Hikayeleri kısmet olursa kitapta okursunuz diyerek yalnızca arka kapak notunu yazıyoruz...
"İnanarak, içtenlikle, bilerek söylüyoruz; futbol asla nankör değildir…
Yüz milyonları peşine takıp diyar diyar gezdiren, yeri geldiğinde keyiflendiren, kimi zaman efkârlandıran futbol, seyretmesi ve oynaması son derece zevkli bir oyundur ve asla nankör değildir…
Futbol; çalışanı, sabredeni, direneni, kendini geliştireni, hatalarından ders alanı, farklılık yaratanı sever ve mükâfatlandırır…
Takvimler 1989 yazını işaret ederken Samsunspor kazası sonrası BJK forması ile Almanya’da ilk hazırlık maçına çıkıyoruz. Sekiz-dokuz yaşlarında tatlı mı tatlı bir afacan yanıma gelerek içinde çikolata, çiçek, şampanya olan sepeti verip “Fatih abi, seni çok seviyoruz, Allah seni bize bağışladı!” dediğinde az kalsın saha ortasında hüngür hüngür ağlayacaktım…
Ya Van’a ilk gidişimde (1992) gazete alırken uzattığım parayı seyyar satıcının “Sen misafirimizsin, ne parası?” diyerek kabul etmeyişine ne demeli?
Futbol sadece futbol mu? Hadi canım sizde" …
NOT: Grafik tasarım ve kapaklar matbaaya teslim edildi ve top artık onlarda...
Baskı bittiği an gidip alacağım nasipse...
Arzu edenlerden adresini ve cebini verenlere hemen göndermeyi planlıyorum...

