında, ulaşımı zor ama stratejik bir yerde kurulmuştur. Çöl ortasında olması, insanların yalnızca Allah’a dayanmasına vesile olmuştur.  Mekke’nin kutsallığı ve güvenliği:  Mekke “Harem bölgesi” olarak ilan edilmiştir. Orada avlanmak, ağaç kesmek, savaşmak yasaktır. Bu, Kâbe’nin bulunduğu yerin manevî dokunulmazlığını gösterir. İlahi imtihan ve tevazu: Kâbe, gösterişten uzak, mütevazı bir yapıdır. Süslü değil ama anlamı derindir. Çöl ortasında bulunması da insanı dünyevî olandan soyutlayarak Allah’a yönelmeye teşvik eder. Kâbe'nin Mekke'de inşa edilmesi tesadüf değil, Allah’ın hikmet yüklü takdiridir. Hangi coğrafyada olursa olsun, onun kıble olarak belirlenmesiyle tüm ümmet bir yöne, birliğe ve tevhide yönelmiştir. Bu da İslam’ın evrensel mesajının en güzel göstergesidir.
Ekleme Tarihi: 05 Ocak 2026 -Pazartesi

Huzurun kaynağı:Kâbe-i Muazzama

Hiç düşündünüz mü?

Kâbe’nin bir diğer adı neden Mecdi Haramdır?
Neden Hac ve Umre ibadeti yapılır?
Neden Arafat’a çıkılır?
Neden Tavaf ve Say yapılır?
Neden Kurban kesilir?
Neden Şeytan Taşlama yapılır?

Kâbe, bir kıbleden öte, tevhidin ve kardeşliğin simgesidir. 

 Mescid-i Haram ise bu kıblenin kalbidir. 
Allah’ın hikmetli bir davetidir.

Buraya gelen her mümin, nefsinden, alışkanlıklarından ve dünyalığından soyunarak Rahman’ın huzuruna adım atar.

Gelemeyenler ise bulunduğu yerden bu davete günde beş vakit yönelerek icabet ederler.
Bu topraklarda her adım, Hz. İbrahim’in duasına, Hz. Hacer’in sabrına, Hz. Muhammed’in (sav) mücadelesine tanıklık eder.

Mekke; yalnızca tarih değil, yaşayan bir iman, akan bir tevekkül, bitmeyen bir davettir.

Kâbe ve çevresi, yalnızca bir ibadet mekânı değil; aynı zamanda ilahi bir yasak bölgedir. 
Bu bölgeye Harem denmesi boşuna değildir. Zararlı olmayan hiçbir canlının öldürülmediği, bitki örtüsünün zarar görmesinin bile haram sayıldığı özel bir alan burası. 
İşte bu sebeple Mekke’ye el-Beledü’l-Harâm, Kâbe’ye el-Beytü’l-Harâm, çevresindeki mescide ise el-Mescidü’l-Harâm denmiştir.

Bu kutsal sınırlar, Allah Teâlâ’nın insanlığa gösterdiği ilahi bir edep çizgisidir. 
Mekke, Harem ilan edilmiştir; orada savaşmak, avlanmak, ağaç kesmek yasaktır. 
Çünkü burada hayat dokunulmazdır. Harem bölgesi, sadece fiziki bir yasak alan değil; maneviyatın, huzurun ve teslimiyetin merkezidir.

Kâbe, dış görünüş itibariyle mütevazıdır. Gösterişten uzak, sade bir yapıdır. Lakin anlamı ve taşıdığı mana tarifsizdir. Tam da bu tevazu, onu diğer tüm yapılar arasında yücelten şeydir. Çölün ortasında yer alması da, dünyevî bağları azaltır; kişiyi yalnızca Allah’a yönelmeye davet eder.

Kâbe’nin Mekke’de inşa edilmesi bir tesadüf değildir. Bu, Allah’ın hikmetli bir takdiridir. Her nereye gidersek gidelim, döndüğümüz yön birdir. Bu birlik, İslam ümmetinin ortak yönünü, ortak ruhunu ve ortak duasını temsil eder.
Kâbe, bir kıbleden öte, tevhidin ve kardeşliğin simgesidir. 
Mescid-i Haram ise bu kıblenin kalbidir. Buraya gelen her mümin, nefsinden, alışkanlıklarından ve dünyalığından soyunarak Rahman’ın huzuruna adım atar.

Bu topraklarda her adım, Hz. İbrahim’in duasına, Hz. Hacer’in sabrına, Hz. Muhammed’in (sav) mücadelesine tanıklık eder.

Mekke; yalnızca tarih değil, yaşayan bir iman, akan bir tevekkül, bitmeyen bir davettir.
Kurban kesme ve şeytan taşlama, Hac ibadetinin iki önemli rüknüdür. Kısa açıklamalarıyla:  Kurban Kesme (Nahr):
Zilhicce’nin 10. günü, Kurban Bayramı’nın birinci günü Mina’da Allah’a yakınlaşmak niyetiyle kurban kesilir. Hz. İbrahim’in, Allah’a teslimiyetinin sembolüdür. Hacda yapılan kurban, aynı zamanda bir şükür ve teslimiyet göstergesidir.

Şeytan Taşlama (Remy-i Cimar):
Mina’da üç ayrı noktada (küçük, orta ve büyük cemre) şeytanı temsilen dikilmiş taşlara, belirli sayıda taş atılır. Hz. İbrahim’in, şeytanın vesvesesine karşı verdiği mücadeleyi simgeler. Aslında bu ibadet, içimizdeki nefsani arzulara, kötülüklere ve günaha karşı verilen bir savaşı temsil eder.

Her iki ibadet de Allah’a teslimiyetin, sabrın, niyetin ve mücadele ruhunun sembolüdür.

Hac ibadetinin özünde bir teslimiyet hikâyesi yatar…

Hz. İbrahim (a.s), Rabbinden aldığı emirle, eşi Hz. Hacer ve henüz kundakta olan oğlu Hz. İsmail’i Mekke’nin çorak topraklarına bıraktı. Ne su vardı ne gölge… Ama bir teslimiyet vardı: "Rabbim, bu emri verdiğine göre O koruyandır."

Susuzluk dayanılmaz hâl aldığında, Hz. Hacer, Safa ile Merve tepeleri arasında yedi kez koşarak su aradı. Bu arayışın sonunda, Hz. İsmail’in ayaklarının dibinden Zemzem fışkırdı. İşte bu sabır ve tevekkül, kıyamete kadar sürecek bir mucizeye dönüştü.

Yıllar sonra Hz. İbrahim, rüyasında oğlunu kurban etmesi emrini aldı. Hz. İsmail'in cevabı ise şuydu:  
"Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap. İnşâAllah beni sabredenlerden bulacaksın."(Saffat, 102)

İşte bu teslimiyet; hac ibadetinin, kurbanın ve ümmetin ruhudur.

Bugün hacda Safa ile Merve arasında yürüyorsak, bu Hz. Hacer’in izinde…  
Zemzem içiyorsak, bu Hz. İsmail’in duasında…  
Kurban kesiyorsak, bu Hz. İbrahim’in sadakatindedir.

Allah, bu büyük teslimiyet yolculuğunu hakkıyla anlayan ve yaşayan kullarından eylesin.  
Rabbim bu yola özlem duyan herkese nasip etsin.
 Sa'y, hac ve umre ibadetinin farzlarından biridir ve Safa ile Merve tepeleri arasında yedi defa gidip gelmek şeklinde yapılır. Bu ritüel, Hz. Hacer’in oğlu İsmail’e su ararken gösterdiği sabır, teslimiyet ve tevekkülü temsil eder.

Neden Sa'y Yapıyoruz? 
Tarihi temeli: Hz. İbrahim’in eşi Hacer validemiz, çölde susuz kalan oğlu İsmail için Safa ile Merve arasında su ararken yedi kez gidip geldi. Bu samimi arayış ve tevekkül neticesinde, Allah tarafından Zemzem suyu ikram edildi.
İbrahimî miras Hac ibadetinin birçok yönü, Hz. İbrahim ve ailesinin hayatına dayanır. Sa'y, bu kutlu ailenin imanı, sabrı ve Allah’a güvenini hatırlatır.
Kuran’da geçen özel bir mekândır:“Şüphesiz, Safa ile Merve Allah’ın koyduğu nişanelerdendir...”  
  (Bakara Suresi, 158)

Sa’y Ne Anlatır?

Sabır ve teslimiyetin sembolüdür.Anne şefkatinin ve duasının kıymetini gösterir.
Allah’a tevekkül edenin asla yalnız bırakılmayacağının göstergesidir.

