Türkiye ekonomik bir kurt kapanıyla karşı karşıya. Para piyasalarında yaşanan olayların, sıradan ‘daha çok kazanma’ hırsıyla izah edilmesi mümkün değil. Günlerdir konuştuğumuz fon kriziyle ilgili her geçen gün ortaya çıkan yeni bilgiler, görünenden daha karmaşık bir durumun içinde olduğumuzu gösteriyor.
Ekonominin veya finansın bir argümanı olan fonun birileri tarafından nasıl farklı amaçlar için kullandığına şahit oluyoruz. Olayın patlak verdiği 17 Eylül’den bu yana alınan tedbirler, yapılan hamleler, meseleyi kontrol altına alsa da sorun, daha uzun zaman devam edeceğe benziyor.
Fon meselesiyle ilgili yasal düzenleme Meclis’ten geçti, Resmî Gazete’te yayımlandı. Şimdi sıra uygulamada. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurul, neredeyse gün aşırı toplanarak, tasfiyesine karar verilen fonlar için gerekli adımları atıyor.
Aynı şekilde TMSF bünyesinde her bir fon için ayrı hesap oluşturuldu. Tasfiyelerle birlikte elde edilecek gelirler, yatırımcılara dağıtılacak. Öncelikle 1 milyon ve altı için ödemeler başladı. Kanunun getirdiği tasfiye kolaylığının ardından tahsilatların daha da artması bekleniyor.
HÂLÂ BİRTAKIM DİRENÇLER DE SÖZ KONUSU!
Öte yandan haksız kazanç elde edenlerin bir kısmının gönüllü olarak paraları iade ettiğine ilişkin bilgiler geliyor. Tabii konuşulan rakamlar, henüz yatırımcı alacaklarının yanında çok az. 455 bin yatırımcının büyük bir kısmının parasının bu şekilde ödenebileceği, ancak çok yüksek miktardaki yatırımı olanların alacakları için biraz daha bekleyecekleri tahmin ediliyor.
Henüz kamuoyunun içini soğutacak nitelikte olmasa da bazı görevden alma ve tutuklamalar, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar gidilmesi kararlılığı açısından önemli bir işaret olarak görülüyor. Ancak, hâlâ birtakım dirençler de söz konusu.
Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım” gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi... Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı.
FON MESELESİ HASSAS BİR SÜREÇ,HERKESİN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREKİR!
Evet Devlet Denetleme Kurulu işbaşında, konuyla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütülüyor. Yargıda da titiz bir çalışma var. Birileri at iziyle it izini birbirine karıştırıp, meseleyi sulandırmak istiyor ve olayın aydınlanmasını istemiyor.
Tüm fonları töhmet altına bırakacak şekilde kasıtlı bir saldırı da söz konusu. Çok hassas bir süreç, herkesin çok çok dikkatli olması gerekir. Sorumsuz davranışlar hem genel piyasayı olumsuz etkiler hem de gerçek suçluların kaçmasına yol açar.
DDK’nın başında Salih Tanrıkulu gibi çok önemli bir tecrübeye sahip isim görev yapıyor. Salih Bey, bu görevinden önce, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanlığı’nı yürütüyordu. Tıpkı bugün içinde bulunduğumuz duruma benzer hassas bir süreci yönetti. 120 binden fazla FETÖ’cü dosyası incelendi, hem FETÖ’nün devletten arınmasında katkıda bulundu hem de bazı haksızlıkların giderilmesine etkisi oldu.
Bugün de benzer bir komisyona ihtiyaç var. Zira karşı karşıya bulunduğumuz durum sadece aşırı kazanç peşinde olanların tamahkârlığı değil, aynı zamanda ekonominin 15 Temmuz’unu yaşıyoruz. Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde… Bu yüzden çok titiz bir çalışmaya ihtiyaç var.
Gönüllü bir şekilde parasını getirene, “Hadi git!” diyemeyiz. “Seni bu sisteme kim davet etti” diye sormamız lazım. Zira mesele sadece paraların geri alınması değil…Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgâhlarla karşı karşıya kalırız…
Anasayfa
Yazarlar
Hüseyin LİKOĞLU
Yazı Detayı
Bu yazı 5 kez okundu.
Size kim “Gel gel” dedi!
Türkiye ekonomik bir kurt kapanıyla karşı karşıya. Para piyasalarında yaşanan olayların, sıradan ‘daha çok kazanma’ hırsıyla izah edilmesi mümkün değil. Günlerdir konuştuğumuz fon kriziyle ilgili her geçen gün ortaya çıkan yeni bilgiler, görünenden daha karmaşık bir durumun içinde olduğumuzu gösteriyor.
Ekonominin veya finansın bir argümanı olan fonun birileri tarafından nasıl farklı amaçlar için kullandığına şahit oluyoruz. Olayın patlak verdiği 17 Eylül’den bu yana alınan tedbirler, yapılan hamleler, meseleyi kontrol altına alsa da sorun, daha uzun zaman devam edeceğe benziyor.
Fon meselesiyle ilgili yasal düzenleme Meclis’ten geçti, Resmî Gazete’te yayımlandı. Şimdi sıra uygulamada. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında oluşturulan kurul, neredeyse gün aşırı toplanarak, tasfiyesine karar verilen fonlar için gerekli adımları atıyor.
Aynı şekilde TMSF bünyesinde her bir fon için ayrı hesap oluşturuldu. Tasfiyelerle birlikte elde edilecek gelirler, yatırımcılara dağıtılacak. Öncelikle 1 milyon ve altı için ödemeler başladı. Kanunun getirdiği tasfiye kolaylığının ardından tahsilatların daha da artması bekleniyor.
HÂLÂ BİRTAKIM DİRENÇLER DE SÖZ KONUSU!
Öte yandan haksız kazanç elde edenlerin bir kısmının gönüllü olarak paraları iade ettiğine ilişkin bilgiler geliyor. Tabii konuşulan rakamlar, henüz yatırımcı alacaklarının yanında çok az. 455 bin yatırımcının büyük bir kısmının parasının bu şekilde ödenebileceği, ancak çok yüksek miktardaki yatırımı olanların alacakları için biraz daha bekleyecekleri tahmin ediliyor.
Henüz kamuoyunun içini soğutacak nitelikte olmasa da bazı görevden alma ve tutuklamalar, ne pahasına olursa olsun sonuna kadar gidilmesi kararlılığı açısından önemli bir işaret olarak görülüyor. Ancak, hâlâ birtakım dirençler de söz konusu.
Yaptığı işten pişmanlığı geçtim; “Oğlumu tutuklayacak daha anasından doğmadı, tek başıma yapmadım, sadece ben mi yaptım” gibi hadsiz konuşmalar da kulaktan kulağa dolaştırılıyor. Öncelik şüphesiz krizin kontrol altına alınıp, mağdurların haklarının ödenmesi... Ancak meselenin esas boyutu çok daha kapsamlı bir şekilde ele alınmalı.
FON MESELESİ HASSAS BİR SÜREÇ,HERKESİN ÇOK DİKKATLİ OLMASI GEREKİR!
Evet Devlet Denetleme Kurulu işbaşında, konuyla ilgili kapsamlı bir soruşturma yürütülüyor. Yargıda da titiz bir çalışma var. Birileri at iziyle it izini birbirine karıştırıp, meseleyi sulandırmak istiyor ve olayın aydınlanmasını istemiyor.
Tüm fonları töhmet altına bırakacak şekilde kasıtlı bir saldırı da söz konusu. Çok hassas bir süreç, herkesin çok çok dikkatli olması gerekir. Sorumsuz davranışlar hem genel piyasayı olumsuz etkiler hem de gerçek suçluların kaçmasına yol açar.
DDK’nın başında Salih Tanrıkulu gibi çok önemli bir tecrübeye sahip isim görev yapıyor. Salih Bey, bu görevinden önce, 15 Temmuz’dan sonra kurulan Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Başkanlığı’nı yürütüyordu. Tıpkı bugün içinde bulunduğumuz duruma benzer hassas bir süreci yönetti. 120 binden fazla FETÖ’cü dosyası incelendi, hem FETÖ’nün devletten arınmasında katkıda bulundu hem de bazı haksızlıkların giderilmesine etkisi oldu.
Bugün de benzer bir komisyona ihtiyaç var. Zira karşı karşıya bulunduğumuz durum sadece aşırı kazanç peşinde olanların tamahkârlığı değil, aynı zamanda ekonominin 15 Temmuz’unu yaşıyoruz. Birileri 15 Temmuz sonrasında kendi FETÖ’cüsünü kurtarma derdindeydi, ne yazık ki şimdi de birileri kendi foncusunu kurtarma gayretinde… Bu yüzden çok titiz bir çalışmaya ihtiyaç var.
Gönüllü bir şekilde parasını getirene, “Hadi git!” diyemeyiz. “Seni bu sisteme kim davet etti” diye sormamız lazım. Zira mesele sadece paraların geri alınması değil…Bu kapanı kimin kurduğunu bulamazsak, yarın başka tezgâhlarla karşı karşıya kalırız…
Ekleme
Tarihi: 28 Ekim 2026 -Çarşamba
Size kim “Gel gel” dedi!
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.