Batı, yüzyıllardır dünyaya “hukuk”, “insan hakları” ve “özgürlük” dersi verir. Ancak perde arkasında dönenler, bu yüksek sesli vaazların büyük bir ikiyüzlülükten ibaret olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Jeffrey Epstein dosyaları, sadece bir sapkınlık hikâyesi değil; küresel bir çürümenin fotoğrafıdır.
Epstein bir “tekil suçlu” değildi. O, siyaset, istihbarat, finans ve eğlence dünyasının kesişim noktasında duran bir aracı figürdü. Onu asıl önemli kılan, kimlerle temas kurduğu, kimleri ağına düşürdüğü ve kimler tarafından korunduğudur. Devlet başkanları, prensler, milyarderler, ünlü sinema yıldızları… Hepsi aynı dosyanın sayfalarında dolaşıyor. Ama garip olan şu: Dosya var, isimler var; ceza yok.
Bu tablo bize Batı’nın ahlaki yapısına dair rahatsız edici bir gerçeği söylüyor:
Güçlüysen dokunulmazsın. Zenginsen aklanırsın. Şöhretliysen unutturulursun.
Hollywood yıllarca “ahlak dersi” verdi. Filmlerle, dizilerle, ödül törenlerinde atılan nutuklarla… Kadın haklarından çocuk istismarına kadar her konuda kürsüden konuşan isimlerin bir kısmı, aynı sistemin karanlık arka odalarında sessizdi. Hatta daha da kötüsü: Oradaydılar.
Batı medyası ise her zamanki rolünü oynadı. Dosyalar sızdırıldı, sonra gündem değiştirildi. Bir süre konuşuldu, ardından susturuldu. Çünkü bu mesele birkaç ünlünün düşüşüyle kapanacak kadar basit değildi. Bu, sistemin kendisine uzanan bir hat demekti. Ve Batı, kendi vitrinini kıracak hakikatlerle yüzleşmeyi hiç sevmez.
Burada altını çizmek gereken çok önemli bir nokta var:
Bu çürüme bir dinin, bir halkın ya da bir etnik kimliğin meselesi değildir. Bu, gücün denetimsiz kaldığı her yerde ortaya çıkan evrensel bir yozlaşmadır. Suç bireylerindir, ağlarındır, onları koruyan devlet mekanizmalarındır. Bir topluluğu toptan suçlamak, asıl failleri gizler ve gerçeğe hizmet etmez.
Epstein olayı bize şunu gösterdi: Batı, kendi içindeki ahlaksızlığı “evrensel değerler” ambalajıyla örtmeye çalışıyor. Başkalarına demokrasi dersi verenler, kendi saraylarının bodrumlarında çürümüşlüğü saklıyor. Çocuk haklarından söz edenler, çocukları koruyamıyor; hatta kimi zaman görmezden geliyor.
Bugün asıl soru şudur:
Epstein öldü mü, yoksa susturuldu mu?
Dosyalar kapandı mı, yoksa raflara mı kaldırıldı?
Cevabı hepimiz biliyoruz.
Batı’nın ahlak maskesi bir kez daha düştü. Ve bu dosya kapanmadı; sadece üzeri örtüldü. Gerçek adalet ise, güçlüye dokunmadan gelmiyor. Gelmeyecek.