Murat MARAP
Köşe Yazarı
Murat MARAP
 

MİLLİ GÖRÜŞ AYRILIK DEĞİL, BİRLİK İSTER

Erbakan Vakfı Beyoğlu ilçe başkanı iken partileşme süreci de başlamıştı. Partileşme sürecinde bir ilçe başkanları istişare toplantısında söz hakkı bana geldiğinde o günde Milli Görüş davasının iki bölünmesinden çok Saadet Partisi ile bütünleşmek gerektiğini dile getirmiştim. ALLAH nasip etti bu davanın içinde milletvekili adayı da olduk, belediye başkan adayı da. Her ne olursa olsun geçmişte yaşanan tüm olumsuzlukları bir kenara bırakarak bugün hala iki siyasi partinin aynı çatı altında birleşmesi taraftarıyım. Siyasette bazı ayrılıklar vardır; zamanla unutulur. Bazı ayrılıklar ise sadece iki siyasi hareketi değil, aynı davaya gönül vermiş milyonların umutlarını da böler. Bugün Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi arasındaki meselenin tam da böyle bir noktada durduğunu düşünüyorum. Çünkü bu iki parti, birbirinden tamamen farklı iki siyasi hareket değildir. Aynı ağacın kökü, aynı derenin suyu, aynı davanın evlatlarıdır. İsimleri farklı olabilir. Teşkilatları farklı olabilir. Meclis'teki sandalye sayıları, siyasi stratejileri ve güncel politik tercihleri farklı olabilir. Fakat bütün bu farklılıkların ötesinde onları birbirine bağlayan çok daha güçlü bir ortak payda vardır: Milli Görüş. Bu ortak paydanın siyasi ve fikrî mimarı ise merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızdır. Erbakan Hocamızın ortaya koyduğu dünya görüşü, yalnızca bir seçim döneminin siyasi programı değildi. O, bağımsız Türkiye idealini, adaleti, ahlakı, üretimi, güçlü ekonomiyi, İslam dünyasının birlik ve dayanışmasını merkeze alan bir siyasi anlayış ortaya koydu. Bugün Saadet Partisi de Yeniden Refah Partisi de kendisini bu büyük siyasi mirasın temsilcisi olarak görüyor. Öyleyse kök aynıysa, dava aynıysa, ideal aynıysa; neden gövde ayrı? İTTİFAK YETERLİ Mİ? Son dönemde Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi arasında ittifak ihtimali üzerine görüşmeler yapılması, fikir alışverişlerinde bulunulması ve ortak hareket arayışlarının gündeme gelmesi elbette önemlidir. Ancak bana göre mesele yalnızca bir seçim ittifakından ibaret değildir. Çünkü seçimden seçime kurulan ittifaklar, sandık hesabıyla başlayıp sandık hesabıyla sona erebilir. Oysa Milli Görüş'ün meselesi bir seçim hesabından çok daha büyüktür. Milli Görüş, bir dava iddiasıdır. Dava iddiası taşıyan siyasi hareketlerin ise dönemsel hesaplardan ziyade uzun vadeli bir hedefe ihtiyacı vardır. Bu nedenle asıl konuşmamız gereken mesele, “Hangi parti hangi partiyle ittifak yapacak?” sorusu değil; “Milli Görüş nasıl yeniden tek bir siyasi merkez haline gelecek?” sorusudur. İKİ PARTİ, TEK ÇATI Benim kanaatim nettir: Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi bir gün mutlaka aynı çatı altında buluşmalıdır. Bu, bir tarafın diğerine teslim olması anlamına gelmemelidir. Bu, geçmişin hesaplarını yeniden açmak da değildir. Bu, makam ve koltuk paylaşımı üzerinden yürütülecek bir pazarlık hiç değildir. Bu, bir davanın yeniden bütünleşmesi meselesidir. Çünkü siyasi hareketler, şahısların veya dönemsel tartışmaların üzerinde bir ideal etrafında şekilleniyorsa, o idealin gerektirdiği fedakârlığı göstermek zorundadır. Bugün iki ayrı siyasi yapı olarak devam etmek mümkün olabilir. Fakat tek bir siyasi irade olarak hareket etmek, Milli Görüş'ün toplumsal karşılığını çok daha güçlü hale getirebilir. ERBAKAN HOCAMIZIN MİRASINA EN BÜYÜK VEFA Erbakan Hocamızın ardından Milli Görüş camiasının en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni ayrışmalar değil, yeni bir bütünleşme iradesidir. Elbette siyasi görüş ayrılıkları olabilir. Elbette yöntem tartışmaları yaşanabilir. Elbette farklı siyasi değerlendirmeler yapılabilir. Bunların tamamı siyasetin doğasında vardır. Fakat bir dava hareketinde yöntem farklılığı, hedef farklılığına dönüşmemelidir. Bugün Saadet Partilinin de Yeniden Refah Partilinin