Efendimiz (s.a.v.), Uhud hakkında şöyle buyurmuştur:
“Uhud bizi sever, biz de Uhud’u severiz.”
“Uhud Cennet dağlarındandır.”
Miladi 625 yılı, hicretin üçüncü senesi.
Medine yakınlarında tarihin akışını değiştiren bir savaş yaşandı: Uhud Savaşı.
Mekke müşrikleri, Bedir’de aldıkları yenilginin intikamını almak istiyorlardı.
Yaklaşık 3 bin kişilik bir orduyla Medine üzerine yürüdüler. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), 700 kişilik iman ordusuyla Uhud Dağı eteklerine yerleşti.
Savaş düzeni aldı. Özellikle stratejik konumda olan bir tepeye 50 okçuyu yerleştirdi ve onlara şu emri verdi:
"Biz galip de gelsek, mağlup da olsak, siz bulunduğunuz yeri asla terk etmeyin."
Ancak savaşın ilerleyen safhalarında Müslümanlar üstünlüğü ele geçirmişti.
Düşman safları çözülmüş, savaş neredeyse kazanılmıştı. Tam bu sırada, okçuların bir kısmı ganimet ümidiyle Peygamberimizin emrine rağmen tepelerini terk etti. Bu zaaf, Halid bin Velid komutasındaki (Sonradan Müslüman oldu) müşrik süvarilerin arkadan saldırmasına neden oldu.
Savaşın gidişatı değişti. 70 sahabe şehit düştü. Resûlullah (s.a.v.) yaralandı. Mübarek dişi kırıldı, yüzü kanadı. Amcası Hz. Hamza (r.a.) şehit edildi.
Uhud’da verilen bu büyük ders, aslında kıyamete kadar geçerli olacak bir uyarıdır: Peygamber emrine uymamak, zaferi yenilgiye çevirir.
Efendimiz (s.a.v.), Uhud hakkında şöyle buyurmuştur:
“Uhud bizi sever, biz de Uhud’u severiz.”
“Uhud Cennet dağlarındandır.”
Uhud, sadece bir savaş değil, bir ümmet imtihanıdır. Bugün dönüp baktığımızda sormalıyız: Bizim bugünkü “Okçular Tepemiz” neresidir? Görev verilen yerlerde durabiliyor muyuz?
Peygamber’in, Kur’an’ın ve sünnetin emrine ne kadar sadığız?
Bugün de İslam ümmetinin uğradığı sıkıntılar, çoğu zaman bu sadakatsizliğin ve gafletin sonucudur. Uhud’da yaşananlar sadece bir tarihi hatıra değil, aynı zamanda bugünün Müslümanına bir uyarı ve öğüttür.
Uhud bize hâlâ sesleniyor:
“Sakın tepenizi terk etmeyin.”
Tarihten ders alanlar için Uhud hâlâ canlı, hâlâ öğretiyor.
Peygamberimizin sözlerine sadakat, bizim en büyük zaferimizdir.
Unutmayalım, zafer Allah’tandır; ama sorumluluk bizdedir. Okçular tepesini boş bırakmayalım.