Hüseyin LİKOĞLU
Köşe Yazarı
Hüseyin LİKOĞLU
 

FETÖ’nün emanetçileri fon krizinin neresinde?

15 Temmuz sonrası özellikle Kahramankazan tapu dairesinde büyük yoğunluk yaşanıyordu. Fetullah Gülen’in Kazan’a geleceğine inanan örgüt mankurtları, ilçeden epey gayrimenkul almışlardı. İhanet girişimi akamete uğrayınca da ev ve arsaları satma telaşına düşmüşlerdi.   Olay sadece Kazan’dan ibaret değildi aslında. Yine Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde sembolik ücretlerle tapu dairesinde şüpheli devir işlemleri üzerine yapılan incelemede, Fetullahçıların el konulur korkusuyla mallarını güvendikleri birilerine devrettikleri anlaşılmıştı. Fetullahçı Terör Örgütü’yle mücadele ağırlıklı olarak devlete sızmasına karşı yapıldı. Asker, polis, istihbarat, yargı, eğitim başta olmak üzere devletin en kritik kurum ve birimlerine sızan FETÖ’cüleri bulmak ve ayıklamak üzere bir mücadele yürütüldü. Aynı kararlılığın ekonomi bürokrasisi için gösterildiğini ne yazık ki söylemek mümkün değil!..   Oysa Fetullahçılar, eğitimden sonra en çok ekonomi üzerine yoğunlaşmışlardı. Pensilvanya çukurundaki elebaşı Fetullah Gülen, vaaz adı altındaki talimat sohbetlerinde devlet kademelerinde görev yapanları satın almaktan bahsediyordu. Nitekim örgütlenme başarısının arkasında işte o satın almaların payı çok yüksekti.   MUTLAKA SONUNA KADAR GİDİLMELİ   Devlet imkanlarını ele geçirdikçe ekonomiye büyük ağırlık verdiler. Telefonları dinleyerek, ihalelere müdahale ettiler. İstediklerini kazandırdılar, istemediklerini diskalifiye ettiler. Kendilerine direnen iş adamlarına kumpaslar kurdular; polis eliyle, yargı gücüyle, vergi müfettişleri marifetiyle devre dışı bıraktılar... Bu yollarla büyük paralar kazandılar, büyük şirketler kurdular. Bu paralarla varlıklı insanlarla ortaklık yaptılar, nüfuzlu insanların çocuklarına büyük imtiyazlar sağladılar. Bürokraside ve siyasette ileri gelenlerin çocuklarını katalog evliliklerle avuçlarına aldılar.   Bugünlerde en çok konuştuğumuz ve daha epey konuşacağımız fon vurgunuyla ilgili her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Vurgun ve dolandırıcılığın boyutu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her açık ve kapalı toplantıda “nereye kadar uzanırsa uzansın, sonuna kadar gidilmesi” talimatını veriyor. Zira bu kadar çok ve kolay para hayra alamet değil, mutlaka sonuna kadar gidilmeli...   FETÖ’NÜN EMANETÇİLERİNİN PARA TRAFİKLERİNE BAKILMALI   Borsa merkezli bir vurgun olduğu için o zaman meseleyi daha geniş zamanlı ele almak lazım. Sadece son 2-3 yılı dikkate alarak meselenin özüne inemeyiz. Fetullahçıların 17-25 Aralık öncesi siyasi çevrelerde ve bürokrasi koridorlarında borsa tüyosu verdiğini bilmeyen yoktu. FETÖ’cü abiler kâğıt tavsiyesinde bulunuyordu, onların sayesinde iyi kazananlar vardı. Devlet Denetleme Kurulu bu işe el koyduğuna göre denetlemeyi daha derinlerde yapmalı. 2010 yılından başlanabilir. Madem Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda her şey kayıt altında, o halde bir bakalım o zamanlar kimler neler kazanmış?.. O zamanın kazananları kimlerdi, bugünün kazananları aynı kişiler mi?.. Mesela 15 Temmuz öncesi borsada kimler nasıl pozisyonlar almış?..   Sadece borsa değil, 15 Temmuz sonrası gayrimenkullerde yaşanan yoğun el değişiminde kimler aldı kimler sattı!.. Kaç liraya aldı, kaç liraya sattı!.. Alanların gerçekten öyle bir alım yapacak parası var mıydı ya da gerçek değerler üzerinden mi satışlar yapıldı?.. Para trafiklerine de bakılmalı… Kiracıyken, mal sahibi olanlar kimler?.. Fetullahçı hainler, kaçırabildikleri kadar para kaçırdılar, kaçıramadıkları malları için geride emanetçi bıraktılar. Mallarını emanet ederek, gittiler. Esas soru: FETÖ’nün emanetçileri bugün yaşadığımız fon vurgununun neresinde? Bu sorunun cevabı, olası bütün ekonomik tezgâhları bozar, piyasa bozucu tüm hesapları tersine çevirir.
Ekleme Tarihi: 14 Ekim 2026 -Çarşamba

FETÖ’nün emanetçileri fon krizinin neresinde?

