Murat MARAP
Köşe Yazarı
Murat MARAP
 

MEZUNİYET Mİ, KÜLTÜREL YOZLAŞMA MI? Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Açık Çağrı

Her millet, geleceğini yetiştirdiği nesillerle inşa eder. Bir ülkenin okulları sadece matematik, fizik ya da edebiyat öğreten kurumlar değildir; aynı zamanda o milletin tarihini, kültürünü, ahlakını ve medeniyet tasavvurunu gelecek kuşaklara aktaran en önemli eğitim yuvalarıdır. Eğer eğitim sistemi kendi değerlerini yeni nesillere aktaramıyorsa, o toplum zamanla kültürel hafızasını kaybetmeye başlar. Son yıllarda Türkiye’de özellikle lise ve üniversitelerde düzenlenen mezuniyet törenleri ciddi şekilde tartışılmaktadır. Batı kültüründen olduğu gibi alınan kep atma seremonileri, balolar, dans gösterileri ve çeşitli eğlence programları artık eğitim faaliyetinden çok kültürel bir dönüşümün aracı hâline gelmiştir. Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum. Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda gerçekleştirilen mezuniyet törenlerini yeniden değerlendirmeli ve milli eğitim anlayışımıza uygun yeni bir çerçeve oluşturmalıdır. Çünkü mesele sadece bir kep atma meselesi değildir. Mesele, çocuklarımızın hangi medeniyetin değerleriyle yetiştirileceği meselesidir. Bugün birçok okulda mezuniyet törenleri, adeta Batı kültürünün birebir taklit edildiği organizasyonlara dönüşmektedir. Öğrenciler aylar öncesinden balo hazırlıklarına başlamakta, yüksek maliyetli kıyafetler alınmakta, aileler ekonomik yük altına girmekte ve eğitim yılı, gösteriş merkezli etkinliklerle sona ermektedir. Oysa bizim medeniyetimiz gösterişi değil tevazuyu, israfı değil ölçülülüğü, taklidi değil özgünlüğü esas alır. Bizim kültürümüzde ilim bir emanettir. Diploma bir sorumluluktur. Eğitim ise sadece meslek sahibi olmak değil; aynı zamanda iyi insan yetiştirmektir. Ne yazık ki günümüzde bazı mezuniyet programlarında gençlerin milli ve manevi hassasiyetlerini gözetmeyen görüntüler ortaya çıkmaktadır. Okul bahçeleri konser alanına dönüşmekte, eğitim kurumlarının ciddiyeti zedelenebilmekte ve mezuniyetin anlamı ikinci plana düşebilmektedir. Bu durum her okul için geçerli olmasa da, kamuoyunda tartışma konusu olan örnekler bulunmaktadır. Oysa mezuniyet, gençlerin öğretmenlerine teşekkür ettiği, anne-babalarına minnettarlığını ifade ettiği ve ülkesine faydalı birey olma sözü verdiği anlamlı bir gün olmalıdır. Neden mezuniyet törenlerinde İstiklal Marşı daha güçlü bir şekilde yer almasın? Neden öğrenciler öğretmenlerine vefa konuşmaları yapmasın? Neden ailelerin emekleri alkışlanmasın? Neden gençler ülkesine hizmet edeceğine dair sembolik bir meslek yemini etmesin? Neden mezuniyetler; kültürümüzü, musikimizi ve milli değerlerimizi yansıtan programlarla gerçekleştirilemesin? Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” anlayışında milli ve manevi değerlere yapılan vurgu dikkate alındığında, mezuniyet programlarının da bu anlayışla uyumlu hâle getirilmesi önemli bir adım olacaktır. Hiç kimse gençlerin sevinmesine karşı değildir. Hiç kimse öğrencilerin mezuniyet coşkusunu yaşamasına itiraz etmez. Ancak bu coşku, kendi kültürümüzü ve kimliğimizi gölgede bırakacak biçimde değil; milletimizin değerleriyle uyumlu şekilde yaşanmalıdır. Eğitim, sadece bilgi aktaran bir süreç değildir. Eğitim aynı zamanda karakter inşasıdır. Karakter ise ancak milli kimlik, ahlak ve manevi değerlerle güçlenir. Bugün Batı’nın birçok ülkesi kendi kültürünü eğitim sistemiyle korumaya çalışırken, bizim kendi medeniyet kodlarımızı ihmal etmemiz büyük bir çelişkidir. Türkiye, bin yıllık bir medeniyetin mirasçısıdır. Bu milletin çocukları başkalarının kültürünü taklit etmek zorunda değildir. Kendi tarihimizden, kendi geleneklerimizden ve kendi değerlerimizden ilham alan mezuniyet programları hazırlamak mümkündür. Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda öncü olmalıdır. Okullara milli ve manevi değerlere uygun mezuniyet programları için rehber ilkeler hazırlanabilir. Gösterişten uzak, israfı teşvik etmeyen, aileleri ekonomik yük altına sokmayan; vefa, sorumluluk ve toplumsal birlik duygusunu öne çıkaran törenler teşvik edilebilir. Sayın Bakan Yusuf Tekin’in eğitimde milli kimliği güçlendirme yönündeki açıklamaları dikkate alındığında, bu konuda atılacak adımların toplumun farklı kesimlerince de yakından takip edileceği açıktır. Çünkü eğitim yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirir. Ve yarının Türkiye’si, bugün okullarımızda verilen kültürel mesajlarla inşa edilmektedir. Temennimiz; mezuniyet törenlerinin tartışmaların değil, ortak değerlerin, vefanın, aile bağlarının ve milli birlik ruhunun öne çıktığı anlamlı buluşmalar hâline gelmesidir. Çünkü güçlü devletler önce güçlü nesiller yetiştirir. Güçlü nesiller ise ancak kendi tarihini bilen, kültürüne sahip çıkan ve manevi değerleriyle barışık bireylerden oluşur.  
Ekleme Tarihi: 29 Haziran 2026 -Pazartesi

MEZUNİYET Mİ, KÜLTÜREL YOZLAŞMA MI? Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e Açık Çağrı

Her millet, geleceğini yetiştirdiği nesillerle inşa eder. Bir ülkenin okulları sadece matematik, fizik ya da edebiyat öğreten kurumlar değildir; aynı zamanda o milletin tarihini, kültürünü, ahlakını ve medeniyet tasavvurunu gelecek kuşaklara aktaran en önemli eğitim yuvalarıdır. Eğer eğitim sistemi kendi değerlerini yeni nesillere aktaramıyorsa, o toplum zamanla kültürel hafızasını kaybetmeye başlar.

Son yıllarda Türkiye’de özellikle lise ve üniversitelerde düzenlenen mezuniyet törenleri ciddi şekilde tartışılmaktadır. Batı kültüründen olduğu gibi alınan kep atma seremonileri, balolar, dans gösterileri ve çeşitli eğlence programları artık eğitim faaliyetinden çok kültürel bir dönüşümün aracı hâline gelmiştir.

Bu noktada Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’e önemli bir çağrıda bulunmak istiyorum.

Milli Eğitim Bakanlığı, okullarda gerçekleştirilen mezuniyet törenlerini yeniden değerlendirmeli ve milli eğitim anlayışımıza uygun yeni bir çerçeve oluşturmalıdır.

Çünkü mesele sadece bir kep atma meselesi değildir.

Mesele, çocuklarımızın hangi medeniyetin değerleriyle yetiştirileceği meselesidir.

Bugün birçok okulda mezuniyet törenleri, adeta Batı kültürünün birebir taklit edildiği organizasyonlara dönüşmektedir. Öğrenciler aylar öncesinden balo hazırlıklarına başlamakta, yüksek maliyetli kıyafetler alınmakta, aileler ekonomik yük altına girmekte ve eğitim yılı, gösteriş merkezli etkinliklerle sona ermektedir.

Oysa bizim medeniyetimiz gösterişi değil tevazuyu, israfı değil ölçülülüğü, taklidi değil özgünlüğü esas alır.

Bizim kültürümüzde ilim bir emanettir.

Diploma bir sorumluluktur.

Eğitim ise sadece meslek sahibi olmak değil; aynı zamanda iyi insan yetiştirmektir.

Ne yazık ki günümüzde bazı mezuniyet programlarında gençlerin milli ve manevi hassasiyetlerini gözetmeyen görüntüler ortaya çıkmaktadır. Okul bahçeleri konser alanına dönüşmekte, eğitim kurumlarının ciddiyeti zedelenebilmekte ve mezuniyetin anlamı ikinci plana düşebilmektedir. Bu durum her okul için geçerli olmasa da, kamuoyunda tartışma konusu olan örnekler bulunmaktadır.

Oysa mezuniyet, gençlerin öğretmenlerine teşekkür ettiği, anne-babalarına minnettarlığını ifade ettiği ve ülkesine faydalı birey olma sözü verdiği anlamlı bir gün olmalıdır.

Neden mezuniyet törenlerinde İstiklal Marşı daha güçlü bir şekilde yer almasın?

Neden öğrenciler öğretmenlerine vefa konuşmaları yapmasın?

Neden ailelerin emekleri alkışlanmasın?

Neden gençler ülkesine hizmet edeceğine dair sembolik bir meslek yemini etmesin?

Neden mezuniyetler; kültürümüzü, musikimizi ve milli değerlerimizi yansıtan programlarla gerçekleştirilemesin?

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli” anlayışında milli ve manevi değerlere yapılan vurgu dikkate alındığında, mezuniyet programlarının da bu anlayışla uyumlu hâle getirilmesi önemli bir adım olacaktır.

Hiç kimse gençlerin sevinmesine karşı değildir.

Hiç kimse öğrencilerin mezuniyet coşkusunu yaşamasına itiraz etmez.

Ancak bu coşku, kendi kültürümüzü ve kimliğimizi gölgede bırakacak biçimde değil; milletimizin değerleriyle uyumlu şekilde yaşanmalıdır.

Eğitim, sadece bilgi aktaran bir süreç değildir.

Eğitim aynı zamanda karakter inşasıdır.

Karakter ise ancak milli kimlik, ahlak ve manevi değerlerle güçlenir.

Bugün Batı’nın birçok ülkesi kendi kültürünü eğitim sistemiyle korumaya çalışırken, bizim kendi medeniyet kodlarımızı ihmal etmemiz büyük bir çelişkidir.

Türkiye, bin yıllık bir medeniyetin mirasçısıdır.

Bu milletin çocukları başkalarının kültürünü taklit etmek zorunda değildir.

Kendi tarihimizden, kendi geleneklerimizden ve kendi değerlerimizden ilham alan mezuniyet programları hazırlamak mümkündür.

Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda öncü olmalıdır.

Okullara milli ve manevi değerlere uygun mezuniyet programları için rehber ilkeler hazırlanabilir. Gösterişten uzak, israfı teşvik etmeyen, aileleri ekonomik yük altına sokmayan; vefa, sorumluluk ve toplumsal birlik duygusunu öne çıkaran törenler teşvik edilebilir.

Sayın Bakan Yusuf Tekin’in eğitimde milli kimliği güçlendirme yönündeki açıklamaları dikkate alındığında, bu konuda atılacak adımların toplumun farklı kesimlerince de yakından takip edileceği açıktır.

Çünkü eğitim yalnızca bugünü değil, yarını da şekillendirir.

Ve yarının Türkiye’si, bugün okullarımızda verilen kültürel mesajlarla inşa edilmektedir.

Temennimiz; mezuniyet törenlerinin tartışmaların değil, ortak değerlerin, vefanın, aile bağlarının ve milli birlik ruhunun öne çıktığı anlamlı buluşmalar hâline gelmesidir.

Çünkü güçlü devletler önce güçlü nesiller yetiştirir.

Güçlü nesiller ise ancak kendi tarihini bilen, kültürüne sahip çıkan ve manevi değerleriyle barışık bireylerden oluşur.

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi