Fatih URAZ
Köşe Yazarı
Fatih URAZ
 

50 SENE SONRA GELEN ÖZÜR VE BİYOGRAFİ …

Hafta içi genç milli takım formasını birlikte terlettiğimiz dostumuz Uğur (Ütük) İstanbul’dan ziyaretimize gelmişti…   Hoş geldin beş gittin muhabbeti biter bitmez (aman eşi duymasın!) yanında getirdiği talebesine “Yavrum bu hocan var ya bu hocan; hakikaten üst düzey futbolcuydu ama Ege’den çıkmama inadı ve aşkı yüzünden zirvelere tırmanamadı” deyiverdik nedense…   Sohbet hararetle sürerken konu nasıl olduysa Turgay Meto’ya gelecek ve “Aa hayatta mı?” şaşkınlığımızın ardından Uğur hocayı arayarak dakikalar içinde iletişime geçmemizi sağlayacaktı…   Telefonu bize uzatınca da dile kolay tam yarım asır sonra değerli teknik adamla konuşma mutluğuna nail olacaktık. Ne var ki görüşme alışılmışın hayli ötesine taşacaktı;   -Hocam, hürmetler, saygılar, nasılsınız? -İyiyim Fatih’çiğim, senden özür diliyorum -!!!! -Hatırlıyor musun sana ne dediğimi geçmişte? -!!!! -Senden kaleci filan olmaz -!!!! -Hem sen torpilli gelmiştin değil mi? -!!!! -Ama sen çok iyi ve şöhretli bir kaleci oldun, iftihar ettim -Hocam hatırlamıyorum ama siz küfretseniz dahi iltifat kabul ederim. Hem eminim motive etmek için söylemişsinizdir…   Hocamızın yaşam mücadelesinde geride bıraktığı 83 yıla karşın hafızasının bu denli kuvvetli oluşuna hayret etmemek mümkün müydü?   Torpil konusunu yanılmıyorsak bir kez anlatmıştık geçmişte. Genç milli takımın her sene Ödemiş’in Gölcük yaylasında düzenlenen yaz kampına henüz 15 yaşındayken seçildiğimizi ve mayıs sonundan temmuz ortalarına değin abimiz Haldun ve ümit milli takım teknik direktörü rahmetli Kazım Türesin’in oğlu Metin’le cehennemi sıcakta kendi çapımızda çalışıp durduğumuzu!   Sauna şartlarında(!) köle gibi ter akıtırken kampın başlamasına sayılı günler kala idarecinin biri kulağımıza kadrodan çıkarıldın diye fısıldamasın mı! Yıldırım hızıyla yaklaşık 40 gün önce seçildin diyen hocanın kapısını tıklattık (A Milli Takımda nur içinde yatsın Coşkun Özarı’nın yardımcısıydı.) Cebinden küçük bir not defteri çıkarıp gösterdi; “Sen en beğendiğim istikbal vaat eden kaleciler listesinde birinci sıradasın ama seneye çağıracağız” …   Evet, çocukluğumuzdan beri efendi bir insanızdır, herkese saygıyla yaklaşırız ancak göründüğümüz kadar saf değilizdir! M. A. Ersoy merhumun dediği gibi “Kesilir belki ama çekmeye gelmez boynumuz” …   Aile dostumuz Adana senatörü Nuri Ademoğlu’na durumu anlatınca ciddiye alacak ve ertesi gün spor bakanı ile randevu alacaktı. Ve iki günlük mücadele sonunda yıldırım telgrafla kampa davet edilecektik. İster inanın ister inanmayın 1 ay süren kamp bitimi harcırahlar dağıtılırken gözümüzle görecektik ki adımızın karşısında torpilli yazıyor! Çok sonraları öğrendik gerçekten seçildiğimiz halde kulüp yöneticimizin Hacettepe’de futbol oynamış A Milli Takım yardımcısına giderek nasılsa Fatih’in yaşı küçük, amatör takım kalecimizi alın diyerek ekarte ettiğini! Sadede gelirsek özür dilemeyi bırakın bir kenara kolayına kimsenin hata yaptığını, yanıldığını kabullenemediği ülkemizde Turgay Hocamızın ortaya koyduğu tavır harikulade. Darısı sizlerin, bizlerin başına…   İKİ ÇOCUK MU ÜÇ ÇOCUK MU?   Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabına Heyamola Yayınevi biyografi istediğinde tamı tamına 5 dakikamızı almıştı yazıp göndermemiz…   Beğenildi mi beğenilmedi mi bilemiyoruz lâkin bazı dostların dikkatini celbetmiş “İki oğlan sahibi hocanın üçüncü çocuğu” nereden çıktı diye! Ot gibi yaşadığımız bilindiğinden kimse hovardalıkla ilişkilendirmedi şükür!   Üç oğlumuz var dediysek de biri cennette! Yaradan baba olmamızı nasip eylediğinde bir değil iki oğlan çocuğunu aynı anda vermişti. Neylersiniz ikizlerden küçük doğanını kâinatın sahibi 28 saat sonra geri aldı…   37 yıldır her gün sektirmeden dua ettiğimiz küçük oğlumuzu hatamızın ancak farkına vararak bu kez biyografiye ekledik; meselenin özü bu…   FARK ETMEZ; GÜVENMEYE DEVAM…   Tecrübeli yazarlar her ne kadar internetten kitap gönderirken bedeli peşin alınmalı dese de biz okurun eline geçmeden İban Numarası vermeme de ısrarcıyız…   Tamam, cennet olması gerekirken el birliğiyle cehenneme çevirdiğimiz vatanımızda ciddi manada ahlaki erozyon yaşanıyor ancak herkesten şüphe ederek de yaşanmaz ki…   Ayıptır söylemesi yetiştiğimiz çevrede “Hayvanı yularından adamı sözünden bağlarlar” ile “Borcu çek senet değil, ahlak öder” özdeyişleri sıkça kullanılırdı. Nice güzel insanlar gördük sözlerini yere düşürmeyen, vaadini mutlaka yerine getiren. Ne diyordu şair “İyi arkadaş güzel yerlere kötü arkadaş her yere götürür” …   Evet, bu sefer hayli fire verdik kitap gönderimlerinde amma velakin esnaf çocuğuyuz ve teslim etmeden hesap numarası vermeyiz, vermeyeceğiz de...   Bırakın spor programlarını televizyon dahi seyretmiyoruz uzun zamandır ve koyduğumuz videodan da bir dostumuz gönderince haberdar olabildik. Değerli gazeteci Selahattin Kınalı bizim 200 küsur sayfada anlatmaya çalıştığımızı 2 dakikaya büyük hünerle sığdırmış. Sağ olsun var olsun…   Salı günü ömrümüz vefa ederse açacağımız başlığın altına kitabı okuyanlar lütfedip düşüncelerini yazarsa sevinir, büyük bir ciddiyetle de değerlendiririz…  
Ekleme Tarihi: 12 Mayıs 2026 -Salı

50 SENE SONRA GELEN ÖZÜR VE BİYOGRAFİ …

Hafta içi genç milli takım formasını birlikte terlettiğimiz dostumuz Uğur (Ütük) İstanbul’dan ziyaretimize gelmişti…
 
Hoş geldin beş gittin muhabbeti biter bitmez (aman eşi duymasın!) yanında getirdiği talebesine “Yavrum bu hocan var ya bu hocan; hakikaten üst düzey futbolcuydu ama Ege’den çıkmama inadı ve aşkı yüzünden zirvelere tırmanamadı” deyiverdik nedense…
 
Sohbet hararetle sürerken konu nasıl olduysa Turgay Meto’ya gelecek ve “Aa hayatta mı?” şaşkınlığımızın ardından Uğur hocayı arayarak dakikalar içinde iletişime geçmemizi sağlayacaktı…
 
Telefonu bize uzatınca da dile kolay tam yarım asır sonra değerli teknik adamla konuşma mutluğuna nail olacaktık. Ne var ki görüşme alışılmışın hayli ötesine taşacaktı;
 
-Hocam, hürmetler, saygılar, nasılsınız?
-İyiyim Fatih’çiğim, senden özür diliyorum
-!!!!
-Hatırlıyor musun sana ne dediğimi geçmişte?
-!!!!
-Senden kaleci filan olmaz
-!!!!
-Hem sen torpilli gelmiştin değil mi?
-!!!!
-Ama sen çok iyi ve şöhretli bir kaleci oldun, iftihar ettim
-Hocam hatırlamıyorum ama siz küfretseniz dahi iltifat kabul ederim. Hem eminim motive etmek için söylemişsinizdir…
 
Hocamızın yaşam mücadelesinde geride bıraktığı 83 yıla karşın hafızasının bu denli kuvvetli oluşuna hayret etmemek mümkün müydü?
 
Torpil konusunu yanılmıyorsak bir kez anlatmıştık geçmişte. Genç milli takımın her sene Ödemiş’in Gölcük yaylasında düzenlenen yaz kampına henüz 15 yaşındayken seçildiğimizi ve mayıs sonundan temmuz ortalarına değin abimiz Haldun ve ümit milli takım teknik direktörü rahmetli Kazım Türesin’in oğlu Metin’le cehennemi sıcakta kendi çapımızda çalışıp durduğumuzu!
 
Sauna şartlarında(!) köle gibi ter akıtırken kampın başlamasına sayılı günler kala idarecinin biri kulağımıza kadrodan çıkarıldın diye fısıldamasın mı! Yıldırım hızıyla yaklaşık 40 gün önce seçildin diyen hocanın kapısını tıklattık (A Milli Takımda nur içinde yatsın Coşkun Özarı’nın yardımcısıydı.) Cebinden küçük bir not defteri çıkarıp gösterdi; “Sen en beğendiğim istikbal vaat eden kaleciler listesinde birinci sıradasın ama seneye çağıracağız” …
 
Evet, çocukluğumuzdan beri efendi bir insanızdır, herkese saygıyla yaklaşırız ancak göründüğümüz kadar saf değilizdir! M. A. Ersoy merhumun dediği gibi “Kesilir belki ama çekmeye gelmez boynumuz” …
 
Aile dostumuz Adana senatörü Nuri Ademoğlu’na durumu anlatınca ciddiye alacak ve ertesi gün spor bakanı ile randevu alacaktı. Ve iki günlük mücadele sonunda yıldırım telgrafla kampa davet edilecektik. İster inanın ister inanmayın 1 ay süren kamp bitimi harcırahlar dağıtılırken gözümüzle görecektik ki adımızın karşısında torpilli yazıyor! Çok sonraları öğrendik gerçekten seçildiğimiz halde kulüp yöneticimizin Hacettepe’de futbol oynamış A Milli Takım yardımcısına giderek nasılsa Fatih’in yaşı küçük, amatör takım kalecimizi alın diyerek ekarte ettiğini!
Sadede gelirsek özür dilemeyi bırakın bir kenara kolayına kimsenin hata yaptığını, yanıldığını kabullenemediği ülkemizde Turgay Hocamızın ortaya koyduğu tavır harikulade. Darısı sizlerin, bizlerin başına…
 
İKİ ÇOCUK MU ÜÇ ÇOCUK MU?
 
Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabına Heyamola Yayınevi biyografi istediğinde tamı tamına 5 dakikamızı almıştı yazıp göndermemiz…
 
Beğenildi mi beğenilmedi mi bilemiyoruz lâkin bazı dostların dikkatini celbetmiş “İki oğlan sahibi hocanın üçüncü çocuğu” nereden çıktı diye! Ot gibi yaşadığımız bilindiğinden kimse hovardalıkla ilişkilendirmedi şükür!
 
Üç oğlumuz var dediysek de biri cennette! Yaradan baba olmamızı nasip eylediğinde bir değil iki oğlan çocuğunu aynı anda vermişti. Neylersiniz ikizlerden küçük doğanını kâinatın sahibi 28 saat sonra geri aldı…
 
37 yıldır her gün sektirmeden dua ettiğimiz küçük oğlumuzu hatamızın ancak farkına vararak bu kez biyografiye ekledik; meselenin özü bu…
 
FARK ETMEZ; GÜVENMEYE DEVAM…
 
Tecrübeli yazarlar her ne kadar internetten kitap gönderirken bedeli peşin alınmalı dese de biz okurun eline geçmeden İban Numarası vermeme de ısrarcıyız…
 
Tamam, cennet olması gerekirken el birliğiyle cehenneme çevirdiğimiz vatanımızda ciddi manada ahlaki erozyon yaşanıyor ancak herkesten şüphe ederek de yaşanmaz ki…
 
Ayıptır söylemesi yetiştiğimiz çevrede “Hayvanı yularından adamı sözünden bağlarlar” ile “Borcu çek senet değil, ahlak öder” özdeyişleri sıkça kullanılırdı. Nice güzel insanlar gördük sözlerini yere düşürmeyen, vaadini mutlaka yerine getiren. Ne diyordu şair “İyi arkadaş güzel yerlere kötü arkadaş her yere götürür” …
 
Evet, bu sefer hayli fire verdik kitap gönderimlerinde amma velakin esnaf çocuğuyuz ve teslim etmeden hesap numarası vermeyiz, vermeyeceğiz de...
 
Bırakın spor programlarını televizyon dahi seyretmiyoruz uzun zamandır ve koyduğumuz videodan da bir dostumuz gönderince haberdar olabildik. Değerli gazeteci Selahattin Kınalı bizim 200 küsur sayfada anlatmaya çalıştığımızı 2 dakikaya büyük hünerle sığdırmış. Sağ olsun var olsun…
 
Salı günü ömrümüz vefa ederse açacağımız başlığın altına kitabı okuyanlar lütfedip düşüncelerini yazarsa sevinir, büyük bir ciddiyetle de değerlendiririz…
 
Fotoğraf açıklaması yok.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.