Siyaset, bazen günü kurtarma sanatıdır; bazen de geleceği okuyabilme basiretidir. Türk siyasetinde geleceği okuyabilme basiretini gösteren tek lider hiç kuşkusuz ki merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'dır.
Erbakan Hoca, ömrünü "Yaşanabilir Bir Türkiye", "Yeniden Büyük Türkiye" ve "Yeni Bir Dünya" ideallerine adadı. Mücadelesini yalnızca seçim kazanmak üzerine kurmadı; emperyalizme, küresel sömürü düzenine ve siyonizmin dünya siyaseti üzerindeki etkisine karşı fikrî ve siyasi bir duruş ortaya koydu. Bu nedenle hayatı boyunca içeriden ve dışarıdan pek çok güç odağıyla karşı karşıya geldi.
Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran Fethullah Gülen yapılanması konusunda da Erbakan Hoca'nın tavrı dikkat çekiciydi. Bugün geriye dönüp bakıldığında, O'nun bu yapıya karşı mesafeli yaklaşımı, toplumun hemen hemen her kesiminden önemli bir siyasi öngörü örneği olarak değerlendirilmektedir.
1990'lı yıllarda ve 2000'li yılların başında Fethullah Gülen cemaati birçok çevrede eğitim faaliyetleri, diyalog söylemleri ve sivil toplum çalışmalarıyla olumlu bir imaj oluşturuyordu. Siyasetten bürokrasiye, medyadan iş dünyasına kadar geniş bir kesim bu yapıyla yakın ilişkiler kurdu. Hatta farklı siyasi görüşlerden birçok isim, çeşitli dönemlerde bu yapıyı destekleyen açıklamalar yaptı.
Ancak Erbakan Hoca'nın yaklaşımı farklıydı.
Erbakan Hoca, çeşitli konuşmalarında ve değerlendirmelerinde, dış güçlerin Türkiye üzerinde oluşturabileceği etkiler konusunda sürekli uyarılarda bulundu. Devlet içinde hiyerarşisi belirsiz yapılanmaların oluşturacağı risklere dikkat çekti. O'nun temel anlayışı açıktı: Devletin içinde devlete alternatif bir yapılanma kabul edilemezdi.
15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri olarak tarihe geçti. Darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen yapılanmasının devlet kurumları içerisindeki örgütlenmesine ilişkin çok sayıda yargı süreci yürütüldü ve örgüt, "FETÖ" olarak tanımlandı.
Bu gelişmeler sonrasında birçok kişi geçmişi yeniden sorgulamaya başladı. "Kimleri bu yapıyı destekledi?", "Kimleri uyardı?", "Kimleri de mesafesini korudu?"
İşte tam bu noktada, merhum Erbakan Hoca'nın yıllar önce ortaya koyduğu ihtiyatlı yaklaşım yeniden hatırlandı. Erbakan Hoca bu yapının oluşturabileceği riskleri erken dönemde fark eden ve bu nedenle mesafesini koruyan tek siyasi liderdi.
Elbette tarih, yalnızca haklı çıkmanın değil; doğru zamanda doğru tavrı ortaya koymanın da adıdır. Erbakan, siyasi bedeller ödemeyi göze alarak inandığı doğruları söylemekten vazgeçmedi. Popüler olanın peşinden gitmek yerine, kendi ilkeleri doğrultusunda hareket etti.
Erbakan Hoca'ın siyaset anlayışı, kişilere duyulan güven üzerine değil; ilkelere, milli iradeye ve devletin kurumsal yapısına dayanıyordu. O, yıllarca "Önce ahlak ve maneviyat" derken aynı zamanda devletin bağımsızlığını ve milli egemenliğini esas aldı. Bu yüzden hiçbir yapının devlet içinde ayrı bir güç odağı haline gelmesini doğru bulmadı.
Bugün geçmişe dönüp baktığımızda çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Devlet, kişilere ya da kapalı yapılara değil; hukuka, şeffaflığa, liyakate ve aidiyet duygusuna dayanmalıdır. Türkiye'nin yaşadığı acı tecrübeler bunu açıkça göstermiştir.
Necmettin Erbakan Hoca'ın siyasi mirası sadece kurduğu partiler veya yaptığı hükümetlerle sınırlı olmadı. O'nun asıl mirası; bağımsızlık fikri, milli kalkınma vizyonu, dış etkilere karşı uyanık olma çağrısı ve ilkelerinden taviz vermeyen siyaset anlayışıdır.
Tarih, liderleri sadece iktidarda kaldıkları süreyle değil; olayları ne kadar doğru okuyabildikleriyle de değerlendirir. Erbakan Hoca'nın Fethullah Gülen yapılanmasına yönelik mesafeli tutumu da, O'nun siyasi öngörüsünün önemli bir yönünü göstermektedir.
Belki de bugün sorulması gereken asıl soru şudur:
Türkiye, Erbakan'ı yeterince dinlemiş olsaydı, 15 Temmuz gibi bir ihanet yaşanır mıydı?
Bu soruya verilecek cevaplar farklı olabilir. Ancak kesin olan bir gerçek vardır ki; Dün Erbakan Hoca dinlenmiş olsaydı bugün çoğu olumsuz durumlar yaşanmayabilirdi. Merhum Necmettin Erbakan Hoca, hayatı boyunca bağımsız Türkiye idealinden asla vazgeçmedi ve devletin milli karakterini korumayı siyasetinin temel ilkelerinden biri olarak gördü.
O günlerde kulak verilmeyen sözler, zaman geçtikçe daha yüksek sesle yankılanır. Bu nedenle bugün birçok kişinin dilinde aynı cümle yer almaktadır:
Şu bir gerçek ki, o günlerde kulak verilmeyen sözler, zaman geçtikçe daha yüksek sesle yankılanır. Bu nedenle bugün birçok kişinin dilinde aynı cümle yer almaktadır: yıllar her ne kadar hızlı akarsa aksın "ERBAKAN HAKLIYMIŞ" sözü bir atasözü gibi mıh gibi aklımıza çakılacaktır.
Anasayfa
Yazarlar
Murat MARAP
Yazı Detayı
Bu yazı 103 kez okundu.
ERBAKAN HOCA HAKLIYMIŞ
Siyaset, bazen günü kurtarma sanatıdır; bazen de geleceği okuyabilme basiretidir. Türk siyasetinde geleceği okuyabilme basiretini gösteren tek lider hiç kuşkusuz ki merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca'dır.
Erbakan Hoca, ömrünü "Yaşanabilir Bir Türkiye", "Yeniden Büyük Türkiye" ve "Yeni Bir Dünya" ideallerine adadı. Mücadelesini yalnızca seçim kazanmak üzerine kurmadı; emperyalizme, küresel sömürü düzenine ve siyonizmin dünya siyaseti üzerindeki etkisine karşı fikrî ve siyasi bir duruş ortaya koydu. Bu nedenle hayatı boyunca içeriden ve dışarıdan pek çok güç odağıyla karşı karşıya geldi.
Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran Fethullah Gülen yapılanması konusunda da Erbakan Hoca'nın tavrı dikkat çekiciydi. Bugün geriye dönüp bakıldığında, O'nun bu yapıya karşı mesafeli yaklaşımı, toplumun hemen hemen her kesiminden önemli bir siyasi öngörü örneği olarak değerlendirilmektedir.
1990'lı yıllarda ve 2000'li yılların başında Fethullah Gülen cemaati birçok çevrede eğitim faaliyetleri, diyalog söylemleri ve sivil toplum çalışmalarıyla olumlu bir imaj oluşturuyordu. Siyasetten bürokrasiye, medyadan iş dünyasına kadar geniş bir kesim bu yapıyla yakın ilişkiler kurdu. Hatta farklı siyasi görüşlerden birçok isim, çeşitli dönemlerde bu yapıyı destekleyen açıklamalar yaptı.
Ancak Erbakan Hoca'nın yaklaşımı farklıydı.
Erbakan Hoca, çeşitli konuşmalarında ve değerlendirmelerinde, dış güçlerin Türkiye üzerinde oluşturabileceği etkiler konusunda sürekli uyarılarda bulundu. Devlet içinde hiyerarşisi belirsiz yapılanmaların oluşturacağı risklere dikkat çekti. O'nun temel anlayışı açıktı: Devletin içinde devlete alternatif bir yapılanma kabul edilemezdi.
15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi, Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı en büyük tehditlerden biri olarak tarihe geçti. Darbe girişiminin ardından Fethullah Gülen yapılanmasının devlet kurumları içerisindeki örgütlenmesine ilişkin çok sayıda yargı süreci yürütüldü ve örgüt, "FETÖ" olarak tanımlandı.
Bu gelişmeler sonrasında birçok kişi geçmişi yeniden sorgulamaya başladı. "Kimleri bu yapıyı destekledi?", "Kimleri uyardı?", "Kimleri de mesafesini korudu?"
İşte tam bu noktada, merhum Erbakan Hoca'nın yıllar önce ortaya koyduğu ihtiyatlı yaklaşım yeniden hatırlandı. Erbakan Hoca bu yapının oluşturabileceği riskleri erken dönemde fark eden ve bu nedenle mesafesini koruyan tek siyasi liderdi.
Elbette tarih, yalnızca haklı çıkmanın değil; doğru zamanda doğru tavrı ortaya koymanın da adıdır. Erbakan, siyasi bedeller ödemeyi göze alarak inandığı doğruları söylemekten vazgeçmedi. Popüler olanın peşinden gitmek yerine, kendi ilkeleri doğrultusunda hareket etti.
Erbakan Hoca'ın siyaset anlayışı, kişilere duyulan güven üzerine değil; ilkelere, milli iradeye ve devletin kurumsal yapısına dayanıyordu. O, yıllarca "Önce ahlak ve maneviyat" derken aynı zamanda devletin bağımsızlığını ve milli egemenliğini esas aldı. Bu yüzden hiçbir yapının devlet içinde ayrı bir güç odağı haline gelmesini doğru bulmadı.
Bugün geçmişe dönüp baktığımızda çıkarılması gereken en önemli ders şudur: Devlet, kişilere ya da kapalı yapılara değil; hukuka, şeffaflığa, liyakate ve aidiyet duygusuna dayanmalıdır. Türkiye'nin yaşadığı acı tecrübeler bunu açıkça göstermiştir.
Necmettin Erbakan Hoca'ın siyasi mirası sadece kurduğu partiler veya yaptığı hükümetlerle sınırlı olmadı. O'nun asıl mirası; bağımsızlık fikri, milli kalkınma vizyonu, dış etkilere karşı uyanık olma çağrısı ve ilkelerinden taviz vermeyen siyaset anlayışıdır.
Tarih, liderleri sadece iktidarda kaldıkları süreyle değil; olayları ne kadar doğru okuyabildikleriyle de değerlendirir. Erbakan Hoca'nın Fethullah Gülen yapılanmasına yönelik mesafeli tutumu da, O'nun siyasi öngörüsünün önemli bir yönünü göstermektedir.
Belki de bugün sorulması gereken asıl soru şudur:
Türkiye, Erbakan'ı yeterince dinlemiş olsaydı, 15 Temmuz gibi bir ihanet yaşanır mıydı?
Bu soruya verilecek cevaplar farklı olabilir. Ancak kesin olan bir gerçek vardır ki; Dün Erbakan Hoca dinlenmiş olsaydı bugün çoğu olumsuz durumlar yaşanmayabilirdi. Merhum Necmettin Erbakan Hoca, hayatı boyunca bağımsız Türkiye idealinden asla vazgeçmedi ve devletin milli karakterini korumayı siyasetinin temel ilkelerinden biri olarak gördü.
O günlerde kulak verilmeyen sözler, zaman geçtikçe daha yüksek sesle yankılanır. Bu nedenle bugün birçok kişinin dilinde aynı cümle yer almaktadır:
Şu bir gerçek ki, o günlerde kulak verilmeyen sözler, zaman geçtikçe daha yüksek sesle yankılanır. Bu nedenle bugün birçok kişinin dilinde aynı cümle yer almaktadır: yıllar her ne kadar hızlı akarsa aksın "ERBAKAN HAKLIYMIŞ" sözü bir atasözü gibi mıh gibi aklımıza çakılacaktır.
Ekleme
Tarihi: 15 Temmuz 2026 -Çarşamba
ERBAKAN HOCA HAKLIYMIŞ
Yazıya ifade bırak !
Bu yazıya hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Okuyucu Yorumları
(0)
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.