Geçen hafta özel bir sebep ile Amasya Terziköy’e gittik. Civarda gördüğümüz örtü altı sebze yetiştiriciliği (sera)bizi hem şaşırttı hem de çok mutlu etti. Ülke insanının üretmesinden mutlu olacak herkes de onlarca km serayı görünce bizim gibi mutlu olurdu sanırım.
Yıllarca pazarlarda, “Amasya Domatesi, Amasya Salatası.” diye bağıran pazarcıları duyardık. Soğanı, Elmayı, Bamyayı ve Kirazı biliyorduk fakat Terziköy yolu boyunca gördüğümüz seralar şaşırttı bizi. “Amasya tarım ürünleri,Çarşamba ve Bafra Ovasına sahip bir şehrin pazarlarında nasıl yer bulur?” diye de hep merak eder dururduk.
Siz de bizim gibi, “Samsun iki Irmağı ve iki mümbit Ovasının yanında Amasya’nın sebze üretiminde esamesi mi okunur?” diye düşünenlerdenseniz bizim gibi yanıldınız. Amasya’nın ekilebilir arazisinin Samsun’un üçte ikisi kadar olduğunu biz yeni öğrendik.
2024 yıl sonu itibariyle Amasya‘da tarımdan kazanılan toplam hasıla 20 milyar 772 milyon lira olarak gerçekleşmiş. Samsunda ise 2023 yılında 35-40 milyar civarında olduğunu TÜİK verilerinden öğrendik. Henüz Samsun’un 2024 Yılı verileri yayınlanmamış sanırım.
Rakamlara bakınca Samsun tarımının Amasya’nın önünde olması doğal bir sonuç ve Amasya’nın toplam üretiminden fazlasını ürettiğimizi, rakamları inceleyince görüyoruz.
Peki, niye başlığı, “Amasya Tarımı.” diye attık? Biz ekilebilir alanların israf edilip edilmediğine ve ekilebilir alanlardan maksimum fayda alınıp alınmadığını önemsiyoruz.Terziköy ve civarı seralarını görünce çok hoşumuza gitti, onun için başlık Amasya Tarımı oldu.
Amasya’da da bazı yerlerde ekilebilir alanların sanayi kuruluşlarına tahsis edildiğini görüyoruz. Yani Amasya’da da ekilebilir alanların tarım dışı kullanımı var fakat bu bir Bafra, bir Çarşamba, bir Mersin, bir Tarsus kadar yoğun değil.
Hele de Çarşamba Ovasının bir kısmının ormana dönüşmesi yetmiyormuş gibi her tarafına sanayi kurulması da anlaşılır gibi değil. Türkiye’miz,maalesef tarım için elverişli alanların kıymetini bilmiyor.
Tamam, tarımsal üretim inşaat ve sanayi kuruluşları gibi para kazandırmıyor fakat insanların yaşamak için yemesi, yemesi için ise gıda üretmesi gerekmez mi? Ekilebilir alanlar daraltılınca üretim azalıyor ve dolayısıyla pazarlar ateş pahası oluyor.
Şayet gıdayı üretmezsek insanlarımızın gıda ihtiyacını nasıl karşılayacağız? Belki tarım üretimi profesyonel tarıma geçmeyen ülkelerde para kazandırmıyor olabilir. Onun için tarım duruma göre bütün dünyada sübvanse ediliyor çünkü gıda her ülke için olmazsa olmazdır.
Ülkemizde tarım üretiminde gerekli planlama ve yeterli yatırımlar yapılmadığı için verim düşük kalıyor ve maliyetler çok yüksek. Devlet hemen hemen her ürüne destek veriyor fakat verimliliğin düşük oluşu üretici için sıkıntı yaratıyor.
Tarım Sigortası kısmen de olsa üreticinin risklerini azaltıyor fakat gübre, enerji, motorin ve işçilik giderleri üstüste konulunca kazanç kısıtlı kalıyor. Devletin desteğinin bazı alanlarda yetersiz geldiğinden şikâyet edenlerin sayısı hiç de az değil. Tabii ki bu şikayetler siyasi de olabilir.
Yıllardır çıkarılamayan hal yasası çıkmış olsa ne olur, üreticiye ve tüketiciye fayda sağlar mı bilemiyoruz. Cumhurbaşkanımız da defalarca bu konuyu dile getirmişti fakat hala hal yasası neden çıkarılmıyor anlamış değiliz.