Fatih URAZ
Köşe Yazarı
Fatih URAZ
 

BÜYÜK KONUŞANI MAHÇUP EDER YEŞİL SAHALAR…

Tam 77 yıl önce Juventus başkanı Agnelli, 3 senelik hocalık mazisine sahip 38 yaşındaki Jesse Carver’a "Geleceğimizi ve prestijimizi ellerine teslim ediyoruz ancak başarı için uzun süre bekleyemeyeceğimizi bilmeni isteriz!" diye sesleniyordu…   Ne kadar sade ve içten bir anlatım tarzı değil mi? "Sonuna kadar arkandayız - beraber geldik beraber gideriz - bu kulüpte kapıyı sen kilitler çıkarsın!" gibi yığınla boş vaat ardından istenen neticeler gelmediğinde sözü yemek yahut hocaya ‘bizi rahatlatsın!’ mesajı yollamak yerine; ilk günden "Sana güveniyoruz ama karşılığını vermelisin" deyip kartları açık oynamak…   Bazen futbolun sihirli olup olmadığını düşünürüz çünkü çarkın içine giren hiç kimse yazılı olmayan ama varlığını sürekli ispat eden kurallardan kendini soyutlayamıyor. Çok değil bir mağlubiyet idam sehpasına çıkartıyor bir gol yahut kurtarış ipten alıyor. Güçlü, zengin, karizmatik de olunsa, tribünler ayaklandığında tek yönlü gidiş bileti ele tutuşturuluveriyor…   Ayak topunun fazla tanınmasada en önemli aktörlerinden, koşudan ibaret idmanları sanata dönüştürmüş, elinin değdiği her takımı ihya etmiş Carver (1911-2003, İtalya’da 6 değişik takım çalıştırdı), nedense İnter Milan başkanının gözüne girememişti. Öyle ki İnter başkanı Moratti "O adam bu takımın asla menajeri olamayacak; velev ki dünyada yaşayan tek kişi kalsa!" diyerek kararlılığını cümle aleme ilan etmişti. Sonuç mu; aynı Moratti iki sene sonra Carver’e şöyle seslenecekti ‘Gel takımın başına geç ve bizi kurtar!’   Keskin U dönüşlerine sıkça rastlanır futbol aktörleri arasında; adamı sözünden bağlarlar vecizesi uzun yıllar önce rahmetli olmuştur onlar nazarında! ‘Bu kulüpten içeri giremez!’ diye kükrediği hocaya bir gün sonra imza attırınca ‘Hayırlı olsun, biliyorsunuz Baba Gündüz’de iki büyük takımı çalıştırmıştı’ diye çark eden ve de gocunmayan yöneticileri gördü gözlerimiz! Futbolcuların maç öncesi ve sonrası verdiği demeçlerdeki ‘dil fukaralığı, kelime haznesinin zayıflığı, anlatım güçlüğü!’ bazen sitemle bazense alaycı ifadelerle tenkit edilir ezelden beri! Tenkitlere bir diyeceğimiz yoksa da küçük bir ekleme yapmak isteriz; asıl facia hocaların konuşmalarında gizli!   Güzel konuşmak kolay bir iş değildir şüphesiz; dile hâkim olmadan, öfkeyi kontrol etmeden, içinde bulunulan atmosferi gereğince tartmadan ve en önemlisi amacı belirlemeden cafcaflı kelimeleri ardı sıra dizmekle hatip olunmaz. Hele hele hem nalına hem mıhına vururken ne olur ne olmaz kaygısıyla geri adım atıp zikzak çizerek mümkün değildir harflerle muhabbet kurabilmek. Samimiyeti de unutmayalım bu ara!   İyisi mi "okumayan, düşünmeyen, tartışma adabını bilmeyen, karşısındakini dinlemeyen, her şeyi bildiğini zannedenleri dinlemeyerek akıl sağlığınızı ve sinirlerinizi harap olmaktan koruyun!"   KİTAPLA İLGİLİ YORUMLARINIZI MERAKLA BEKLİYORUZ…   Sağ olsunlar teveccüh gösterip Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabını alıp okuyanlar oldu aranızdan ve de değerli düşüncelerini özelden paylaştılar…   Keşke bu sayfalarda da görüşlerinizi paylaşsanız…   Unutmadan hediye kitap konusuna açıklık getirmek istiyoruz. Bir kitabın yaklaşık 400 lira maliyeti var ve sayfada birkaç kez 450-500 lira gibi bir fiyatı olacağını ve adresini, cep numarasını iletene gönderebileceğimizi söylemiştik…   %90’nınız büyük hassasiyet göstererek istemediğimiz halde ellerine geçmeden gereğini yaparken kimileri hediye olarak algıladı nedense!   İlginçtir bu kitabın yayımlanmasını ısrarla tavsiye eden, yardımcı olan, moral veren değerli büyüklerimiz Taner Carin, Erdinç Akkuş, Metin Babür ile Sedat Tunalı, Murat Yelken, Osman Cinel, Hasan Basri Özyılmaz, Muhammet Poyraz gibi sayısız dost tüm ısrarlarımıza karşın hediye kitabımızı kabul etmezken yolda görsek tanımayacağımız kişiler hediyemizi kabul ettiğini sayfalarında deklare ediyor ya; ilginç…   Türkiye’de belirli bir zümrenin adamı olmadan spor kitaplarından para kazanan birinin çıkabilmesi mümkün değil. Zaten o yüzden yayınevleri basmaya yanaşmıyor haklı olarak. Bu kitabın basımını senelerce bekledik ve de umudumuzu tam yitiriyorken Sedat Tunalı kişisel hukukunu kullanarak bir yayınevine demoyu göndermemizi sağladı da rüyamız ancak gerçekleşebildi… Şahsen şanslı sayılırız çünkü yazdıklarımızdan zarar etmiyoruz (dileriz yayınevi de etmez) ki fazlasıyla kâfi; okunsun ve beğenilsin yeter…  
Ekleme Tarihi: 15 Mayıs 2026 -Cuma

BÜYÜK KONUŞANI MAHÇUP EDER YEŞİL SAHALAR…

Tam 77 yıl önce Juventus başkanı Agnelli, 3 senelik hocalık mazisine sahip 38 yaşındaki Jesse Carver’a "Geleceğimizi ve prestijimizi ellerine teslim ediyoruz ancak başarı için uzun süre bekleyemeyeceğimizi bilmeni isteriz!" diye sesleniyordu…
 
Ne kadar sade ve içten bir anlatım tarzı değil mi? "Sonuna kadar arkandayız - beraber geldik beraber gideriz - bu kulüpte kapıyı sen kilitler çıkarsın!" gibi yığınla boş vaat ardından istenen neticeler gelmediğinde sözü yemek yahut hocaya ‘bizi rahatlatsın!’ mesajı yollamak yerine; ilk günden "Sana güveniyoruz ama karşılığını vermelisin" deyip kartları açık oynamak…
 
Bazen futbolun sihirli olup olmadığını düşünürüz çünkü çarkın içine giren hiç kimse yazılı olmayan ama varlığını sürekli ispat eden kurallardan kendini soyutlayamıyor. Çok değil bir mağlubiyet idam sehpasına çıkartıyor bir gol yahut kurtarış ipten alıyor. Güçlü, zengin, karizmatik de olunsa, tribünler ayaklandığında tek yönlü gidiş bileti ele tutuşturuluveriyor…
 
Ayak topunun fazla tanınmasada en önemli aktörlerinden, koşudan ibaret idmanları sanata dönüştürmüş, elinin değdiği her takımı ihya etmiş Carver (1911-2003, İtalya’da 6 değişik takım çalıştırdı), nedense İnter Milan başkanının gözüne girememişti. Öyle ki İnter başkanı Moratti "O adam bu takımın asla menajeri olamayacak; velev ki dünyada yaşayan tek kişi kalsa!" diyerek kararlılığını cümle aleme ilan etmişti. Sonuç mu; aynı Moratti iki sene sonra Carver’e şöyle seslenecekti ‘Gel takımın başına geç ve bizi kurtar!’
 
Keskin U dönüşlerine sıkça rastlanır futbol aktörleri arasında; adamı sözünden bağlarlar vecizesi uzun yıllar önce rahmetli olmuştur onlar nazarında! ‘Bu kulüpten içeri giremez!’ diye kükrediği hocaya bir gün sonra imza attırınca ‘Hayırlı olsun, biliyorsunuz Baba Gündüz’de iki büyük takımı çalıştırmıştı’ diye çark eden ve de gocunmayan yöneticileri gördü gözlerimiz!
Futbolcuların maç öncesi ve sonrası verdiği demeçlerdeki ‘dil fukaralığı, kelime haznesinin zayıflığı, anlatım güçlüğü!’ bazen sitemle bazense alaycı ifadelerle tenkit edilir ezelden beri! Tenkitlere bir diyeceğimiz yoksa da küçük bir ekleme yapmak isteriz; asıl facia hocaların konuşmalarında gizli!
 
Güzel konuşmak kolay bir iş değildir şüphesiz; dile hâkim olmadan, öfkeyi kontrol etmeden, içinde bulunulan atmosferi gereğince tartmadan ve en önemlisi amacı belirlemeden cafcaflı kelimeleri ardı sıra dizmekle hatip olunmaz. Hele hele hem nalına hem mıhına vururken ne olur ne olmaz kaygısıyla geri adım atıp zikzak çizerek mümkün değildir harflerle muhabbet kurabilmek. Samimiyeti de unutmayalım bu ara!
 
İyisi mi "okumayan, düşünmeyen, tartışma adabını bilmeyen, karşısındakini dinlemeyen, her şeyi bildiğini zannedenleri dinlemeyerek akıl sağlığınızı ve sinirlerinizi harap olmaktan koruyun!"
 
KİTAPLA İLGİLİ YORUMLARINIZI MERAKLA BEKLİYORUZ…
 
Sağ olsunlar teveccüh gösterip Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabını alıp okuyanlar oldu aranızdan ve de değerli düşüncelerini özelden paylaştılar…
 
Keşke bu sayfalarda da görüşlerinizi paylaşsanız…
 
Unutmadan hediye kitap konusuna açıklık getirmek istiyoruz. Bir kitabın yaklaşık 400 lira maliyeti var ve sayfada birkaç kez 450-500 lira gibi bir fiyatı olacağını ve adresini, cep numarasını iletene gönderebileceğimizi söylemiştik…
 
%90’nınız büyük hassasiyet göstererek istemediğimiz halde ellerine geçmeden gereğini yaparken kimileri hediye olarak algıladı nedense!
 
İlginçtir bu kitabın yayımlanmasını ısrarla tavsiye eden, yardımcı olan, moral veren değerli büyüklerimiz Taner Carin, Erdinç Akkuş, Metin Babür ile Sedat Tunalı, Murat Yelken, Osman Cinel, Hasan Basri Özyılmaz, Muhammet Poyraz gibi sayısız dost tüm ısrarlarımıza karşın hediye kitabımızı kabul etmezken yolda görsek tanımayacağımız kişiler hediyemizi kabul ettiğini sayfalarında deklare ediyor ya; ilginç…
 
Türkiye’de belirli bir zümrenin adamı olmadan spor kitaplarından para kazanan birinin çıkabilmesi mümkün değil. Zaten o yüzden yayınevleri basmaya yanaşmıyor haklı olarak. Bu kitabın basımını senelerce bekledik ve de umudumuzu tam yitiriyorken Sedat Tunalı kişisel hukukunu kullanarak bir yayınevine demoyu göndermemizi sağladı da rüyamız ancak gerçekleşebildi…

Şahsen şanslı sayılırız çünkü yazdıklarımızdan zarar etmiyoruz (dileriz yayınevi de etmez) ki fazlasıyla kâfi; okunsun ve beğenilsin yeter…

Fotoğraf açıklaması yok.

 

Fotoğraf açıklaması yok.
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.