Eğitimci değiliz fakat mesleğimiz gereği onlarca insanımızın yetişmesinde katkımız oldu. Eğitim öğretim deyince akla hemen okullar geliyor fakat hayatta bir okul değil mi? Bir insanın meslek sahibi olmasını sağlamak ya da buna katkı vermek de önemli değil mi?
Ülkemizde herkes her geçen gün eğitim seviyesinin düştüğünü söylüyor. Maalesef biz de öyle olduğunu düşünüyoruz. Zaten bunu birilerinin söylemesine gerek yok, lisans mezunu çocuklarımızın durumundan her şey anlaşılıyor.
Bir grup genç mühendislerimiz savunma sanayinde yaptıkları çalışmalar ile göğsümüzü kabartırken çoğunluğun durumu ise gerçekten de üzüntü verici. Bazı kardeşlerimiz mühendislik bitirmiş fakat marketlerde tezgahtarlık veya kasiyerlik yapıyor. Kimse, “İş yok, bu gençler mecburiyetten çalışıyorlar.” demesin.
Maalesef herkes kolay ve temiz iş peşinde. Hatta iş yapmadan çok para kazanma hayali kuranların sayısı hiç de az değil. Kimseye haksızlık yapmak istemeyiz fakat, “Mühendis olmuşsun, o ki asgari ücrete razısın, mesleğin ile ilgili bir fabrika ya da bir işyerine girsen de mesleğini geliştirsen daha iyi değil mi? Mesleğin ile ilgili bir iş yapsan ve kendini geliştirsen bir yıla kalmaz iki asgari ücret kazanma ihtimalin olabilir. Fakat marketlerde hep tezgahtar olarak ve ömür boyu asgari ücret ile çalışacaksın.” dediğimizde aldığımız genel cevap, pek iç açıcı olmuyor.
Belki de gençlerimiz aldıkları eğitimin yetersizliğinden çekinip meslekleri ile ilgili bir iş kovalamıyordur. Neden mi? İnsan eğitimini aldığı işi bilmediğinin öğrenilmesini istemeyebilir. Burada çocuklarımıza kızmak yerine niteliksiz öğrenci yetiştiren eğitim sistemimizi gözden geçirmek gerekmez mi?
Bazı gençlerimizin ise çalışmak gibi bir düşüncesi zaten yok. Bu gençlerimiz maalesef bir şekilde uyuşturucu batağına sürükleniyor. İnşallah bu konuyu ilerleyen haftalarda ele almayı düşünüyoruz.
Fırsat buldukça bilgi yarışmalarını izlemeye çalışırız. Bu yarışmalara katılanlar hem bilgi birikimine güvenen, hem de medeni cesareti güçlü olan kişiler diye düşünüyoruz. Geçen hafta bir yarışmada Sosyal Bilgiler 3. sınıf lisans öğrencisi bir yarışmacıyı izleyelim dedik.
Çok kolay bir soruyu bilemedi. Soruyu bilmemesi normal fakat bir lisans öğrencisinin soruyu çözmek için mantık yürütmemesi üzücü. Oysa biraz düşünse, biraz mantık yürütse ilkokul mezununun bile çözebileceği bir soruydu bu.
Soru şuydu: “Daha çok eskiden üzerinde çakılı çivilerin bulunduğu bir tahtada oynanan ‘çivili futbol’da, parmakla hareket ettirilip rakip kaleye atılmaya çalışılan genellikle hangisi olurdu?”
Şıklar ise A) Patates çuvalı, B) Pilates topu, C) Bıldırcın yumurtası, D) Madeni para şeklindeydi. İnsan biraz düşünse bu sorunun cevabının madeni para olduğunu anlar. Hatta sunucu , “Biraz kafa yorsan patates çuvalı ve pilates topunu parmak ile çivilerin arasından dolaştıramayacağını düşünür iki şıkkı elerdin.” dediği halde yarışmacı ne soruyu ne de şıkları anlamamış gibi cevap verdi.
Aynı yarışmada suyun kaldırma kuvvetini kimin bulduğu sorusuna düşünmeden Arşimet cevabını verebilen yarışmacı çok basit bir mantık sorusunda joker kullanabiliyor. Görünen şu ki çocuklarımıza düşünmeyi, akıl yürütmeyi ve fikir üretmeyi değil ezber yapmayı ve sınav geçmeyi öğretiyoruz.
Başka bir yarışmada, “Dört kere sekiz kaç derer?” diye sordular fakat soruya yanlış cevap verip doğrusu nedir diye şık vererek doğru cevabı istediler. Lisans öğrencisi, “Benim matematiğim zayıf.” deyip joker olan babasını aradı. Sunucunun, “Bu matematik sorusu değil ki, hayatın her yerinde lazım olabilir. Pazardan bir şey alsanız tanesi sekiz lira olsa…” dediyse de yarışmacı, matematiğinin zayıf olduğunu söyledi. Çocuklarımıza dört kere sekizin kaç ettiğini öğretemediğimiz okulları kapatalım daha iyi.
Bu işin uzmanları eğitim sistemimizin sil baştan yenilenmesi gerektiğini söylüyor. Birçok alanda onlarca lisans mezunu gençlerimiz ile sohbetler ediyoruz. Maalesef gençlerimizin çoğunluğu hasbelkader mezun olmuşlar. “Bir işin ucundan tut.” dendiğinde eli ayağı titriyor.
Çocuklarımızın zamanına, parasına ve en önemlisi de hayallerine yazık ediyoruz. Oysa bu çocuklarımıza üretmek zorunda olduğu bilincini verebilsek, nasıl üreteceğini ve hayatın gerçeklerini öğretebilsek belki de daha faydalı olacağız.