112 sene öncesine uzanıyoruz…
Futbolun ne denli keyifli bir oyun olduğunu bundan güzel anlatabilen kare çıkar mı derseniz; sanmayız çıkabilsin…
Ayak topunu savaş gibi gören ve gösteren, şiddetten ve gerilimden beslenen, hayatın anlamıymış zanneden çapsız, seviyesiz, seceresiz güruhun beyinlerine kazınması gereken enstantaneye dikkatlice bakın...
Para kazanılsın elbet verilen emekten, sarfedilen her damla terden...
Oyunun aktörleri futbolu ciddiye alsın, zorlu idmanlar yaptırılsın, Di Stefano, Puşkaş, Pele, Maradona, Messi boy göstersin, atılan gollerle kurtarılan şutlar seyredenleri mest etsin...
Yeter ki nihayetinde bunun bir spor olduğu, bir oyun olduğu unutulmasın, göz ardı edilmesin...
Birazdan ölmeye, öldürmeye silah kuşanacak, kurşun sıkacak, düşman böğrüne süngü saplayacak, el bombası fırlatacakların bir kaç dakikalığına da olsa her şeyi boşverip ânın tadını çıkarması tek kelimeyle olağanüstü...
Öte yandan değil bu fotoğraf, gökten zembille daha nicesi inse taşlaşmış kalplere, yozlaşmış beyinlere, hissizleşmiş gönüllere tesir etmez, edemez...
İnsanlığını henüz yitirmemiş fanilerse eminiz bir kaç saniye düşünecektir fotoğrafın ne ifade ettiğine dair...
Stres azaltması, sıhhat kazandırması, sosyal ilişkileri kuvvetlendirmesi gereken futbol stres artırıyor, ülseri azdırıyor, arkadaşlığı bitiriyorsa eğer, eksik olsun yerküreden...
Elbette biz "Ne suçu ne günahı var o güzelim meşin yuvarlağın, oynayan ve seyreden adam değilse" diyenler safındayız...
Elin adamı savaşta futbolla neşe bulurken yurdum insanı futbolu savaşa çeviriyorsa ya genlerimiz yanlış kodlanmış olmalı ya vicdan ve akıl körelmesi yaşıyoruz...