15 Temmuz sonrası özellikle Kahramankazan tapu dairesinde büyük yoğunluk yaşanıyordu. Fetullah Gülen’in Kazan’a geleceğine inanan örgüt mankurtları, ilçeden epey gayrimenkul almışlardı. İhanet girişimi akamete uğrayınca da ev ve arsaları satma telaşına düşmüşlerdi.

 

Olay sadece Kazan’dan ibaret değildi aslında. Yine Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde sembolik ücretlerle tapu dairesinde şüpheli devir işlemleri üzerine yapılan incelemede, Fetullahçıların el konulur korkusuyla mallarını güvendikleri birilerine devrettikleri anlaşılmıştı.

Fetullahçı Terör Örgütü’yle mücadele ağırlıklı olarak devlete sızmasına karşı yapıldı. Asker, polis, istihbarat, yargı, eğitim başta olmak üzere devletin en kritik kurum ve birimlerine sızan FETÖ’cüleri bulmak ve ayıklamak üzere bir mücadele yürütüldü. Aynı kararlılığın ekonomi bürokrasisi için gösterildiğini ne yazık ki söylemek mümkün değil!..

 

Oysa Fetullahçılar, eğitimden sonra en çok ekonomi üzerine yoğunlaşmışlardı. Pensilvanya çukurundaki elebaşı Fetullah Gülen, vaaz adı altındaki talimat sohbetlerinde devlet kademelerinde görev yapanları satın almaktan bahsediyordu. Nitekim örgütlenme başarısının arkasında işte o satın almaların payı çok yüksekti.

 

MUTLAKA SONUNA KADAR GİDİLMELİ
 

Devlet imkanlarını ele geçirdikçe ekonomiye büyük ağırlık verdiler. Telefonları dinleyerek, ihalelere müdahale ettiler. İstediklerini kazandırdılar, istemediklerini diskalifiye ettiler. Kendilerine direnen iş adamlarına kumpaslar kurdular; polis eliyle, yargı gücüyle, vergi müfettişleri marifetiyle devre dışı bıraktılar...

Bu yollarla büyük paralar kazandılar, büyük şirketler kurdular. Bu paralarla varlıklı insanlarla ortaklık yaptılar, nüfuzlu insanların çocuklarına büyük imtiyazlar sağladılar. Bürokraside ve siyasette ileri gelenlerin çocuklarını katalog evliliklerle avuçlarına aldılar.

 

Bugünlerde en çok konuştuğumuz ve daha epey konuşacağımız fon vurgunuyla ilgili her geçen gün yeni bilgiler ortaya çıkıyor. Vurgun ve dolandırıcılığın boyutu henüz tam olarak anlaşılabilmiş değil. Cumhurbaşkanı Erdoğan, her açık ve kapalı toplantıda “nereye kadar uzanırsa uzansın, sonuna kadar gidilmesi” talimatını veriyor. Zira bu kadar çok ve kolay para hayra alamet değil, mutlaka sonuna kadar gidilmeli...

 

FETÖ’NÜN EMANETÇİLERİNİN PARA TRAFİKLERİNE BAKILMALI
 

Borsa merkezli bir vurgun olduğu için o zaman meseleyi daha geniş zamanlı ele almak lazım. Sadece son 2-3 yılı dikkate alarak meselenin özüne inemeyiz. Fetullahçıların 17-25 Aralık öncesi siyasi çevrelerde ve bürokrasi koridorlarında borsa tüyosu verdiğini bilmeyen yoktu. FETÖ’cü abiler kâğıt tavsiyesinde bulunuyordu, onların sayesinde iyi kazananlar vardı.

Devlet Denetleme Kurulu bu işe el koyduğuna göre denetlemeyi daha derinlerde yapmalı. 2010 yılından başlanabilir. Madem Merkezi Kayıt Kuruluşu’nda her şey kayıt altında, o halde bir bakalım o zamanlar kimler neler kazanmış?.. O zamanın kazananları kimlerdi, bugünün kazananları aynı kişiler mi?.. Mesela 15 Temmuz öncesi borsada kimler nasıl pozisyonlar almış?..

 

Sadece borsa değil, 15 Temmuz sonrası gayrimenkullerde yaşanan yoğun el değişiminde kimler aldı kimler sattı!.. Kaç liraya aldı, kaç liraya sattı!.. Alanların gerçekten öyle bir alım yapacak parası var mıydı ya da gerçek değerler üzerinden mi satışlar yapıldı?.. Para trafiklerine de bakılmalı… Kiracıyken, mal sahibi olanlar kimler?..

Fetullahçı hainler, kaçırabildikleri kadar para kaçırdılar, kaçıramadıkları malları için geride emanetçi bıraktılar. Mallarını emanet ederek, gittiler. Esas soru: FETÖ’nün emanetçileri bugün yaşadığımız fon vurgununun neresinde? Bu sorunun cevabı, olası bütün ekonomik tezgâhları bozar, piyasa bozucu tüm hesapları tersine çevirir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi