Murat MARAP
Köşe Yazarı
Murat MARAP
 

ON BİR AYIN SULTANI: RAMAZAN

Takvimler bir ayı daha gösterdiğinde, kalplerimiz başka çarpmaya başlar. Sokakların ışığı değişir, evlerin havası değişir, insanların yüzündeki ifade değişir. Çünkü gelen sıradan bir ay değildir; gelen, rahmettir… Gelen, berekettir… Gelen, affın ve arınmanın kapısını sonuna kadar açan Ramazan'dır.   Ramazan, sadece aç kalmak değildir. Oruç, yalnızca mideyi terbiye etmek değil; dili, gözü, kalbi ve nefsi de terbiye etmektir. Gün boyu susuz kalırken aslında sabrı öğreniriz. Açlıkla imtihan olurken, yokluğun ne demek olduğunu daha iyi anlarız. Soframızdaki bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun değerini yeniden keşfederiz.   Ramazan, insanı insana yaklaştıran aydır. İftar sofraları sadece yemek masası değildir; muhabbetin, kardeşliğin ve paylaşmanın bereketlendiği birer gönül meclisidir. Aynı sofrada buluşan eller, aslında aynı duada birleşir. Zengin ile fakir arasındaki mesafe kısalır. Paylaşılan bir hurma, bazen en büyük zenginlik olur.   Bu ay, gökyüzünün kapılarının açıldığı, duaların daha içten yükseldiği bir zaman dilimidir. Geceyi aydınlatan teravihler, camilerden yükselen Kur’an tilavetleri, sahurda uykulu gözlerle edilen dualar… Hepsi insanın kalbine dokunan birer rahmet damlasıdır. Özellikle Kadir Gecesi… Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen o gece, ömrümüzün en kıymetli anlarını içinde saklar.   Ramazan aynı zamanda bir muhasebe ayıdır. Bir yıl boyunca kırdığımız kalpleri hatırlarız. İhmal ettiğimiz dostlukları düşünürüz. Eksik kalan ibadetlerimizi, yarım bıraktığımız iyilikleri gözden geçiririz. Ve belki de en önemlisi, Rabbimize yeniden yöneliriz. “Bir daha başlamak” için en güzel fırsattır Ramazan.   Sokaklarda pide kuyrukları oluşur, evlerde tatlı bir telaş başlar. Çocuklar ilk oruç heyecanını yaşar, büyükler eski Ramazanları anlatır. Davul sesleri, mahyalar, iftar saatini beklerken yaşanan o tatlı sabırsızlık… Tüm bunlar bir medeniyetin, bir inancın, bir kültürün asırlardır süregelen izleridir.   Ramazan, bize dünyaya geliş gayemizi hatırlatır. Nefsimizin değil, kalbimizin sesini dinlemeyi öğretir. Daha azla yetinmeyi, daha çok şükretmeyi, daha fazla paylaşmayı… Ve en önemlisi, affetmeyi.   Belki de bu yüzden “On Bir Ayın Sultanı” denmiştir ona. Çünkü o geldiğinde kalpler sultan olur, sofralar sultan olur, dualar sultan olur.   Rabbim bizleri Ramazan’a sağlıkla ulaştırsın. Oruçlarımızı kabul, dualarımızı makbul, kalplerimizi huzurla dolu eylesin. Bu mübarek ay; ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine birlik, dirlik ve kardeşlik getirsin.   Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan… Gönüllerimize rahmetinle, sofralarımıza bereketinle, hayatımıza huzurunla hoş geldin…  
Ekleme Tarihi: 18 Şubat 2026 -Çarşamba

ON BİR AYIN SULTANI: RAMAZAN

Takvimler bir ayı daha gösterdiğinde, kalplerimiz başka çarpmaya başlar. Sokakların ışığı değişir, evlerin havası değişir, insanların yüzündeki ifade değişir. Çünkü gelen sıradan bir ay değildir; gelen, rahmettir… Gelen, berekettir… Gelen, affın ve arınmanın kapısını sonuna kadar açan Ramazan'dır.

 

Ramazan, sadece aç kalmak değildir. Oruç, yalnızca mideyi terbiye etmek değil; dili, gözü, kalbi ve nefsi de terbiye etmektir. Gün boyu susuz kalırken aslında sabrı öğreniriz. Açlıkla imtihan olurken, yokluğun ne demek olduğunu daha iyi anlarız. Soframızdaki bir lokmanın kıymetini, bir yudum suyun değerini yeniden keşfederiz.

 

Ramazan, insanı insana yaklaştıran aydır. İftar sofraları sadece yemek masası değildir; muhabbetin, kardeşliğin ve paylaşmanın bereketlendiği birer gönül meclisidir. Aynı sofrada buluşan eller, aslında aynı duada birleşir. Zengin ile fakir arasındaki mesafe kısalır. Paylaşılan bir hurma, bazen en büyük zenginlik olur.

 

Bu ay, gökyüzünün kapılarının açıldığı, duaların daha içten yükseldiği bir zaman dilimidir. Geceyi aydınlatan teravihler, camilerden yükselen Kur’an tilavetleri, sahurda uykulu gözlerle edilen dualar… Hepsi insanın kalbine dokunan birer rahmet damlasıdır. Özellikle Kadir Gecesi… Bin aydan daha hayırlı olduğu müjdelenen o gece, ömrümüzün en kıymetli anlarını içinde saklar.

 

Ramazan aynı zamanda bir muhasebe ayıdır. Bir yıl boyunca kırdığımız kalpleri hatırlarız. İhmal ettiğimiz dostlukları düşünürüz. Eksik kalan ibadetlerimizi, yarım bıraktığımız iyilikleri gözden geçiririz. Ve belki de en önemlisi, Rabbimize yeniden yöneliriz. “Bir daha başlamak” için en güzel fırsattır Ramazan.

 

Sokaklarda pide kuyrukları oluşur, evlerde tatlı bir telaş başlar. Çocuklar ilk oruç heyecanını yaşar, büyükler eski Ramazanları anlatır. Davul sesleri, mahyalar, iftar saatini beklerken yaşanan o tatlı sabırsızlık… Tüm bunlar bir medeniyetin, bir inancın, bir kültürün asırlardır süregelen izleridir.

 

Ramazan, bize dünyaya geliş gayemizi hatırlatır. Nefsimizin değil, kalbimizin sesini dinlemeyi öğretir. Daha azla yetinmeyi, daha çok şükretmeyi, daha fazla paylaşmayı… Ve en önemlisi, affetmeyi.

 

Belki de bu yüzden “On Bir Ayın Sultanı” denmiştir ona. Çünkü o geldiğinde kalpler sultan olur, sofralar sultan olur, dualar sultan olur.

 

Rabbim bizleri Ramazan’a sağlıkla ulaştırsın. Oruçlarımızı kabul, dualarımızı makbul, kalplerimizi huzurla dolu eylesin. Bu mübarek ay; ülkemize, milletimize ve tüm İslam âlemine birlik, dirlik ve kardeşlik getirsin.

 

Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan…

Gönüllerimize rahmetinle, sofralarımıza bereketinle, hayatımıza huzurunla hoş geldin…

 
Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve 24saathaber.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.
timbir - birlik haber ajansi