Kaç yaşında olduğu kestirilemeyen dünyamızdan üç esaslı Tarzan gelip geçti; beyazperdeden Johnny Weissmuller, yeşil çimenlerden Amedeo Carrizo ile Antonio Roma…
20. yüzyılın en iyileri listesine giren Arjantinli Carrizo'yu aynı anda iki kişiyle değişmeli anlatmak içimize sinmeyeceğinden diğerlerine odaklanalım iyisi mi!
Çocukken gerçek sandığımız sinema Tarzan’ı şimdilerde doğsa Romanyalı olacaktı; neylersiniz Haziran 1904’de dünyaya gözlerini açınca kimliğine Macar kaydı düşüldü…
Edgar Rice’nın Ape Man’iyle özdeşleşen 1.91’lik Johnny, yakışıklıydı, başarılıydı, karizmatikti. Sinemaya geçmeden önce yüzmede 67 dünya rekoru kırmış, boynuna 5 olimpiyat altını takmıştı (5 kez evlenmişti.) Dahası 100 metrede 1 dakikanın altına inen ilk fanidir kendisi…
Neylersiniz masalsı yaşantısı 1977 Ağustos’unda aniden vuran felçle yerini ızdıraplı yıllara bırakacaktı. Hayranları durumunu öğrenince dünyanın dört bir köşesinden on binlerce mektup, hediye göndererek moral verecekti. 20 Ocak 1984'te vefat ettiğinde liderler, ünlüler, sıradan insanlar derken taziye telgrafı, kartı sağanağı yağacaktı Acapulco’ya! Sovyetler Birliği, Çin de dahil neredeyse yeryüzündeki her ülkede hakkında kapsamlı haberler yapılacak, programlar yayınlanacaktı; anlayın ne kadar sevildiğini…
Futbol sahalarının Tarzan’ı ise Johnny gibi balta kesmez ormanlarda sarmaşıklarla ağaçtan ağaca atladığından, hayvanlara hükmü geçtiğinden değil koca cüssesiyle fantastik plonjonlara hayat verdiğinden Tarzan diye anılırdı…
Antonio’nun hayat serüveni Temmuz 1932'de Arjantin’de başladı. Kaleci Tarzan 4 sezon Ferro Carril’de oynasada memleketinde bile sanmıyoruz orada geçirdiği günleri hatırlayan çıkabilsin! Çünkü 12 sene formasını giydiği Boca Juniors’la hafızalara kazındı, Arjantin adına 42 defa üç direk arasına yollandığı halde Boca Tarzanı olarak tanındı, anıldı…
İki Dünya Kupasında boy gösteren Antonio'nun doğrusu 1962 Şili’de varlığıyla yokluğu fark edilmedi. 1966 İngiltere’de ise Yaşin, Banks, Mazurkiewicz gibi en klâslar arasında ezilmedi, gıpta edilecek maçlar çıkardı, önceki turnuvanın kötü izlerini sildirdi…
1962'de ülkesinde şampiyonunun belirleneceği maçta River Plate’li Delem’in penaltısını kurtardığı ansa, uzak ara kariyerindeki en dehşetli andır. Taraftarlar kendilerinden geçerek oyun alanına dalacak, oyun dakikalarca duracaktı. Uzun yılların ardından o anı ve duygularını ‘Penaltı öncesi oldukça rahattım ancak seyirci sanki felç olmuştu. Böceklerin bile uçmaktan vazgeçtiğini düşünmedim değil’ diye tasvir edecekti…
Resimde görüleceği üzere penaltıda hayli öne çıkacak, rakip oyuncular buna itiraz edecek, hakem Nai Foino ise “Düzgün şut çekilirse penaltı goldür” diyerek kulak asmayacaktı!
1.81 mt boya 85 kilo ağırlığa sahip Roma’nın 1969’da 783 dakika gol yememe rekoru kırdığını unutmadan ekleyelim…
Eşine menendine az rastlanır ölçüde kuvvetliydi; hani tabiri caizse ayıboğandı! Öte yandan hayli elastikti, uçmaya, plonjon atmaya, kurtarışı süslemeye bayılırdı. Boca Juniors’la 323 resmi maçta 285 gol yemesi küçümsenmeyecek bir istatistiktir…
Macar'ı 79’unda Arjantinlisi 80’ninde elveda dediğine göre demek ki Tarzan’lar erken ölmüyor! 2013 Şubat’ında dalağı alındıktan sonra enfeksiyon geçirecek, fenalaşacak ve doktorların çabası sonuçsuz kalacaktı…
Son arzusu yakılmaktı Antonio Roma’nın ve yerine getirildi. Külleri rüzgârlarla mı savruldu, denizlere mi karıştı yoksa urnenin (kül kabı) içinde mi muhafaza ediliyor; bilinmiyor!
YİNE UNUTTUK ÇEVRE DOSTU TARZANI
Yaşlandığımız su götürmez bir gerçek zira seneler sonra gerçek tarzanı, Manisa Tarzanını yine unuttuk...
Oysa 1970'lerde genç milli takımla Manisa’da kamp yaparken adını duymuş, sonrasında merak edip araştırmıştık rahmetli Ahmet Bedevi’yi (1899-1963)…
Çevre dostu, yeşile aşık, İstiklal Madalyası sahibi, yardımsever, Spil Dağı’nda kulübesinde yorgansız, yataksız uyuyan, yaz-kış şortla gezen, heykeli dikilen, efsane sözcüğünü ziyadesiyle hak eden kıymetli büyüğümüzün önünde saygıyla eğiliyoruz. Ruhu şâd, mekanı cennet olsun…
NOT: Grafik ve tasarıma 9 Nisan Perşembe günü gitti Topun Arkasına Saklanan Hayat kitabım ve nasipse bir kaç gün içinde baskıya girer. Yayınevi geldi dediği an kısmet olursa bizzat gidip alacak ve arzu edenlere hemen göndereceğim. Heyamola Yayınlarından çıkıyor...




