Mine Köseler
Köşe Yazarı
Mine Köseler
 

Gazze'deki soykırım 1000. gününde

Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan saldırılar, 1000 gündür , yani 2 yıl 8 ay 25 gündür devam eden büyük bir insani felakete dönüştü. 11 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Katil İsrail ordusu, Refah, Han Yunus ve Gazze şehirlerinde ayakta kalan evleri ve binaları hedef alarak üç büyük yıkım operasyonu gerçekleştirdi.   Can Kaybı ve İşgalin Boyutu 73 bin 66 can kaybı (dünkü verilere göre) Gazze’nin %70’i işgal altında Çocuk ölümleri: BM raporlarına göre 21 binden fazla çocuk öldürülmüş, binlercesi hâlâ enkaz altında bulunmaktadır. Her gün ölüm sayılarının verildiği haberlerin  en can yakıcı cümlesi de bu: ''Ambulans ve sivil savunma ekipleri hâlâ birçok bölgeye ulaşamamış, çok sayıda ceset enkaz altında kalmıştır.''   “Üreme Soykırımı”  Bu sadece bir savaş ve soykırım değil, aynı zamanda üreme soykırımıdır... Filistinli Kadınlar Kolektifi’nin raporu, Katil İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını “üreme soykırımı” olarak tanımlamaktadır. Bu kavram, bir grubun üreme kapasitesini sistematik biçimde hedef almayı ifade eder: Sağlık altyapısının imhası: Doğum klinikleri ve tüp bebek merkezleri kasıtlı olarak vurulmuştur. Hamile kadınların hedef alınması: Beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim engellenmiş, anne ölümleri artmıştır. Embriyoların yok edilmesi: Kliniklerin vurulması sonucu binlerce embriyo ve üreme hücresi kaybolmuştur.   Kudüs ve Batı Şeria Harem-i İbrahim Camii: İsrail yönetiminin camiyi sinagoga dönüştürme girişimi. Ezan yasa tasarısı: Mecliste kabul edilen tasarı, camilerde hoparlör kullanımını yasaklamayı ve polise müdahale yetkisi vermeyi öngörmektedir. Ramallah baskınları: İsrailli gruplar köylere saldırılar düzenlemiş, tarım arazilerini tahrip etmiş ve evleri zorla ele geçirmiştir.     Birleşmiş Milletler raporları, çocukların “merkezi hedef” haline getirildiğini ortaya koymaktadır.  Gazze’de yaşanan bu 1000 günlük kıyım, yalnızca bir bölgenin değil, tüm insanlığın vicdanını kanatan bir trajedi ve evrensel bir insanlık sorumluluğudur. Her yıkılan bina, her enkaz altında kalan çocuk, sessizliğe gömülmüş bir gelecektir. ABD ve Avrupa ülkeleri kabul etse de etmese de bu büyük bir soykırımdır. Ateşkesin ilanına rağmen devam eden yıkım ve ihlaller, uluslararası toplumun sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır. Ülkelerin ve toplumların bu tablo karşısında sessiz kalması, tarihe ortak bir utanç olarak yazılacaktır. Gazze’nin çığlığı, yalnızca Filistinlilerin değil, tüm insanlığın vicdanını sınayan bir sınavdır.    
Ekleme Tarihi: 02 Temmuz 2026 -Perşembe

Gazze'deki soykırım 1000. gününde

Gazze Şeridi’nde 7 Ekim 2023’te başlayan saldırılar, 1000 gündür , yani 2 yıl 8 ay 25 gündür devam eden büyük bir insani felakete dönüştü.

11 Ekim 2025’te yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Katil İsrail ordusu, Refah, Han Yunus ve Gazze şehirlerinde ayakta kalan evleri ve binaları hedef alarak üç büyük yıkım operasyonu gerçekleştirdi.

 

Can Kaybı ve İşgalin Boyutu

  • 73 bin 66 can kaybı (dünkü verilere göre)
  • Gazze’nin %70’i işgal altında
  • Çocuk ölümleri: BM raporlarına göre 21 binden fazla çocuk öldürülmüş, binlercesi hâlâ enkaz altında bulunmaktadır.

Her gün ölüm sayılarının verildiği haberlerin  en can yakıcı cümlesi de bu: ''Ambulans ve sivil savunma ekipleri hâlâ birçok bölgeye ulaşamamış, çok sayıda ceset enkaz altında kalmıştır.''

 

“Üreme Soykırımı” 

Bu sadece bir savaş ve soykırım değil, aynı zamanda üreme soykırımıdır...

Filistinli Kadınlar Kolektifi’nin raporu, Katil İsrail’in Gazze’deki operasyonlarını “üreme soykırımı” olarak tanımlamaktadır. Bu kavram, bir grubun üreme kapasitesini sistematik biçimde hedef almayı ifade eder:

  • Sağlık altyapısının imhası: Doğum klinikleri ve tüp bebek merkezleri kasıtlı olarak vurulmuştur.
  • Hamile kadınların hedef alınması: Beslenme ve sağlık hizmetlerine erişim engellenmiş, anne ölümleri artmıştır.
  • Embriyoların yok edilmesi: Kliniklerin vurulması sonucu binlerce embriyo ve üreme hücresi kaybolmuştur.

 

Kudüs ve Batı Şeria

  • Harem-i İbrahim Camii: İsrail yönetiminin camiyi sinagoga dönüştürme girişimi.
  • Ezan yasa tasarısı: Mecliste kabul edilen tasarı, camilerde hoparlör kullanımını yasaklamayı ve polise müdahale yetkisi vermeyi öngörmektedir.
  • Ramallah baskınları: İsrailli gruplar köylere saldırılar düzenlemiş, tarım arazilerini tahrip etmiş ve evleri zorla ele geçirmiştir.

 

 

Birleşmiş Milletler raporları, çocukların “merkezi hedef” haline getirildiğini ortaya koymaktadır. 

Gazze’de yaşanan bu 1000 günlük kıyım, yalnızca bir bölgenin değil, tüm insanlığın vicdanını kanatan bir trajedi ve evrensel bir insanlık sorumluluğudur.

Her yıkılan bina, her enkaz altında kalan çocuk, sessizliğe gömülmüş bir gelecektir. ABD ve Avrupa ülkeleri kabul etse de etmese de bu büyük bir soykırımdır.

Ateşkesin ilanına rağmen devam eden yıkım ve ihlaller, uluslararası toplumun sorumluluğunu daha da ağırlaştırmaktadır.

Ülkelerin ve toplumların bu tablo karşısında sessiz kalması, tarihe ortak bir utanç olarak yazılacaktır. Gazze’nin çığlığı, yalnızca Filistinlilerin değil, tüm insanlığın vicdanını sınayan bir sınavdır.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi