Fatih URAZ
Köşe Yazarı
Fatih URAZ
 

BALKAN KUPASI KOMEDİSİ…

Profesyonellik çarkında oyuncu olarak geçirdiğin 17 sene zarfında "Gördüğün en büyük maskaralık neydi?" diye sorulsa tereddütsüz "Balkan Kupası" deriz!   Hiç şüphesiz o organizasyonu tertip edenler ülkeler arasında dostluk gelişsin, oyuncuların beynelmilel tecrübesi artsın, halklar birbirine yakınlaşsın tarzı güzellikleri amaçlamıştı. Lâkin yıllar yılları kovaladı ve ortaya çıka çıka fıkralık 90 dakikalar çıktı!   Düşünebiliyor musunuz orta hakem tarafsız iken örneğin Türk takımı ile Bulgar ekibi oynadığında Yunanlı atanırken yan (yardımcı) hakemleri ulusal federasyon belirliyordu. Ve bunun neticesinde "ofsayt kuralı ev sahibi hücumlarında sorun olmaktan çıkıyordu!"   Öyle 1-2’de değil, 10-15 metrelik bariz ofsaytlarda dahi yardımcı hakemlerin gözüne perde çekiliyordu gerektiğinde! Ama bu durum sıkıntı yaratmıyordu zira zulme uğrayan takım hakkını rövanşta bir şekilde alıyordu!   Bu yüzden içeride 6 atarken dışarıda 7 yemeniz şaşırtmıyordu! Şüphesiz bunda "Nasılsa orada bizi doğrayacaklar; iyisi mi yedek oyuncuları gönderelim düşüncesi de etkiliydi." Balkan Kupası'na bir kez katılma fırsatımız olmuştu ve o gereksiz organizasyonda aklımızda kalan tek şey Selanik gezisiydi. Dedemizin doğduğu toprakları görmek ve cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün evini ziyaret etmek değerdi dünya malına…   Yunanistan'a otobüsle gidip gelmiştik takvimler 1987'i gösterirken koltukları geriye doğru yatmayan külüstürle ve hayli zahmetli geçmişti seyahat. 22 saat gidiş 22 saat gelişe işkence diyenler haksız değil!   Gece saatlerinde şehir merkezine girdiğimizde otelin yerini sormak amacıyla rastladığımız ilk yayanın yanında durmuştuk. Gırgır maç olduğu için birkaç konuk vardı aracın içinde ve onlar arasından her şeye zıplamaya meyilli diş hekimi müthiş İngilizcesini gösterme fırsatını kaçırmadı! Yalnız telaffuzu o kadar feciat, kelime hazinesi öyle dardı ki İngilizcenin mucidi gelse anlamakta zorlanırdı!   Sabırla diş tabibini dinleyen ve dehşet sözleri anlamayan Yunanlının aşka gelmesiyse kaçınılmazdı!   - Kardeşim niye Türkçe konuşmuyorsun?   Soydaşımızın tarifiyle otele ulaşınca yataklara serilip saatlerce mışıl mışıl uyuduk. Ee oraya gittikten sonra etrafı keşfe çıkmamız kaçınılmazdı ve kahvaltıyı yapar yapmaz sokaklara attık kendimizi...   Siyasetçilerin abartılı jestleri ve gazetelerin aşırı milliyetçi provokatif yazılarından ötürü iki ülke vatandaşları o dönem ürkerek birbirinin toprağına adım atardı. Halbuki ne boş kuruntuymuş, anlamsızmış kökleşmiş ön yargılar…   Trafikte hata yapan sürücünün uyaran polise gösterdiği tepki, ev balkonlarından dışarıya sarkan çamaşırlar, yere tüküren yayalar, bir yerlerden kulağımıza çalınan "mavi mavi masmavi-gözleri boncuk mavi" türküsü derken bize o kadar benziyorlardı ki, şaşılır. Tek bir kişi dahi yan gözle bakmazken yalnızca güler yüzdü görüp göreceğimiz…   Hatta Yunanlı yardımcı hakemler dahi hakkımızı alenen yemedi desek yeridir ancak Bulgar hakem belli ki işine üçüncü şahısları karıştırmamaya yeminliydi! Zırt pırt frikik, penaltı vererek attığımız 3 güzel golü (Erol Dinler coşmuştu o gün) boşa çıkarınca maçın son 15 dakikasında her tuttuğum topta "penaltı, penaltı" diye bağırır olmuştum!   Neyse ki hakem tahriklerime kapılmayarak adalet terazisini doğru tartmaktan vazgeçmedi, Rus asıllı rakip kaptan "relax keeper- sakin ol kaleci" diyerek şahsımı yatıştırmaya çabaladı! Allah’tan diğer deplasman maçına A Milli takım kampında oluşumdan ötürü gidememiştim! Dünmüş gibi hatırlarım rahmetli Nuri Asan’a “Maç ne oldu hocam?” diye soruşumu ve “Hiç sorma!” deyip es geçişini! İşler yolunda gitmemişti besbelli!   NOT: Bu anekdot Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabımda yok lâkin ondan daha ilginç yığınla gerçek hikâye, anekdot var! Yayınevi sahibi “salı günü kitaplar elimize geçiyor” dediğine göre nasipse çarşamba, perşembe günü adınıza imzalayıp kargoya vermeye başlarım. Arzu edenler adres ve telefon eksiğini tamamlasın lütfen…  
Ekleme Tarihi: 27 Nisan 2026 -Pazartesi

BALKAN KUPASI KOMEDİSİ…

Profesyonellik çarkında oyuncu olarak geçirdiğin 17 sene zarfında "Gördüğün en büyük maskaralık neydi?" diye sorulsa tereddütsüz "Balkan Kupası" deriz!
 
Hiç şüphesiz o organizasyonu tertip edenler ülkeler arasında dostluk gelişsin, oyuncuların beynelmilel tecrübesi artsın, halklar birbirine yakınlaşsın tarzı güzellikleri amaçlamıştı. Lâkin yıllar yılları kovaladı ve ortaya çıka çıka fıkralık 90 dakikalar çıktı!
 
Düşünebiliyor musunuz orta hakem tarafsız iken örneğin Türk takımı ile Bulgar ekibi oynadığında Yunanlı atanırken yan (yardımcı) hakemleri ulusal federasyon belirliyordu. Ve bunun neticesinde "ofsayt kuralı ev sahibi hücumlarında sorun olmaktan çıkıyordu!"
 
Öyle 1-2’de değil, 10-15 metrelik bariz ofsaytlarda dahi yardımcı hakemlerin gözüne perde çekiliyordu gerektiğinde! Ama bu durum sıkıntı yaratmıyordu zira zulme uğrayan takım hakkını rövanşta bir şekilde alıyordu!
 
Bu yüzden içeride 6 atarken dışarıda 7 yemeniz şaşırtmıyordu! Şüphesiz bunda "Nasılsa orada bizi doğrayacaklar; iyisi mi yedek oyuncuları gönderelim düşüncesi de etkiliydi."
Balkan Kupası'na bir kez katılma fırsatımız olmuştu ve o gereksiz organizasyonda aklımızda kalan tek şey Selanik gezisiydi. Dedemizin doğduğu toprakları görmek ve cumhuriyetimizin kurucusu Atatürk'ün evini ziyaret etmek değerdi dünya malına…
 
Yunanistan'a otobüsle gidip gelmiştik takvimler 1987'i gösterirken koltukları geriye doğru yatmayan külüstürle ve hayli zahmetli geçmişti seyahat. 22 saat gidiş 22 saat gelişe işkence diyenler haksız değil!
 
Gece saatlerinde şehir merkezine girdiğimizde otelin yerini sormak amacıyla rastladığımız ilk yayanın yanında durmuştuk. Gırgır maç olduğu için birkaç konuk vardı aracın içinde ve onlar arasından her şeye zıplamaya meyilli diş hekimi müthiş İngilizcesini gösterme fırsatını kaçırmadı! Yalnız telaffuzu o kadar feciat, kelime hazinesi öyle dardı ki İngilizcenin mucidi gelse anlamakta zorlanırdı!
 
Sabırla diş tabibini dinleyen ve dehşet sözleri anlamayan Yunanlının aşka gelmesiyse kaçınılmazdı!
 
- Kardeşim niye Türkçe konuşmuyorsun?
 
Soydaşımızın tarifiyle otele ulaşınca yataklara serilip saatlerce mışıl mışıl uyuduk. Ee oraya gittikten sonra etrafı keşfe çıkmamız kaçınılmazdı ve kahvaltıyı yapar yapmaz sokaklara attık kendimizi...
 
Siyasetçilerin abartılı jestleri ve gazetelerin aşırı milliyetçi provokatif yazılarından ötürü iki ülke vatandaşları o dönem ürkerek birbirinin toprağına adım atardı. Halbuki ne boş kuruntuymuş, anlamsızmış kökleşmiş ön yargılar…
 
Trafikte hata yapan sürücünün uyaran polise gösterdiği tepki, ev balkonlarından dışarıya sarkan çamaşırlar, yere tüküren yayalar, bir yerlerden kulağımıza çalınan "mavi mavi masmavi-gözleri boncuk mavi" türküsü derken bize o kadar benziyorlardı ki, şaşılır. Tek bir kişi dahi yan gözle bakmazken yalnızca güler yüzdü görüp göreceğimiz…
 
Hatta Yunanlı yardımcı hakemler dahi hakkımızı alenen yemedi desek yeridir ancak Bulgar hakem belli ki işine üçüncü şahısları karıştırmamaya yeminliydi! Zırt pırt frikik, penaltı vererek attığımız 3 güzel golü (Erol Dinler coşmuştu o gün) boşa çıkarınca maçın son 15 dakikasında her tuttuğum topta "penaltı, penaltı" diye bağırır olmuştum!
 
Neyse ki hakem tahriklerime kapılmayarak adalet terazisini doğru tartmaktan vazgeçmedi, Rus asıllı rakip kaptan "relax keeper- sakin ol kaleci" diyerek şahsımı yatıştırmaya çabaladı!
Allah’tan diğer deplasman maçına A Milli takım kampında oluşumdan ötürü gidememiştim! Dünmüş gibi hatırlarım rahmetli Nuri Asan’a “Maç ne oldu hocam?” diye soruşumu ve “Hiç sorma!” deyip es geçişini! İşler yolunda gitmemişti besbelli!
 
NOT: Bu anekdot Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabımda yok lâkin ondan daha ilginç yığınla gerçek hikâye, anekdot var! Yayınevi sahibi “salı günü kitaplar elimize geçiyor” dediğine göre nasipse çarşamba, perşembe günü adınıza imzalayıp kargoya vermeye başlarım. Arzu edenler adres ve telefon eksiğini tamamlasın lütfen…
 
bir veya daha fazla kişi ve yazı görseli olabilir
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.