Artık mümkün mertebe siyasi konular ile ilgili yazılar kaleme almamaya çalışıyorum fakat Ak Parti’ye katılan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Cemil Tugay ile ilgili sosyal medyada dolaşan, “İnsan içine nasıl çıkacaksın?” paylaşımını görünce bu yazıyı yazmaya karar verdim.
Sayın Cemil Tugay’ı tanımam, İzmir ilgimi çekmediği için seçimlerde adayın kim olduğunu merak etmemiştim. Seçildikten sonra da hiç takip etmedim fakat bu yazıyı yazmaya karar verince biraz araştırma gereği hissettim. İptal edilen CHP Genel Kurulu dışında olumsuz bir olayda ismi geçmiyor.
Sayın Tugay CHP davasında da suç deliline rastlanmadığı için aklanmış. Belki de Ak Parti’ye katılmasa delil bulunurdu fakat şuan için masum görünüyor. Belki Ak Parti’ye katıldığı için bu konuda bir imtiyaz sağlanmış olabilir ama en azından kamuoyuna yansımış başka bir vukuatı yokmuş.
Eskiden ahlaki değerler yerli yerinde dururken, siyasilerin seçildikten sonra bu şekilde parti değiştirmesini yadırgıyor ve ahlaki bulmuyorduk. Bir siyasetçi parti değiştirecekse ya seçildiği makamdan istifa etmesini ya da bir sonraki seçimlere kadar beklemesini beklerdik.
Fakat gelinen noktada ideolojiler birbirine karıştı ve sağ sol kavramı ortadan kalktı ve en önemlisi de ahlaki değerler yerle yeksan oldu. Bu kadar olumsuzluğun ve kirli olayların üst üste yaşandığı ülkemizde bu geçiş bana artık masum geliyor.
Cemil Başkan’a iktidar partisine katıldığı için “İnsan içine nasıl çıkacaksın?” diye paylaşım yapıp hesap soranların, pavyonda çalıştırdığı kadınların sigortasını belediyeden yaptığı ortaya çıktığında bunu yapan başkana, “İnsan içine nasıl çıkacaksın?” diye sormamış olmaları şaşırtıcı değil mi?
Kimsenin avukatı değilim, kimsenin yanlışını savunmadığım gibi kimseye haksız bir eleştiri getirmek de istemem. Cemil Başkan tıp doktoruymuş. Belki de meselelere siyasetin duayenleri gibi çok fazla ideolojik bakmıyor olabilir.
Ya da seçildiği partisinde yaşanan ayrışma sonrası birini diğerine tercih etmek zor gelmiş olabilir veya “İktidar partisine geçersem İzmir’e daha iyi hizmet edebilirim.” diye düşünmüş de olabilir.
Belki de iktidarın gücünden çekinmiş olabilir, bize karanlık biz bilemiyoruz.
Ve fakat böyle düşünenlere şunu soralım: Cemil Başkan pavyonda çalıştırdıkları elemanların sigortasını ve maaşını belediyeye ödetenlerden de mi kötü ve ahlaksızdır? Cemil Tugay neden insanların yüzüne bakamasın ki?
İnsanların yediği gıdaya hile karıştıranlar, ülkenin ve milletin parasını fon vurgunu ile organize bir şekilde cukkalayanlar, kamu kaynaklarını şahsi malı gibi kullandığı ortaya çıkanlar bile insan içine çıkabiliyor da Cemil Başkan neden insan içine çıkamasın?
Futbol dahil ülkenin her yerinde ve her alanında adeta her yerden pislik fışkırıyorken bunların sorumluları ya da bu pisliklerin içinde olanlar insan içine çıkabiliyor da Cemil Başkan iktidar partisine geçti diye neden insan içine çıkamasın?
Kırmızı güller, beyaz güller bu kadar halt yediği halde sokağa çıkabiliyor da Cemil Başkan neden çıkamasın? Bu iddia sahipleri şöyle bir kafalarını kaldırıp etraflarına baksalar Cemil Başkana bunları söylemeye utanmaları gerekmez mi?
Sayın Cemil Tugay Başkan, “Benim hırsızım iyidir. Benim liyakatsizim iyidir. Benim ahlaksızım iyidir!” diyenler insan içine çıkabiliyorsa siz de göğsünü gere gere pekala insan içine çıkabilirsiniz.
Sayın Başkan gönlünüz rahat bir şekilde çıkın ve İzmirlilerin mahrum kaldığı hizmetlere İzmirlileri kavuşturun. Artık İzmir’in makus talihi değişsin. Siz, yeter ki İzmirlileri o pis sokaklardan, şehirleşme adına geri kalmışlıktan kurtarın ve insana yaraşır bir şekilde hizmet edin.
Bu kadar kirlenmişliği yok sayıp size bu sözleri söyleyenler ideolojik körlük içindeler. Onlara aldırmayın, İzmir de hizmet bekleyenler için güzel hizmetler yapmak sizi toplumun ekseriyetinin gözünde yüceltecektir. Yolunuz ve bahtınız açık olsun. Bundan sonra arkanıza değil önünüze bakın.