Siyaset, yalnızca seçimlerden ibaret değildir. Siyasi partilerin kendi içindeki birlik ve beraberliği, ülkenin siyasi dengelerini doğrudan etkileyen en önemli unsurlardan biridir. Bugün Türk siyasetinde yaşanan en önemli gelişmelerden biri de, Özgür Özel ve beraberindeki 91 milletvekilinin CHP'den ayrılarak YENİ PARTİ adıyla yeni bir siyasi oluşum kurmasıdır.
Bu gelişmeyle birlikte artık şu gerçeği konuşmak gerekiyor: CHP fiilen ikiye bölünmüştür.
Peki bu bölünme en çok kimin işine yarar?
Bana göre bu sorunun cevabı oldukça nettir. Muhalefetin en büyük partisinde yaşanan böylesine büyük bir ayrışma, kısa vadede en çok iktidardaki AK Parti'nin siyasi avantaj elde etmesine zemin hazırlar.
Çünkü seçimler yalnızca partilerin aldığı oylarla değil, rakiplerinin ne kadar güçlü veya ne kadar dağınık olduğuyla da kazanılır. Muhalefetin kendi içinde bölünmesi, aynı siyasi tabana hitap eden partiler arasında oyların paylaşılmasına neden olur. Bu durum ise seçim matematiğinde iktidarın elini güçlendiren bir tablo ortaya çıkarabilir.
Siyasette güçlü bir muhalefet, iktidarın da daha dikkatli hareket etmesini sağlar. Ancak muhalefetin kendi iç hesaplaşmalarıyla meşgul olduğu dönemlerde, siyasi gündem ister istemez farklı bir yöne evrilir. Seçmen de çözüm üreten değil, birbirleriyle mücadele eden siyasi aktörleri izlemek zorunda kalır.
Elbette her siyasi ayrılık kötü sonuç doğuracak diye bir kural yoktur. Tarihte bazı bölünmeler yeni siyasi hareketlerin doğmasına, farklı fikirlerin temsil edilmesine ve demokrasinin zenginleşmesine de katkı sağlamıştır. Ancak bunun gerçekleşebilmesi için yeni kurulan partinin yalnızca eski tabandan değil, toplumun farklı kesimlerinden de destek alabilmesi gerekir.
Aksi halde aynı seçmen kitlesine seslenen iki parti, birbirlerinin oylarını azaltırken siyasi rakiplerinin avantaj kazanmasına istemeden de olsa katkı sunar.
CHP açısından bakıldığında ise bu süreç kolay olmayacaktır. Parti, hem teşkilat yapısını hem de seçmen motivasyonunu yeniden toparlamak zorunda kalacaktır. YENİ PARTİ ise kısa sürede teşkilatlanmak, toplumun güvenini kazanmak ve kendi siyasi kimliğini oluşturmak gibi önemli sınavlarla karşı karşıya kalacaktır.
Türk seçmeni geçmişte birçok siyasi bölünmeye tanıklık etti. Kimileri kısa sürede tarih sahnesinden çekildi, kimileri ise kalıcı bir siyasi aktör olmayı başardı. Bu nedenle bugün yaşanan gelişmenin gerçek etkisini zaman gösterecektir.
Ancak bugünden görünen tablo şudur: Muhalefetin en büyük partisinde yaşanan böylesine önemli bir ayrışma, siyasi rekabet dengelerini değiştirebilecek niteliktedir. Bu nedenle, kısa vadeli siyasi hesaplar açısından değerlendirildiğinde, CHP'nin bölünmesinin en çok AK Parti'nin lehine bir tablo oluşturabileceği yönünde değerlendirmeler yapılması şaşırtıcı değildir.
Son sözü ise her zaman olduğu gibi millet söyleyecektir. Siyasette hiçbir avantaj kalıcı değildir, hiçbir dezavantaj da aşılmaz değildir. Güven veren, çözüm üreten ve toplumun beklentilerine cevap veren siyaset, sandıkta karşılığını mutlaka bulacaktır.