Eminiz bazı anneler içinden geçirecektir “Yavrumu ben suyun içine atlasın, üstü başı çamur içinde kalsın, eziyet çeksin diye mi doğurdum?”
Yerlerinde olsak çocuğumuzu göndermezdik!
Tabii sözümüz dinlenir miydi, orası ayrı bir hikâye…
Öncelikle “Teklif var ısrar yok” durumu söz konusu ortada…
Ve bu plonjonları antrenman bitişinde yaptırıp anında yavrularımızı içeri gönderiyoruz…
Yani hem rıza hem yedek malzeme getirme şartı var yüzmek isteyenlere!
Bu yalnızca idman değil, hayata da değişik bir pencereden hazırlık…
Cefasına katlanmadığınız işin sefasını süremezsiniz yaşam macerasında…
Kalecilik zevkli olduğu kadar zorlu da bir uğraştır ve sahayla, havayla, rakiple, kendinizle her an mücadele vermek zorundasınız…
Muhallebi çocuklarına uygun değildir 3 direk arası (muhallebi güzel ve hafif tatlıdır lâkin eskiden pısırık, her şeyden ürken, aşırı kırılgan çocuklara yapıştırılırdı 9 harfli bu unvan!)
Sıkça tekrar ettiğimiz üzere kimseyi kaleci yapamayız lâkin gönülden isteyenin, sıkı çalışanın, ikazlara kulak asanların file bekçisi olmalarına ve önlerine doğru yol haritası koymalarına destek verebiliriz…
66 senenin yorgunluğuna ve ayaklarımız bileğe kadar suya gömülmesine rağmen meşin yuvarlağa hâlâ vurmamızın en büyük nedeni böyle enstantaneleri görmekten halen zevk alışımız…
Hem zaten biz sadece topa vurup komut veriyoruz; atlayan düşünsün bu derde neden ve nereden giriftar olduğunu…