Geçtiğimiz günlerde Şehrim Samsun'un en güzel ilçelerinden olan Havza ve Vezirköprü tarafına yaptığım seyahatte, gittiğim bazı köy ve kasabalarda gördüklerim karşısında hem üzüldüm hem de endişelendim. Türkiye’nin dört bir yanında orman yangınlarıyla mücadele edilirken, hâlâ anız yakıldığını görmek büyük bir sorumsuzluk örneğidir.
Köy yollarından geçerken ormanlık alanların kenarına atılan sigara izmaritleri, cam ve plastik atıklar ise adeta felaketi davet ediyor. Özellikle araç içinde içilen sigaraların söndürülmeden dışarı atılması, bir kıvılcımla binlerce hektarlık ormanın yok olmasına sebep olabiliyor.
Biraz dikkatsizlik, biraz da umursamazlık... İşte bu iki kelime, günlerce süren yangınların, yok olan ormanların ve kaybolan canlı yaşamının özeti olabilir. Doğa bize emanet, ama biz bu emanete ne yazık ki yeterince sahip çıkamıyoruz.
Devlet elbette önlemler alıyor. Ancak her tarlanın başına, her aracın içine bir kolluk kuvveti koyamaz. Bu noktada devreye bizim içimizdeki vicdan jandarması girmelidir. Vicdan, en büyük denetleyicidir. Ahlaki ve insani değerlerimizi hatırlayarak, topluma ve doğaya zarar verecek davranışlardan uzak durmalıyız.
Unutmayalım ki bu topraklar hepimizin. Doğaya nasıl davranırsak, doğa da bize aynı şekilde karşılık verir.
Bu nedenle bir kez daha hatırlatmak istiyorum:
Araç kullanırken ya da yürürken içtiğiniz sigarayı, içecek kutularını ya da plastik atıkları doğaya atmayın.
Piknik yaparken mangal yakmak yerine daha güvenli alternatifleri tercih edin.
Anız yakmak, yalnızca toprağa değil; çevredeki tüm canlılara zarar verir.
Çocuklarımıza bırakacağımız en büyük miras temiz bir doğadır.
Çevreye verdiğimiz zararı telafi etmeye ne belediyelerin gücü yeter ne de güvenlik güçlerinin çabası. Bu ancak toplumsal bilinç ve ortak sorumluluk ile mümkün olabilir.
Daha yaşanabilir bir şehir, daha temiz bir çevre ve daha güzel bir gelecek için…
*Lütfen daha duyarlı olalım.*