Bir milletin en büyük sermayesi vicdanıdır. Eğer onu yitiriyorsak, yalnızca Gazze değil, biz de kaybediyoruz.
Gazze’ye Bakarken Kendi Ruhumuzda Ne Görüyoruz?
İsrail ordusunun 7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 60 bini geçti.
7 Ekim 2023'ten bu yana Gazze'de açlık ve yetersiz beslenme nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı bugün itibariyle 175'e yükseldi. Bunların 93’ü çocuk…
Bu rakamlar yalnızca birer istatistik değil; bitkin bedenlerin, açlığın ve çaresizliğin sessiz çığlıklarıdır. İsrail’in uyguladığı abluka, Gazze halkını sistematik olarak açlığa mahkum ediyor. Bu bir savaş değil, insanlık değerlerine karşı işlenen bir suç, bir soykırım.Artık silahlarla,bombalarla da katletmek yetmiyor Katil İsrail'e.
Aç bırakarak yavaş yavaş öldürüyor masum çocukları...
Ne yazık ki, İslam dünyasında bu trajediye karşı yine bir ölüm sessizliği hakim.Gazze’de çocuklar açlıktan ölürken, bazı ülkelerde gündem çok daha yüzeysel ve duyarsız. Bu tepkisizlik, sadece siyasi değil; ahlaki bir yıkımın da göstergesi.
Ülkemizde de iki genç, sosyal medyada yaptıkları paylaşımlarla kamuoyunun büyük tepkisini çekti. Tesettürlü bir genç kız, yarısı içilmiş bir Coca-Cola şişesini gösterip “Gazze’ye ulaşması için birazdan denize atacağım, biraz içtik ama kusura bakmayın” ifadelerini kullandı. Bir başka genç, köy evinden çektiği videoda bir su şişesini klozete atarak “Gazzeye ulaşması için su gönderdim” notunu paylaştı. İzlenme ve takipçi uğruna yapılan bu aşağılık eylemler, vicdan sahibi herkesin yüreğini burktu.
Bursa’da çıkan bir yangın esnasında bir genç kızın arkasında yangın görüntüsüyle çektiği selfie video da benzer tepkilere neden oldu.
Ya da şehitlerimizle dalga geçen kendini bilmez insan müsveddeleri.
Bu içerikler, gençliğin ne kadar duyarsızlaştığını, milli ve manevi değerlerimizin çökme noktasına geldiğini gösteriyor aslında.
Hayvanların öldürülmesi, orman yangınları, bebeklerin açlıktan ölmesi, Bosna Savaşı, Gazze ve Doğu Türkistan’da yaşanan soykırımlar…
Bunların hepsi birer zulüm ve insanlık trajedisidir. Merhamet sahibi bir insan için bu olayların her biri eşit derecede acıdır. Peki, bu kadar çok kötülüğe tanık olurken vicdansız ,merhametsiz kalabilmek nasıl mümkün olabilir?
Eğitim anne karnında başlar
Bu duyarsızlıkla başa çıkmanın yolu aileden ve eğitimden geçiyor. Zira eğitim anne karnındayken başlar. Evlat yetiştirirken milli, manevi ve dini değerler temel alınmalı. Özellikle çocuklara vicdan, merhamet ve sorumluluk duygusu kazandırılmalı.İnancı benimsemek,sorgulamak veya başka bir dine mensup olmak bireyin kendi seçimi olabilir ama sağlam bir temel sunmak toplumun vicdanlı bireyler yetiştirmesi açısından şarttır.
Gazze’de bir çocuğun açlıkla verdiği son nefes, sadece bir bölgenin değil, insanlığın ortak kaybıdır.
Bugün merhamet üzerine düşünmeyeceksek, ne zaman? Vicdanı olmayan bir toplum ne kadar güçlü olabilir ki? Gençlerin ahlak pusulası bozuluyorsa, geleceğimiz rüzgâra bırakılmış bir yaprak gibi savrulur. Aileler, öğretmenler, toplum… Hepimizin bu çöküşü durdurmak için sorumluluğu var. Çünkü bu dünyada iyi olan her şey, önce kalpte başlar.
Biz kalbimizi kaybedersek, insanlığımızı da kaybederiz.