Diğer Hac Ritüelleri Kısaca:
İhram:Niyet ve dua ile başlanan manevi yolculuk.
Tavaf: Kâbe’nin etrafında yedi kez dönerek Allah’a yakınlaşma.
Arafat: Hac’ın en önemli durağı. Dua, tövbe ve mahşeri hatırlama yeri.
Müzdelife ve Mina: Sabır, ibadet ve şeytana karşı duruş.
Şeytan taşlama: Nefse ve kötülüğe karşı mücadeleyi temsil eder.
Kurban: Hz. İbrahim’in Allah’a teslimiyetinin sembolü.
Her biri derin anlamlar barındıran bu ritüeller, sadece bir ibadet değil, manevi bir dönüşüm yolculuğudur. Güzel ve anlamlı sorular sordunuz. Hac ve umrede yapılan her ibadet sembollerle dolu; her biri bir arayış, bir teslimiyet ve bir hatırlayış…

Neden saç kesiyoruz?

Saç kesmek (tıraş olmak ya da kısaltmak), nefsin ve dünyevî süslerin terkidir. Allah’a olan bağlılığı sembolleştirir. İhramdan çıkarken yapılan bu sembol, bir arınmayı ifade eder:  
Artık hac veya umre görevini tamamlamış bir kul, dünyadan ve nefsinden bir parça bırakmış olur.  

Resûlullah (sav), saçlarını kestirenlere defalarca dua etmiş; bu sembolün ne kadar değerli olduğunu vurgulamıştır.

Tavaf neden yapılıyor, neyi buluyoruz?

Kâbe etrafında 7 kez dönmek, ilahi merkeze yönelmenin, Allah’a teslimiyetin ve kulluğun bir ifadesidir.
Bu dönüş, aslında insanın kendi ekseni etrafında değil, Allah’ın evi etrafında döndüğünü hatırlatır.  
7 rakamı Kur’an’da ve İslam geleneğinde tamamlanmışlığı, bütünlüğü ve manevi derinliği temsil eder.  
Tavaf sırasında yapılan dualar, gözyaşları, iç hesaplaşmalar…  
Bütün bunlar insanın kendini, Rabbini ve yolunu yeniden bulduğu anlara dönüşür.
Tavaf, Allah’a yaklaştırır;  
Saç kesmek, dünyadan uzaklaştırır.  
Bu yolculukta kaybedilen her şey dünyaya aittir, bulunan her şey ahirete…
 Allah Teâlâ'nın Kâbe’yi Arabistan topraklarında, Mekke-i Mükerreme'de yapmayı emretmesi, hem ilahi hikmet hem de tarihi ve coğrafi sebeplerle şekillenmiş büyük bir kaderin parçasıdır. Bu konuda Kur’an ve hadislerde bazı işaretler bulunsa da, nihai sebebi en iyi Allah bilir. Ancak biz bazı hikmetleri şu şekilde anlayabiliriz:

Tevhid inancının merkezi olması:
Kâbe, ilk insan Hz. Âdem’den itibaren tevhid inancının simgesi olmuş, sonrasında Hz. İbrahim ve oğlu Hz. İsmail tarafından yeniden inşa edilmiştir. Kur’an-ı Kerim'de şöyle buyrulur:  
"Şüphesiz, insanlar için kurulan ilk ev, Mekke’deki mübarek ve âlemlere hidayet kaynağı olan evdir."
(Âl-i İmrân, 96)

 Hz. İbrahim’in duası ve görevi:
Hz. İbrahim’in Allah’ın emriyle eşi Hacer ve oğlu İsmail’i Mekke’ye yerleştirmesi ve orada Kâbe’yi inşa etmesi ilahi bir takdirin sonucudur.  
"Biz İbrahim’e, Kâbe’nin yerini gösterdiğimiz zaman (şöyle demiştik): 'Bana hiçbir şeyi ortak koşma!'"
(Hacc, 26)


Coğrafi konumu:
Mekke, üç kıtanın kesişim noktasında, ulaşımı zor ama stratejik bir yerde kurulmuştur. Çöl ortasında olması, insanların yalnızca Allah’a dayanmasına vesile olmuştur.
 Mekke’nin kutsallığı ve güvenliği:
 Mekke “Harem bölgesi” olarak ilan edilmiştir. Orada avlanmak, ağaç kesmek, savaşmak yasaktır. Bu, Kâbe’nin bulunduğu yerin manevî dokunulmazlığını gösterir.

İlahi imtihan ve tevazu:
Kâbe, gösterişten uzak, mütevazı bir yapıdır. Süslü değil ama anlamı derindir. Çöl ortasında bulunması da insanı dünyevî olandan soyutlayarak Allah’a yönelmeye teşvik eder.
Kâbe'nin Mekke'de inşa edilmesi tesadüf değil, Allah’ın hikmet yüklü takdiridir. Hangi coğrafyada olursa olsun, onun kıble olarak belirlenmesiyle tüm ümmet bir yöne, birliğe ve tevhide yönelmiştir. Bu da İslam’ın evrensel mesajının en güzel göstergesidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi