Hâlâ sesini duyduğunuz zaman içinizin açıldığı, kederinizin azaldığı, gönlünüzün hoş olduğu birileri varsa hayatınızda; ne duruyorsunuz?
"O yaşça küçük, geçen sefer aradım ama dönmedi, ne vakit arasam beni pişman ediyor, havasından yanına varılmıyor, parayı bulunca tavrı değişti" diye sebepler üreteceğinize niye telefon tuşlarına basmıyor yahut iki satır samimiyetle örülü mesaj çekmiyorsunuz?
Arayıp sormayanları gurur meselesi yaparak arayıp sormuyorsanız eğer hiç kusura kalmayın; olgun bir ruha sahip değilsiniz...
Unutmayın ki herkes kendisine yakışanı yapar. Velev ki terslendiniz yahut size dönüş olmadı; ne kaybedersiniz hâl hatır sormakla?
Adam olmak zor zanaattir, pek az kişi becerebilir...
Hani evinizin baş köşesinde duran ve kalıbına aşırı saygı gösterdiğiniz, elinize alınca öpmeden bırakmadığınız, bel hizası altına koymadığınız, abdestsiz dokunmadığınız amma velakin ne hikmetse içinde yazanı merak edip okumadığınız kitap var ya! İşte o kitapta Yaradan'ın hoşnutluğunu kazandıracak ameller "Cömertlik, bağışlama, öfkeye hakim olma" diye sıralanıyor...
Bile bile kalp kırıp can yakmayan, güzel bakıp güzel gören, geçmişe takılıp kalmayan, aklını ve vicdanını emanete vermeyen, hak etmediğini almayan, adalet ve liyakatı ıskalamayan kim varsa bayramı kutlu olsun...
