Fatih URAZ
Köşe Yazarı
Fatih URAZ
 

ALİ HOŞFİKİRER, BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

Gülümsemenin çok yakıştığı, kimsenin kimseden kolayına hazzetmediği futbol arenasında tanıyan herkesin sitayişle bahsettiği Ali Hoşfikirer (1944-2012), bir yıldız gibi kaydı dünyamızdan...   Konfüçyüs ‘Asaletten kaynaklanmayan kibarlık gerçek kibarlık değildir’ derken onu mu kastetmişti acaba diye düşünürdük zaman zaman...   Gözlerinin içi parlardı, tebessüm dağıtırdı dört bir yana. Kompleksiz, doğal, hayatının hiç bir kesitinde poz kesmeyen, adamın hası bir dervişdi...   1989 senesinde ‘Buraya seni yeteneğin getirdi ama ahlâkın tutacak-Futbol ölüm kalım meselesi mi diye sorarlar; elbette değildir, daha önemlidir!’ tarzı sayısız özdeyişi Adanademirspor duvarlarında görünce farklı bir hocayla karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık...   Yapıcı konuşur, ünlü ünsüz ayırımı yapmaz, herkese samimi davranır, parasını daima birileriyle paylaşırdı. Muhtemelen ‘hayır’ sözcüğünün ne anlama geldiğini bilmiyordu çünkü 23 senedir ‘hayır’ dediğine şahitlik etmedik...   Adana’nın cehennemi sıcağında form tutmak adına ‘Hocam, beni çalıştırır mısın?’ diye sorduğumuzda ‘Kaçta istiyorsan sabah gel beni evden al’ demiş ve şaka değil ha, güneş doğmadan önce Atatürk Parkı’nın çimenlerinde topa vurmaya başlamıştı. Parkın yaşlı bekçisi futbolla ilgilenmediğinden, bizleri de tanımadığından yanımıza gelip ‘Siz kafadan sakat mısınız?’ deyince ben adamın üzerine yürürken nurlar içinde yatsın sevgili hocam o an dahi kahkahalar savuruyordu. Bir insan bu kadar mı kendiyle barışık olurdu!   Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye’ye geldiğimizde sırf onu görmek ve sohbet etmek amacıyla günübirliğine Adana’nın yolunu tutup kendisiyle hasret gidermiştik. Demek ki veda ziyaretiymiş! Sokakta, lokantada, çay bahçesinde iftihar etmiştik her gelip geçenin ‘Ali abi hürmetler, nasılsın?’ diye sorup duruşuna...   Hocam; yığınla şampiyonluklar kazandığın halde, elde ettiğin onca başarıya karşın sportif ve ekonomik anlamda hak ettiğinin ellide birini dahi alamadığın hepimizin mâlumu ve de ayıbı. Ancak bu üzülünecek bir konu değil; şimdi gittiğin yerde nasılsa milyonların, milyarların hükmü geçmeyecek; senin insanlığın, cömertliğin, kimseden esirgemediğin tatlı dilin, bizlerin sana göndereceği dualar ebedi alemde yar ve yardımcın olacak...   Genellikle tanıdıklar, arkadaşlar vefatlarının ardından aman günah olmasın korkusuyla ciğerleri beş kuruş etmesede, gıyaben güzel anılır. Kabul edelim ölü güzellemesi yaygındır toplumumuzda!   Vallahi Ali abi sen o guruptan değildin; hakkında söylediklerimizi son kelimesine, virgülüne, noktasına varıncaya dek hak ettin. İnanıyoruz ki kalabalıklar sel olup akmıştır ardından; nice namerde sevgisini, ilgisini esirgememiş Adana halkı öz be öz civanmerdine yakışanı yapmıştır muhakkak!   İnternetten öğrendiğimiz kadarıyla yaklaşık bir hafta yoğun bakımda kalmış. Gurbette yaşamanın en feci tarafı ‘Dostların başına geleni son duyanın siz oluşunuz.’   Öte yandan onun gibi çınara hasta yatağında uzun süre yatmak zaten yakışmazdı; belli ki dostlarının yanına gelip ona veda etmesini murâd etmiş İlahi İrade...   Çok ama çok üzgünüz zatına son görevi ifa edemediğimiz için. O bilge insanın tabutuna omuz vermek, naşını kabrine indirmek, mezarının başında dua etmek, imamın ‘nasıl bilirdiniz?’ sorusuna ‘çok iyi bilirdik’ demeyi gönülden isterdik...   Bu sebeple 9000 km uzaktan biraz gecikmeyle de olsa tüm benliğimizle diyoruz ki ‘Çok iyi bilirdik merhumu çok; bu dünyaya fazlaydı ve çoğu iyi insan gibi daha güzel yerlere çekip gitti erkenden.’   Çocukları iftihar edebilir zira babaları adamın hasıydı ve onlara muhteşem bir ad bıraktı; ardında para bırakacak değildi ya...   39 senelik futbol yaşantımızda iki hocayı diğerlerinden ayırmıştık; Nuri Asan ile Ali Hoşfikirer’i (Coşkun Özarı'yı atlamışız) ve ikisini de görme şansımız kalmadı yazık ki. Biri 50’liye varmadan diğeri 70’ine yaklaşırken Yaradan’a dönünce futbol arenasında öksüz kaldık anlayacağınız...   Canım hocam; iyi ki hayat mücadelesinde seninle karşılaşmış ve dostun olma mutluluğuna erişmişim. Seni tanımak büyük onurdu. Telefon numaranı kıyamayız silmeye; seni ve numaranı gönül defterimizde ölene değin saklayacağız. Dualarımızda adını yaşadıkça anacağız; biz seni çok sevdik; dileğimiz odur ki Allah’da seni sevsin ve katında şanına lâyık ağırlasın...   NOT; 14 sene önce gazete köşesinde kaleme aldığımız yazı. Hocamızdan duanızı esirgemeyin lütfen...  
Ekleme Tarihi: 04 Nisan 2026 -Cumartesi

ALİ HOŞFİKİRER, BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ

Gülümsemenin çok yakıştığı, kimsenin kimseden kolayına hazzetmediği futbol arenasında tanıyan herkesin sitayişle bahsettiği Ali Hoşfikirer (1944-2012), bir yıldız gibi kaydı dünyamızdan...
 
Konfüçyüs ‘Asaletten kaynaklanmayan kibarlık gerçek kibarlık değildir’ derken onu mu kastetmişti acaba diye düşünürdük zaman zaman...
 
Gözlerinin içi parlardı, tebessüm dağıtırdı dört bir yana. Kompleksiz, doğal, hayatının hiç bir kesitinde poz kesmeyen, adamın hası bir dervişdi...
 
1989 senesinde ‘Buraya seni yeteneğin getirdi ama ahlâkın tutacak-Futbol ölüm kalım meselesi mi diye sorarlar; elbette değildir, daha önemlidir!’ tarzı sayısız özdeyişi Adanademirspor duvarlarında görünce farklı bir hocayla karşı karşıya olduğumuzu anlamıştık...
 
Yapıcı konuşur, ünlü ünsüz ayırımı yapmaz, herkese samimi davranır, parasını daima birileriyle paylaşırdı. Muhtemelen ‘hayır’ sözcüğünün ne anlama geldiğini bilmiyordu çünkü 23 senedir ‘hayır’ dediğine şahitlik etmedik...
 
Adana’nın cehennemi sıcağında form tutmak adına ‘Hocam, beni çalıştırır mısın?’ diye sorduğumuzda ‘Kaçta istiyorsan sabah gel beni evden al’ demiş ve şaka değil ha, güneş doğmadan önce Atatürk Parkı’nın çimenlerinde topa vurmaya başlamıştı. Parkın yaşlı bekçisi futbolla ilgilenmediğinden, bizleri de tanımadığından yanımıza gelip ‘Siz kafadan sakat mısınız?’ deyince ben adamın üzerine yürürken nurlar içinde yatsın sevgili hocam o an dahi kahkahalar savuruyordu. Bir insan bu kadar mı kendiyle barışık olurdu!
 
Geçtiğimiz Aralık ayında Türkiye’ye geldiğimizde sırf onu görmek ve sohbet etmek amacıyla günübirliğine Adana’nın yolunu tutup kendisiyle hasret gidermiştik. Demek ki veda ziyaretiymiş! Sokakta, lokantada, çay bahçesinde iftihar etmiştik her gelip geçenin ‘Ali abi hürmetler, nasılsın?’ diye sorup duruşuna...
 
Hocam; yığınla şampiyonluklar kazandığın halde, elde ettiğin onca başarıya karşın sportif ve ekonomik anlamda hak ettiğinin ellide birini dahi alamadığın hepimizin mâlumu ve de ayıbı. Ancak bu üzülünecek bir konu değil; şimdi gittiğin yerde nasılsa milyonların, milyarların hükmü geçmeyecek; senin insanlığın, cömertliğin, kimseden esirgemediğin tatlı dilin, bizlerin sana göndereceği dualar ebedi alemde yar ve yardımcın olacak...
 
Genellikle tanıdıklar, arkadaşlar vefatlarının ardından aman günah olmasın korkusuyla ciğerleri beş kuruş etmesede, gıyaben güzel anılır. Kabul edelim ölü güzellemesi yaygındır toplumumuzda!
 
Vallahi Ali abi sen o guruptan değildin; hakkında söylediklerimizi son kelimesine, virgülüne, noktasına varıncaya dek hak ettin. İnanıyoruz ki kalabalıklar sel olup akmıştır ardından; nice namerde sevgisini, ilgisini esirgememiş Adana halkı öz be öz civanmerdine yakışanı yapmıştır muhakkak!
 
İnternetten öğrendiğimiz kadarıyla yaklaşık bir hafta yoğun bakımda kalmış. Gurbette yaşamanın en feci tarafı ‘Dostların başına geleni son duyanın siz oluşunuz.’
 
Öte yandan onun gibi çınara hasta yatağında uzun süre yatmak zaten yakışmazdı; belli ki dostlarının yanına gelip ona veda etmesini murâd etmiş İlahi İrade...
 
Çok ama çok üzgünüz zatına son görevi ifa edemediğimiz için. O bilge insanın tabutuna omuz vermek, naşını kabrine indirmek, mezarının başında dua etmek, imamın ‘nasıl bilirdiniz?’ sorusuna ‘çok iyi bilirdik’ demeyi gönülden isterdik...
 
Bu sebeple 9000 km uzaktan biraz gecikmeyle de olsa tüm benliğimizle diyoruz ki ‘Çok iyi bilirdik merhumu çok; bu dünyaya fazlaydı ve çoğu iyi insan gibi daha güzel yerlere çekip gitti erkenden.’
 
Çocukları iftihar edebilir zira babaları adamın hasıydı ve onlara muhteşem bir ad bıraktı; ardında para bırakacak değildi ya...
 
39 senelik futbol yaşantımızda iki hocayı diğerlerinden ayırmıştık; Nuri Asan ile Ali Hoşfikirer’i (Coşkun Özarı'yı atlamışız) ve ikisini de görme şansımız kalmadı yazık ki. Biri 50’liye varmadan diğeri 70’ine yaklaşırken Yaradan’a dönünce futbol arenasında öksüz kaldık anlayacağınız...
 
Canım hocam; iyi ki hayat mücadelesinde seninle karşılaşmış ve dostun olma mutluluğuna erişmişim. Seni tanımak büyük onurdu. Telefon numaranı kıyamayız silmeye; seni ve numaranı gönül defterimizde ölene değin saklayacağız. Dualarımızda adını yaşadıkça anacağız; biz seni çok sevdik; dileğimiz odur ki Allah’da seni sevsin ve katında şanına lâyık ağırlasın...
 
NOT; 14 sene önce gazete köşesinde kaleme aldığımız yazı. Hocamızdan duanızı esirgemeyin lütfen...
 
bir veya daha fazla kişi görseli olabilir
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.