de baktığı istikamet büyük ölçüde aynıdır. O halde neden aynı istikamete yürüyen insanlar farklı yollardan yürümeye devam etsin? Neden aynı davaya gönül vermiş insanlar enerjilerini birbirlerine karşı harcasın? Neden Milli Görüş'ün yetiştirdiği kadrolar birbirleriyle yarışmak yerine birlikte daha büyük bir siyasi güç oluşturmasın? “AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTE RAHMET VARDIR” Bizim medeniyetimizin temel öğretilerinden biri birliktir. Birlik, sadece aynı masada oturmak değildir. Birlik; birbirini anlamak, geçmişteki kırgınlıkları geride bırakmak, kişisel hesapları davanın önüne koymamak ve gerektiğinde nefsinden fedakârlık etmektir. Çünkü ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır. Bugün Milli Görüş hareketinin önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır. Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi, siyasi rekabeti bir kenara bırakıp ortak bir gelecek tasavvuru oluşturabilir. Önce ortak çalışma zeminleri genişletilebilir. Ardından ortak siyasi program hazırlanabilir. Daha sonra teşkilatların, kadroların ve tabanın gönüllü biçimde birbirine yaklaşması sağlanabilir. Ve nihayetinde yıllardır ayrı yürüyen iki siyasi damar, yeniden aynı nehirde buluşabilir. TABANIN SESİNE KULAK VERİLMELİ Bu birleşme yalnızca genel başkanların veya parti yöneticilerinin vereceği bir karar olarak görülmemelidir. Asıl güç, tabandadır. Yıllardır aynı salonlarda konferanslara katılan, aynı fikirleri savunan, aynı kitapları okuyan, aynı davanın heyecanını taşıyan insanlar artık birbirlerine “Sen hangi partilisin?” diye değil, “Bu davaya ne katabiliriz?” diye sormalıdır. Çünkü mesele tabela değildir. Mesele koltuk değildir. Mesele kişisel siyasi kariyer hiç değildir. Mesele Milli Görüş'ün geleceğidir. TARİH BAZEN BİZE FEDAKÂRLIK YAPMAYI EMREDER Siyasette bazen büyümek için birleşmek gerekir. Bazen güç kazanmak için geri adım atmak gerekir. Bazen haklı olduğunu düşündüğün bir tartışmayı kazanmak yerine büyük davanın kazanmasını tercih etmek gerekir. Bugün yapılması gereken de budur. Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi yöneticileri, geçmişte yaşanan tartışmaları bir kenara bırakıp önlerine bakmalıdır. Çünkü tarih, şahısları değil; büyük davalar için atılan cesur adımları hatırlar. Bugün atılacak bir birleşme adımı, sadece iki siyasi partinin birleşmesi olmayacaktır. Bu adım, Milli Görüş tabanında yıllardır biriken özlemin sona ermesi olacaktır. Bu adım, milyonlarca insanın “Artık yeter, aynı davanın insanları birbirinden ayrı durmasın” çağrısına cevap olacaktır. KÖKÜ BİR OLANLARIN YERİ AYRI AYRI AĞAÇLAR DEĞİL, AYNI ORMANDIR Ben inanıyorum ki Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi'nin önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır. Bu iki hareket birbirinin rakibi olmak zorunda değildir. Aksine birbirinin tamamlayıcısı olabilir. Çünkü aynı kökten gelen dalların birbirine gölge etmesi değil, aynı gövdeyi büyütmesi gerekir. Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir ayrılık değil, yeni bir kardeşlik hukukudur. Yeni bir rekabet değil, yeni bir birlik ruhudur. Yeni hesaplar değil, büyük bir dava bilincidir. Erbakan Hocamızın mirasına verilecek en anlamlı mesajlardan biri de belki budur: Milli Görüş, parçalanarak değil; birleşerek büyür. Artık “Kim daha Milli Görüşçü?” tartışmasını bir kenara bırakıp, “Milli Görüş'ü nasıl daha güçlü hale getiririz?” sorusunu sormanın zamanıdır. Çünkü kökleri aynı olan iki ağacın birbirinden uzaklaşması değil, aynı toprağın üzerinde yeniden birleşmesi gerekir. Ve unutulmamalıdır: Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır. Mesele parti değil, davadır. Mesele koltuk değil, istikamettir. Mesele bugün değil, yarındır. Mesele şahıslar değil, Milli Görüş'ün geleceğidir. İşte tam da bu yüzden: Yeniden Refah ile Saadet, yeniden aynı çatı altında buluşmalıdır.
Ekleme Tarihi: 12 Ağustos 2026 -Çarşamba
Murat MARAP

MİLLİ GÖRÜŞ AYRILIK DEĞİL, BİRLİK İSTER

Erbakan Vakfı Beyoğlu ilçe başkanı iken partileşme süreci de başlamıştı. Partileşme sürecinde bir ilçe başkanları istişare toplantısında söz hakkı bana geldiğinde o günde Milli Görüş davasının iki bölünmesinden çok Saadet Partisi ile bütünleşmek gerektiğini dile getirmiştim. ALLAH nasip etti bu davanın içinde milletvekili adayı da olduk, belediye başkan adayı da. Her ne olursa olsun geçmişte yaşanan tüm olumsuzlukları bir kenara bırakarak bugün hala iki siyasi partinin aynı çatı altında birleşmesi taraftarıyım.

Siyasette bazı ayrılıklar vardır; zamanla unutulur. Bazı ayrılıklar ise sadece iki siyasi hareketi değil, aynı davaya gönül vermiş milyonların umutlarını da böler. Bugün Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi arasındaki meselenin tam da böyle bir noktada durduğunu düşünüyorum.

Çünkü bu iki parti, birbirinden tamamen farklı iki siyasi hareket değildir.

Aynı ağacın kökü, aynı derenin suyu, aynı davanın evlatlarıdır.

İsimleri farklı olabilir. Teşkilatları farklı olabilir. Meclis'teki sandalye sayıları, siyasi stratejileri ve güncel politik tercihleri farklı olabilir. Fakat bütün bu farklılıkların ötesinde onları birbirine bağlayan çok daha güçlü bir ortak payda vardır: Milli Görüş.

Bu ortak paydanın siyasi ve fikrî mimarı ise merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamızdır.

Erbakan Hocamızın ortaya koyduğu dünya görüşü, yalnızca bir seçim döneminin siyasi programı değildi. O, bağımsız Türkiye idealini, adaleti, ahlakı, üretimi, güçlü ekonomiyi, İslam dünyasının birlik ve dayanışmasını merkeze alan bir siyasi anlayış ortaya koydu.

Bugün Saadet Partisi de Yeniden Refah Partisi de kendisini bu büyük siyasi mirasın temsilcisi olarak görüyor.

Öyleyse kök aynıysa, dava aynıysa, ideal aynıysa; neden gövde ayrı?



İTTİFAK YETERLİ Mİ?

Son dönemde Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi arasında ittifak ihtimali üzerine görüşmeler yapılması, fikir alışverişlerinde bulunulması ve ortak hareket arayışlarının gündeme gelmesi elbette önemlidir.

Ancak bana göre mesele yalnızca bir seçim ittifakından ibaret değildir.

Çünkü seçimden seçime kurulan ittifaklar, sandık hesabıyla başlayıp sandık hesabıyla sona erebilir.

Oysa Milli Görüş'ün meselesi bir seçim hesabından çok daha büyüktür.

Milli Görüş, bir dava iddiasıdır.

Dava iddiası taşıyan siyasi hareketlerin ise dönemsel hesaplardan ziyade uzun vadeli bir hedefe ihtiyacı vardır.

Bu nedenle asıl konuşmamız gereken mesele, “Hangi parti hangi partiyle ittifak yapacak?” sorusu değil; “Milli Görüş nasıl yeniden tek bir siyasi merkez haline gelecek?” sorusudur.



İKİ PARTİ, TEK ÇATI

Benim kanaatim nettir:

Yeniden Refah Partisi ile Saadet Partisi bir gün mutlaka aynı çatı altında buluşmalıdır.

Bu, bir tarafın diğerine teslim olması anlamına gelmemelidir.

Bu, geçmişin hesaplarını yeniden açmak da değildir.

Bu, makam ve koltuk paylaşımı üzerinden yürütülecek bir pazarlık hiç değildir.

Bu, bir davanın yeniden bütünleşmesi meselesidir.

Çünkü siyasi hareketler, şahısların veya dönemsel tartışmaların üzerinde bir ideal etrafında şekilleniyorsa, o idealin gerektirdiği fedakârlığı göstermek zorundadır.

Bugün iki ayrı siyasi yapı olarak devam etmek mümkün olabilir.

Fakat tek bir siyasi irade olarak hareket etmek, Milli Görüş'ün toplumsal karşılığını çok daha güçlü hale getirebilir.



ERBAKAN HOCAMIZIN MİRASINA EN BÜYÜK VEFA

Erbakan Hocamızın ardından Milli Görüş camiasının en fazla ihtiyaç duyduğu şey yeni ayrışmalar değil, yeni bir bütünleşme iradesidir.

Elbette siyasi görüş ayrılıkları olabilir.

Elbette yöntem tartışmaları yaşanabilir.

Elbette farklı siyasi değerlendirmeler yapılabilir.

Bunların tamamı siyasetin doğasında vardır.

Fakat bir dava hareketinde yöntem farklılığı, hedef farklılığına dönüşmemelidir.

Bugün Saadet Partilinin de Yeniden Refah Partilinin de baktığı istikamet büyük ölçüde aynıdır.

O halde neden aynı istikamete yürüyen insanlar farklı yollardan yürümeye devam etsin?

Neden aynı davaya gönül vermiş insanlar enerjilerini birbirlerine karşı harcasın?

Neden Milli Görüş'ün yetiştirdiği kadrolar birbirleriyle yarışmak yerine birlikte daha büyük bir siyasi güç oluşturmasın?



“AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTE RAHMET VARDIR”

Bizim medeniyetimizin temel öğretilerinden biri birliktir.

Birlik, sadece aynı masada oturmak değildir.

Birlik; birbirini anlamak, geçmişteki kırgınlıkları geride bırakmak, kişisel hesapları davanın önüne koymamak ve gerektiğinde nefsinden fedakârlık etmektir.

Çünkü ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.

Bugün Milli Görüş hareketinin önünde tarihi bir fırsat bulunmaktadır.

Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi, siyasi rekabeti bir kenara bırakıp ortak bir gelecek tasavvuru oluşturabilir.

Önce ortak çalışma zeminleri genişletilebilir.

Ardından ortak siyasi program hazırlanabilir.

Daha sonra teşkilatların, kadroların ve tabanın gönüllü biçimde birbirine yaklaşması sağlanabilir.

Ve nihayetinde yıllardır ayrı yürüyen iki siyasi damar, yeniden aynı nehirde buluşabilir.



TABANIN SESİNE KULAK VERİLMELİ

Bu birleşme yalnızca genel başkanların veya parti yöneticilerinin vereceği bir karar olarak görülmemelidir.

Asıl güç, tabandadır.

Yıllardır aynı salonlarda konferanslara katılan, aynı fikirleri savunan, aynı kitapları okuyan, aynı davanın heyecanını taşıyan insanlar artık birbirlerine “Sen hangi partilisin?” diye değil, “Bu davaya ne katabiliriz?” diye sormalıdır.

Çünkü mesele tabela değildir.

Mesele koltuk değildir.

Mesele kişisel siyasi kariyer hiç değildir.

Mesele Milli Görüş'ün geleceğidir.



TARİH BAZEN BİZE FEDAKÂRLIK YAPMAYI EMREDER

Siyasette bazen büyümek için birleşmek gerekir.

Bazen güç kazanmak için geri adım atmak gerekir.

Bazen haklı olduğunu düşündüğün bir tartışmayı kazanmak yerine büyük davanın kazanmasını tercih etmek gerekir.

Bugün yapılması gereken de budur.

Saadet Partisi ve Yeniden Refah Partisi yöneticileri, geçmişte yaşanan tartışmaları bir kenara bırakıp önlerine bakmalıdır.

Çünkü tarih, şahısları değil; büyük davalar için atılan cesur adımları hatırlar.

Bugün atılacak bir birleşme adımı, sadece iki siyasi partinin birleşmesi olmayacaktır.

Bu adım, Milli Görüş tabanında yıllardır biriken özlemin sona ermesi olacaktır.

Bu adım, milyonlarca insanın “Artık yeter, aynı davanın insanları birbirinden ayrı durmasın” çağrısına cevap olacaktır.



KÖKÜ BİR OLANLARIN YERİ AYRI AYRI AĞAÇLAR DEĞİL, AYNI ORMANDIR

Ben inanıyorum ki Saadet Partisi ile Yeniden Refah Partisi'nin önünde tarihi bir sorumluluk bulunmaktadır.

Bu iki hareket birbirinin rakibi olmak zorunda değildir.

Aksine birbirinin tamamlayıcısı olabilir.

Çünkü aynı kökten gelen dalların birbirine gölge etmesi değil, aynı gövdeyi büyütmesi gerekir.

Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir ayrılık değil, yeni bir kardeşlik hukukudur.

Yeni bir rekabet değil, yeni bir birlik ruhudur.

Yeni hesaplar değil, büyük bir dava bilincidir.

Erbakan Hocamızın mirasına verilecek en anlamlı mesajlardan biri de belki budur:

Milli Görüş, parçalanarak değil; birleşerek büyür.

Artık “Kim daha Milli Görüşçü?” tartışmasını bir kenara bırakıp,

“Milli Görüş'ü nasıl daha güçlü hale getiririz?”

sorusunu sormanın zamanıdır.

Çünkü kökleri aynı olan iki ağacın birbirinden uzaklaşması değil, aynı toprağın üzerinde yeniden birleşmesi gerekir.

Ve unutulmamalıdır:

Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır.

Mesele parti değil, davadır.
Mesele koltuk değil, istikamettir.
Mesele bugün değil, yarındır.
Mesele şahıslar değil, Milli Görüş'ün geleceğidir.

İşte tam da bu yüzden:

Yeniden Refah ile Saadet, yeniden aynı çatı altında buluşmalıdır.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (1)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sedat Koç
(12.08.2026 14:36 - #305)
Yazınız gerçekten çok güzel olmuş. İnşaallah iki parti tek çatı altında birleşir
Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
(0) (0)
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi